Salih Muslim: "Şam ile yapılan sadece askeri anlaşmadır. Bu Suriye’nin kendi sorunlarını kendi içinde çözebileceğinin ilk adımıdır. Bu, birbirimize söz vermenin bir sonucudur. Bu adımın içinin doldurulması, diyalog kapılarının açık tutulmasıyla olacak."

[caption id="attachment_209020" align="alignleft" width="159"] SÖYLEŞİ: YAVUZ ÖZCAN[/caption]

Demokratik Birlik Partisi’nin (PYD) Sözcüsü Salih Muslim, kamuoyunun merak ettiği Şam ile Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi arasında Türk işgal ve soykırım saldırısına karşı yapılan anlaşmayla ilgili gazetemize bilgi verdi. Muslim, anlaşmanın sözlü bir anlaşma olduğunu, askeri bir anlaşma olup, sınırların birlikte korunmasını kapsadığını belirtti. Karşılıklı sözlerin verildiğini ifade eden Muslim sorunların, Suriye’nin kendi içinde çözülmesinden yana olduklarını vurguladı.

Türkiye kara savaşına ne kadar girebilir?

Türkiye kendisi kara savaşına girmek istemiyor. Özellikle de kendi birlikleriyle girmek istemiyor. Çünkü tehlikenin farkındadır. Sadece radikal cihatçılara destek veriyor. Zaman zaman tanklarla girip hemen çıkıyor. Bu nedenle kendisi kara savaşına cesaret edemiyor. Ancak her yerde topladığı hırsız, talancı, barbar çeteleriyle saldırıyor. Şu ana kadar da çok kayıpları oldu. Türkiye kendi askerlerinin ölüm haberini vermiyor ama ölen askerlerin sayısı çok. İki gün önce 8 asker ölmüştü ama bu askerlerin hiç biri hakkında tek haber çıkmadı. Kendi paralı çetelerinin kayıplarını zaten hiç vermiyorlar. Kara savaşından çok hava destekli çeteleriyle savaşıyor.

DAİŞ’i eskisi kadar canlanacak gücü var mı? Suriye Demokratik Güçleri’nin (QSD) elindeki tutuklular ne durumda?

DAİŞ’in gizli hücreleri hala var. QSD operasyonlarından kaçıp kurtulan DAİŞ emirlerini, bu saldırgan radikal canavarlara komutan yapmışlar. Diğer getirdiklerinin de DAİŞ’ten farklı olmadıklarını dünya kamuoyu yakınen biliyor. Sadece kılık değiştirmişler. Türkiye ilk olarak hapishanelerin çevresini bombaladı. Türkiye DAİŞ elemanlarının ailelerine ulaşırsa onları da kendisi için kullanacak.

ABD Başkanı Donald Trump’ın, cezaevleri ve kamplardan kaçanlar için, “Kürtler bu savaşa bizi dahil etmek için bazılarını serbest bırakıyor olabilir” sözlerinin karşılığı ne?

Türkler, DAİŞ’lilerin bulunduğu cezaevlerine ve kamplarına yönelirlerken bunun olacağı biliniyordu. Bizim kimseyi serbest bıraktığımız yok. Söz konusu yapılması bile doğru değil. DAİŞ’liler halen bizdedir. Kaçanlar da, Türklerin kamp ve cezaevlerini bombalamaları sonucu kaçtı. Amerikan askerlerinin gözleri önünde Eyn İsa cezaevi ve kampın etrafını bombaladılar. Peki Türkler kampı ve cezaevini bombalarken onlar niye sustular ve neden bir şey yapmadılar? Türklere neden niçin bunu yapıyorsunuz demediler? Bu tür şeyler söylemek doğru değil. Hele hele bizi suçlayıcı cümleler kullanmak hiç uygun değil.

Suriye ile yapılan anlaşma sonunda bu savaş biter mi, yoksa Türkiye oyalanmak için kalır mı?

Bizim bu yaptığımız anlaşma, bilinen anlaşmalar gibi değil. Sözlü olarak yapımış bir nevi birbirimize söz vermişiz gibi bir durum. Elbette bu savaşın biteceği anlamına gelmiyor. Ancak halkımızı ve bu coğrafya da bulunan halkları, soykırımdan kurtarmak için böyle bir girişimde bulunduk. Biz zaten baştan beri bunu söyledik:Sorunu Suriye’nin kendi içinde çözmek istiyoruz. Türkiye zaten başından beri Suriye’yi parçalamak, istikrarsızlaştırmak istiyordu. Sınırlarını korumak Suriye hükümetinin görevidir. Bu savaş öyle kısa sürede sona ermeyecek. Türkiye ulaşabildiği her yeri işgal etmek istiyor. Bizim bu girişimimiz Suriye’nin sorunlarını kendi aralarında çözebileceklerinin de ifadesi aslında.

