Türkiye diye isimlendirilen, bugünkü toprak parçası; Kürtlerin, Lazların, Süryanilerin, Türkmenlerin ve Çerkezlerin vatanlarını, zorbalık ve entrikalarla ellerinden alarak oluşturmuşlardır. Batı emperyalizminin, Lozan’daki anlaşması ile siyasi olarak şekillenen T.C, kendini bu topraklarda zulüm ve jenositlerle var edebilmiştir. Bu zorbalık ve talan, kadim Kürt milleti başta olmak üzere, bütün dinler, diller, mezhepler ve milletler için, bilinen toprak parçasını, kabristana dönüştürmüştür. İslama inanan hakikiki ve dürüst müslümanları, ya öldürmüş ya da zindana atmışlardır. Zalim Kemalist devlete, muhalefet eden, müslümanlarla baş edemeyen devlet aygıtı, zulüm ve talan karşıtı, müslüman toplumu, yanına çekerek yedekleme projesini uygulamaya koymuştur. Devletin bu fideliğinde yetişen Türk-İslam sentezcileri, bütün İslami cemaat ve camiaların içine sızdırılarak, İslami camiaya hakim olunmuştur.
Yeşil Kemalist münafıklar ordusu, İslamın içini boşaltmış, Müslümanları yeşil münafık Kemalistlerin, rehberliğinde kontrole alınmıştır. Kemalist sistem, önceleri bazı müslüman kesimleri kendisi için kullansada, AKP dönemindeki kadar, İslam adına kötülük yapamamıştır. AKP döneminde istisnalar hariç, bütün İslami kesimler ağır suç ve günahlara ortak edilmişlerdir. Bu kadar pervasızca hareket etmelerinin sebebi, elde etmiş oldukları iktidar ve güç pereslikten kaynaklanmaktadır. Bugün Anadolu, Kürdistan ve hatta İslam alemine, rehberlik yapmaya çalışan, bu çapsız kesim, Kur’an’ın münafık sıfatlarına mutabık şahsiyetler olarak karşımıza çıkmaktadırlar.
Münafıkların karekter ve özellikleri
„Kendilerine: ‘Yeryüzünde fesat çıkarmayın’ denildiğinde: ‘Biz sadece ıslah edicileriz’ derler. Bilin ki; gerçekten, asıl fesatçılar bunlardır, ama farkında değillerdir.“ (Bakara Suresi, 11-12)
Bu münafıklar İslam alemini kan gölüne çevirdiler, ülkeleri yerle bir ettiler, bunlardan dolayı tabiat ve insanlık, İslam aleminde ağır bir darbe almış durumdadır. Bu kadar fesat çıkardıkları halde, ıslah ediciler, inşa ediciler, olduklarını anlatıp durmaktalar.
„Bunlar, içlerinden anlaşma yaptığın kimselerdir ki, sonra her defasında ahidlerini bozarlar. Onlar sakınmazlar.“
(Enfal Suresi, 56)
Hem uluslararası, hem de iç hukukta, çözüm süreci dediler, yüzbinlerce insanı hapse tıkadılar, binlercesini vahşice öldürdüler. Tecridi derinleştirerek, savaşı zirveye taşıdılar. Uluslararası anlaşmalara imza attılar. Hiç bir ahidlerine sadık kalmadılar. Yalan ve aldatmalarla aldıkları emanete, ihanet ettiler.
„Allah onların şüphesiz yalancı olduklarına şahidlik etmektedir“(Tevbe Suresi, 107) ayetiyle bildirildiği gibi, sürekli olarak yalan söylemektedirler. Yalan, samimiyetsizliklerinin açık bir belirtisidir. Tarihte bu Münafıklar kadar yalan konuşanlar olmuş mudur? Hayır, (Münafıklar) onlar ‘tartışmacı (düşman’) ve saldırgan bir kavimdir.“ (Zuhruf Suresi, 58)
Bu Münafık kesim, kadar korkak ve saldırgan taife yeryüzünde bulunmamaktadır. Ancak onlar ödleri kopan bir topluluktur. (Tevbe Suresi, 56)
Korkudan ne yapacaklarını ne söyleyeceklerini şaşırmışlardır. Karşılarında tek söz söyleyenler, anında acımasızca cezalandırılmaktadırlar. Başörtülü Annelerimize, bacılarımıza alenen, kameralar önünde namus ve iffetlerine el atılmakta, Millet vekilleri darp edilmekte ve silahla tehdit edilmektedirler. Bu kadar tutuklama ve öldürme, ödleri kopan bir toplum olduklarını göstermektedir.
‘Her çağrıyı kendi aleyhinde sanırlar.’ (Münafikun Suresi, 4)
İnsanlara karşı da güvensizdirler. Herkesten şüphelenir, her an birilerinin kendilerini al aşağı edeceklerinden korkarlar, zalimdirler ve beka sorunları derindir.
„Sen onları gördüğün zaman cüsseli yapıları beğenini kazanmaktadır. Konuştukları zaman da onları dinlersin. (Oysa) Sanki onlar (sütun gibi) dayandırılmış ahşap-kütük gibidirler…“
(Münafıkun Suresi, 4)
Bu ayetin sebebi nuzulu, sanki bizim uzun adammış gibi. Kur’an ın en iyi müfessiri zamandır belirlemesi işte budur. Uzun adamın ve yardakçılarının karekterleri bu ayetlerde ne güzel anlatılmaktadır.
Kalpleri vardır bununla kavrayıp anlamazlar, gözleri vardır bununla görmezler, kulakları vardır bununla işitmezler. Bunlar hayvanlar gibidir, hatta daha aşağılıktırlar. (Araf Suresi, 179)
Çıkar ve mevki için bunlara takılanlar da, bu ayetin kapsamına girmekteler. Hakikati tersyüz ederek, iktidarda kalacaklarını düşünmekteler. Nafile!
Kendi aralarındaki çarpışmaları ise pek şiddetlidir. Sen onları birlik sanırsın, oysa kalpleri paramparçadır. (Haşr Suresi, 14)
Bu münafık uzun adam ve tayfasının, birlikteliği ve gerçek ittifakları yoktur. Birbirlerini dost ve sırdaş edinmelerini anlatmalarına rağmen, (Cumhur ittifakı) aslında birbirlerine de hiç güvenmezler. Bunun nedeni, bilinçaltlarında kendilerinin ikiyüzlü olduklarını bildikleri gibi, karşılarındaki münafığın da, ikiyüzlü olduğunu bilmelerindendir.
Amr İbni’l-As, Resulullah (s.a.v) buyurdular ki: “Dört haslet vardır; kimde bu hasletler bulunursa o kimse halis münafıktır. Kimde de bunlardan biri bulunursa, onu bırakıncaya kadar kendinde nifaktan bir haslet var demektir: Emanet edilince hıyanet eder, konuşunca yalan söyler, söz verince sözünde durmaz, husumet edince haddi aşar.”
(Buhari, İman 24, Müslim, Ebu Davud, Tirmizi)
8 Mart’la başlayan kadın kıyamı, Newroz’la devam edecek, 1 Nisan sabahı, Samimi Ümmet ve Kürt halkı, bu münafıklardan kurtulmuş olacaktır.
Newroz Pîroz be!!!