Hükümet, bırakın çözüme dair adımlar atmayı; çözümsüzlüğü, savaşı dayatan bir yaklaşımı tercih etti. Suriye’ye uluslararası müdahale için ortada dört dönüyor. Bu konuda bir terslik olması durumunda ise zaten gerçekleştirdiği fiili müdahaleyi resmileştirme telaşında.
ABD bölgeye asker göndermeyeceğini, saldırıyı havadan gerçekleştireceğini ilan ediyor. NATO "Türkiye’ye saldırı olursa" diye şart koşuyor. Batılı emperyalistler "bu kadar çok istediğine göre ateşin ortasına önce sen gir, sonrasına bakalım" diyorlar yani. Başbakan da "her şeye hazırlıklıyız" diye beyanatlar veriyor.
Başbakan "her şeye hazırlıklıyız" diyor. Suriye sınırına yığılan savaş araç gerecine, askerine bakarak, hırslarının esiri olarak söylüyor bunu. İnsan faktörünü, yüzyıllarca dinmeyecek acıları hiçe sayarak, sanki kendi canını koyarmış gibi ortaya, bol keseden…
Can, can değil bu pazarlıkta. Amerikalı’nın canı Suriyeli’ninkinden de Türkiyeli’ninkinden de daha kıymetli. Amerika savaş uçaklarını, füzelerini, bombalarını, Türkiye on on, yüz yüz insanını koyuyor bu savaşa. Düşen uçağın, patlayan füzenin yerine yenisi gelirken insanın yerine yenisinin konamayacağını bilerek…
Müslümanlar kıyıma uğratılıyor da, Erdoğan da kardeşlerine sahip çıkıyor edası içinde. “Suriye’de kimi kime kırdıracaksın” diye soran yok mu? Elbet var. Ama buna karşı da hamlesi hazır savaş çığırtkanlarının. Diyorlar ki “Şiiler Müslüman değil”. Yani katledilmelerinde bir sakınca yok.
Şiilerin Müslümanlıkları tartışması bir yana, Müslüman olmayanları katletmek mübah anlayışı içinde, arkasında Müslümanların desteğini var sayıyor Erdoğan. İslam’ı, Müslümanları korumak söz konusu olduğunda tüm Müslümanların kendisine itaat edeceğini, her bir müslümanın savaşta bir katile dönüşeceğini var sayıyor. Tüm Müslümanları potansiyel insanlık düşmanı farz ediyor.
Başbakan böyle düşünüyor. Müslümanları insanlıktan çıkmış, dindarlıktan öte kindar bir güruh haline getirmek için eğitim, kirli propaganda, duygu sömürüsü, din sömürüsü dahil her yolu kullanıyor.
Erdoğan bunu yapıyor. Ya Müslümanlar? Kendileri hakkında ne düşünüyorlar? Ne dini tartışmalara girmeye gerek var ne de ilmi açıklamalara bu noktada. Soru basit; insanlık değerlerinden yoksun, anamızdan doğduğumuz andaki saf insan hali reddeden, dindar ama aynı zamanda kindar, insana düşman bir güruh muyuz? Müslüman olmayanlar düşmanımız mı? Katledilmeleri mi gerekiyor? Müslümanlar katil mi? Değilse, Erdoğan’ın dini değerleri sömürmesine, yozlaştırmasına rıza mı göstereceğiz? Saldırgan ve sömürgen politikalarına karşı duracak, onun oyunlarını bozacak akla, vicdana, cesarete sahip miyiz?
Türkiye’de ya da Ortadoğu’da yaşananlara bakın. Hiç kimsenin dışında kalamayacağı zamanlardan geçiliyor. Ancak Erdoğan’ın da sırtını dayadığı, çelişkilerin merkezine konan Müslümanlar ve İslami değerler açısından başka ve hayati bir yönü daha var olanların. Çünkü İslam’ın, müslümanın insanlıkla imtihanı bu. Sonunda insan kardeşliğinin Müslüman kardeşliğine üstün gelmesi, umduğumuz.
Müslümanın insanlığıyla imtihanı
Eylül geldi çattı. Çözüm için adım atmayan hükümete verilen sürede kritik günlere girildi. Normal olarak, hükümetin beklenen adımları atarak bu krizi çözme yoluna girmesi beklenir, ama yok!