Şam ile yapılan anlaşma nasıl bir anlaşma? Kısa sürede bu görüş birliği nasıl sağlanabildi?

Bizim Şam ile yaptığımız anlaşma bilinen anlaşmalar gibi değil. Sözlü olarak yapılmış bir nevi söz verme gibi. Şam ile yapılan sadece askeri bir anlaşmadır ve bu Suriye’nin kendi sorunlarını kendi içinde çözebileceğinin bir ilk adımıdır. Bu birbirimize söz vermenin bir sonucudur. Bu adımın içinin doldurulması, diyalog kapılarının açık tutulması, oturup konuşulması ve bu konuşmalar sonuncunda da varılacak ortak paydalarda uzlaşılmayla mümkün olacak. Yapılan anlaşma temel olarak  sınır güvenliğinin sağlanmasını esas alıyor. Suriye’nin sınırları, dolayısıyla Suriye’nin egemenliği ihlal edilmiştir. Bu egemenliği korumak için sınırı beraber korumak gerekiyor. Bunun için de Suriye askerleri, Derik’ten Fırat’a kadar yerleşecek. Bu da, sınırların tümünü birlikte korumaktır. Suriye askerleri şehir içlerinde bulunmayacak. Şehirlerin dışında belirlenen yerlerde kalacak. Demokratik Özerk Yönetimin işine karışılmayacak. Buradaki meclisler, olduğu gibi çalışmalarına devam edecek. Bu sözlü anlaşmanın temel amacı halkımızı soykırımdan korumaktır. Türk  devletinin niyeti açıkça soykırımdır. Yıllardır sebepsiz, yersiz bizi her gün tehdit eden Erdoğan’ın niyeti de, pratiği de budur.

Varılan bu anlaşmayla bir süredir Şam ile kesilen görüşmeler yeniden başlıyacak mı?

Evet görüşmeler Şam’da devam edecek ve yapılacak görüşmelerin ana çerçevesi, Demokratik Özerk Yönetim’in tanınması, anayasada Kürtlerin haklarının tanınması ve buradaki diğer halkların haklarının anayasal güvenceye alınması olacak. Bu konular masada olacak. Bunlar süreçlerdir. Yapılan bu anlaşmanın çerçevesinin ne kadar geniş olacağı oradaki tartışmalarla belirlenecektir.

Rusya’nın bu varılan anlaşmadaki pozisyonu nedir?

Rusya yapılan bu anlaşmanın garantörüdür. Bu anlaşmanın uygulanması önemlidir. Bu anlaşmanın saldırıları durdurup durdurmayacağını pratikte göreceğiz. Daha önceki süreçlerde de belirttiğim gibi Rusya ve Şam ile görüşmek ve anlaşmak istiyorduk, pek istekli değillerdi. Son gelişmelerle birlikte bütün taraflar, yeniden düşünmeye mecbur kaldı. Şimdi Rusya da biliyor ki, Türkiye bizim bölgemizi de işgal ederse Suriye devleti de kaybedecek. Çünkü Türkiye yerleştiği alandan çıkmaz. Suriye de bizim kadar biliyor ki, Türkiye daha önce Cerablus-Efrîn ve diğer yerleri işgal etmiş ve burayı da işgal ederse, Milli Misak sınırlarını ta Kerkük’e kadar genişletmeyi arzulayacaktır. Bu nedenle de Suriye buna karşı durmalı. Yaptığımız bu  anlaşmayla bu sorunu beraber çözelim dedik. Birliği, beraberliği en çok istiyen biziz. Suriye bunu biliyor ama Suriye de kendisini bazı şeylerden kurtaramyor. Kendisini bir şeylere bağlamış, kurtaramıyor. Eninde sonunda bir şeyler yapmak zorundadır. Birlik için adımlar atması lazım.

Anlaşmanın üzerinde günler geçti henüz hava sahasının kapatılması konusunda bir adım atılmadı bunun sebebi nedir?

