ERDOĞAN ALAYUMAT / MA / MALATYA

Resmi kayıtlara göre Muşar Dağı, yöre halkına göre Çiya yê Dêrê (Kilise Dağı) olarak bilinen, kimine göre ise. Abdulvahap Dağı olarak adlandırılıp Malatya’nın nerdeyse her yerinden görülen dağdaki tarihi Muşar Dağı Manastırı bakımsızlıktan harabeye dönmüş. Kimi tarihçilere göre, Komagene Kırallığı tarafından, kimine göre de, Urartular tarafından inşa edilen bu manastır, bazı tarihçilere göre ise, Cenevizliler (Doğu Roma İmparatorluğu) dönemine ait olduğunu savunuyor. Zaman içinde ciddi tahribata uğrasa da günümüze kadar gelmeyi başaran manastır, şimdilerde ise define avcıların insafına terkedilmiş.

Elazığ’a 100, Malatya’ya ise 50 kilometre uzaklıkta olan manastır, Muşar Dağı zirvesinde yer alıyor. Dağın zirvesinden Malatya’nın Akçadağ, Yazıhan, Hekimhan, Arguvan ve Arapgir ilçeleri ile Munzur Dağları’nın çok net görünürken, ulaşımı ise çok güç. Fırat nehrinin üzerine kurulu Keban Barajı‘ndan Kömürhan Köprüsü’ne kadarki uzantısı, dağın etrafından bir yarım daire çizerken, daha sonra yapılan Karakaya barajı suları ile de dağın etrafı büyük bir göl manzarası ile büyüleyici bir güzelliğe sahip.

Askeri eğitim alanı olarak kullanıldı 

Bir dönem askeri eğitim alanı olarak kullanılan Muşar Dağı, şimdilerde ise madde bağımlılığına zorlanan çocukların ve define avcıların insafına terk edilmiş. Manastırın duvarları ve birçok yeri zaman içinde bakımsızlıktan yok olurken, define avcıları ise içini köstebek yuvasına çevrilmiş. Yapılan kazılar ile manastır ciddi anlamda tahrip olurken, geceleri de madde bağımlısı çocukla mekan ediyor. Manastırın duvarları ise, sprey boyalı yazılarla dolu. Manastır içinde bulunan Hazreti İsa ile Meryem Ana kabartmalarının defineciler tarafından sökülmüş durumda. Manastırın yanında bulunan mezarlık ve su sarnıcı ise büyük oranda yok olmuş.

 

Defineciler talan etti

Gazeteci Cumali Uyan, bölge tarihi bakımından manastırın büyük bir öneme sahip olduğunu dile getirdi. 70’lerden bu yana manastırın restore edilmesi için ciddi çabalar gösterdiğini anlatan Uyan, ancak tüm çabalarının yerel yöneticiler ve siyasi irade tarafından dikkate alınmadığını söyledi.

Daha sonraki yıllarda defineciler manastırı ciddi anlamda tahrip ettiğini vurgulayan Uyan, “Yapının temeline kadar içinde derin çukurlar açılmış. Tarihi taş duvarın temeline kadar kazmışlar kazmalarla, küreklerle. 50’li 60’lı yıllarda yapının içi dümdüzdü. Şimdi delik deşik edilmiş” diye belirtti. Sadece definecilerin verdiği zarar dışında bölgede yaşayan ve havanlarını otlatmaya gelen yöre halkının da manastırı ahır gibi kullandığına dikkat çeken Uyan, “Bazen davarını, sürüsünü o yükseklerde otlatan çobanlar geceleri orayı davar ağılı gibi kullanıyorlar. Bundan kaynaklı tarihi manastır hayvan pisliğinden geçilmiyor” dedi.