Rusya ve Rejim hava sahasını Türk uçaklarına kapatacaklarını ve hava saldırılarını durduracaklarını söyledi. Bu da zaten QSD güçlerinin yürüttüğü Onur Direnişi’ne destek olacak. Biraz rahatlatacaktır. Bu söz verildi.

Bir sınır güvenliği anlaşması yapıldı ve hem QSDhem de Türkiye onayladı? Ne oldu da bu anlaşmada anlaşılamadı?

Suriye Demokratik Güçleri (QSD), Türkiye’nin soykırım yapma niyetini bildiği için Amerikalılarla ve onlar aracılığıyla sınır güvenliği anlaşmasıyla durdurmaya çalıştı. ABD, Türkiye ile QSD arasında dolaylı olarak arabuluculuk yaptı. Son anlaşma Amerikalılarla Türkler arasında oldu. QSD bu anlaşmayı onayladı. Amerika da bu anlaşmanın garantörü oldu. Amerikalılar her iki tarafla da görüşüyordu. Bu anlaşmada Şam’la yapılan anlaşma gibi askeri bir anlaşmaydı. QSD sonuna kadar bu anlaşmaya uydu ve ne gerekiyorsa yaptı. Türkiye ise buna uymayarak işgale başladı.

Peki Şam Yönetimi, Türkiye’nin bu saldırılarını bir süre daha sürdürmesi ve QSD’nin zayıflaması veya yorulmasını bekleyip isteklerinin çıtasını yükseltme gibi bir ağırdan alma durumu gösterirse ne olacak bu anlaşmanın durumu?

Biz “Gelin sınırları birlikte koruyalım, egemenlik için birlikte bir şeyler yapmak istiyorsanız, birlikte yapalım” diyoruz ama onlar “Gelin teslim olun, ondan sonrasını biz yaparız” derlerse bunu kesinlikle kabul etmeyiz. Biz elimizde ne geliyorsa yapacağız bu kadar net. Biz ilk günden beri hep diyaloga açık olduğumuzu belirttik ve buna bağlı kaldık. Biz gerekeni yaptık. Üstlerine düşen görevleri yerine getirmezlerse, biz kendi yolumuza devam edeceğiz. Biz örgütlü bir halkız, kendimize güveniyoruz.

Amerika’nın daha doğrusu Trump’ın tavrı Saddam ve Kuveyt olayıyla benzeştiriliyor, bunda ne kadar gerçek payı var ?

Evet Kuveyt gibi bir durum söz konusu. Erdoğan Saddam’a benziyor. Aynı diktatörlük, aynı söylemler, aynı şekilde bütün dünyayı karşısına almış olmada ortak özellikleri var.

Kürt sorunu ve Kürdistan bu kadar dünya gündemine oturmuşken artık geriye dönüş olur mu?

Kürt sorunu uluslararası bir soruna donüşmüş. Türkiye bu denli inat ve inkara gitmeseydi bu sorun çoktan çözülmüştü. Türkiye hep engel oluyor ve eğer bunu böyle sürdürürse bizim kadar kendisi de zarar görecek. Biz elimizden geleni yaptık ve yapıyoruz. Herkesin gördüğü gibi Türkiye’nin kini, inadı, inkarı ve öfkesi hiç dinmiyor. Bir barışın sağlanması için iki tarafın da ikna olması gerekiyor. Türkiye buna hiç yanaşmadığı gibi vurmakla, dövmekle fitne-fesadı halkların arasina sokarak bu durumu sürdürmeye çalışıyor.

Suriye yönetimiyle ortak anayasa yapılırsa Türkiye nasıl bir tavır alır sizce?

Türkiye, Kürtlere açılan her kapıyı kapatmak istediği gibi Suriye’de temel hak sahibi olan Kürtlerin, Anayasa Komitesi’ne katılmaması için her şeyi yaptı ve yapıyor. Kürtlere tahammül etmiyor. Bütün halkların haklı olarak istediği demokratik bir sistem istemi ve arzusuna bile tahammülleri yok. Elli yıldır Avrupa Birliği’ne gireceğim diyerek AB kapısında bekliyor. Niye? Çünkü AB bir demokrasi dayatıyor. Eğer AB’ye girerse, düşünün Kürtler demokratik ortamda haklarını elde edecekler, etmesinler diye AB’nin hiç bir değerini benimsemiyorlar. Bu tutumunu devam ettirirse daha çok şeyden olacaklar. Hep böyle Katar parasıyla yaşayacak değil. Katar nereye kadar verecek?