20. yüzyıl başında Musul ve çevresi Arapların, Kürtlerin, Süryanilerin, Türkmenlerin ve başka halkların yuvasıydı. Müslümanlar, Hıristiyanlar, Yahudiler ve diğer azınlıklar yan yana, Meslevi Arapça konuşarak yaşıyorlardı. Araplaştırma politikası ve DAİŞ’in Musul’u ele geçirmesinden en çok Meslevi dili konuşanlar etkilendi. Mesleviler, şimdi dillerinin yok olmasından korkuyorlar.

 

SERAP GÜNEŞ

Musul sakinleri yüzlerce yıldır, bu Irak kentinin medeniyetlerin kesişme noktası olması nedeniyle zenginleşmiş, benzersiz bir Arapça konuşuyorlardı. Bugün bu tekdüze ritimli lehçenin, yıllarca süren savaş ve halkın yerinden olması nedeniyle yok olması tehlikesi var.

Sam Kimball’ın bcdemocrat.com sitesinde yer alan habere göre, bu lehçenin konuşulduğu Musul’un eski kent merkezinin büyük kısmı DAİŞ ile savaş sırasında tamamen yıkıldı. Kent sakinlerinden binlercesi şiddetli çatışmalar sırasında hayatını kaybetti ve on binlercesi kentin yerel lehçesini ve kozmopolit geçmişine dair anılarını da alarak kaçtı.

Gelecek nesiller Meslevi bilmeyecek

Mesleviler olarak bilinen bu kent sakinlerinin çoğu, lehçelerinin de kentin kendisi gibi yok olacağından korkuyorlar.

“Eski kent merkezinden kaçanların yüzde 90’ı Musul lehçesi konuşuyordu,” diyor 26 yaşındaki Shahd Walid. Kimball kentin simgesi olan ve 2017 yazında geri çekilirken DAİŞ elemanları tarafından yıkılan 850 yıllık el-Nuri Camii’nin yıkıntılarının yakınındaki taş bir evin avlusunda konuştu. Walid, “Gelecek nesiller Meslevi bilmeyecek ve onun yerine başka lehçeler konuşacaklar” diyor.

Musul’un yıkımdan az etkilenen doğu kesiminde büyümüş olmasına rağmen bu lehçeyi hala iyi konuşan birkaç genç insandan biri. Büyükbabası ve onun eski kent merkezinde yaşayan arkadaşları ile bu lehçede konuşurmuş.

Yazılı Arapça Fas’tan Basra Körfezi’ne kadar aynı ama yerel lehçeler ülkeden ülkede büyük fark gösteriyor. Farklar telaffuzun ötesine geçiyor ve temel vokabüler ve fiil biçimlerine kadar gidiyor. Bazı lehçeler o kadar fark ediyor ki kimi zaman o lehçeyi konuşmayanlarla anlaşmak için İngilizce veya Fransızca konuşmaları gerekiyor.

Kürtçe’den sözcükler almış

Türkçeden, Farsçadan ve Kürtçeden sözcükler almış olan Meslevi lehçesi, Musul’un ve onu çevreleyen Ninova düzlüklerinin fırtınalı tarihini de yansıtıyor. İngilizce “k” sesi gibi telaffuz edilen “q” sesini içeriyor ama daha gırtlaktan söyleniyor. “R” harfini ise yuvarlamak yerine İbranice veya Fransızcadakine benzer şekilde “ğ” şeklinde telaffuz ediyorlar.

Musul lehçesinde kemerli kapıya “qantağa,” minareye “mnağa,” dar sokağa “avci” ve futbol topuna “tappi” deniyor. Bu sözcükler Bağdatlılara bile tuhaf gelir.

Iraklılar dalga geçerlerdi

Ülkenin başka yerlerinden Iraklılar, efemine diye bu lehçeyle dalga geçerler. Walid, Musul’daki genç erkekleri yabancıların yanında dalga geçilmemek için başka bir lehçeye geçtiğini söylüyor.

Lehçe üzerinde çalışan, Newcastle Üniversitesi’nden Iraklı bir bilim insanı olan Abdulkerim Yasin Ahmed’e göre lehçenin zayıflaması aslında DAİŞ’in 2014’te kenti ele geçirmesinden onlarca yıl önce başlamış.

20. yüzyıl başında Musul ve çevresi Arapların, Kürtlerin, Süryanilerin, Türkmenlerin ve başka halkların yuvasıydı. Müslümanlar, Hıristiyanlar, Yahudiler ve diğer azınlıklar yan yana, Meslevi Arapça konuşarak yaşıyorlardı.

 Bir zamanların canlı Yahudi toplumu 1940 ve 50’lerde, İsrail’in kuruluşuna paralel yükselen şiddet ve düşmanlık sebebiyle terk ettiler. Güney Kürdistan’daki Hıristiyan toplumu onlarca yıldır azalıyordu çünkü aileler savaştan ve köktendinci saldırılarından kaçıyor veya daha iyi yaşam koşulları için yurtdışına taşınıyordu.

Irak’ın Araplaştırma politikası

1960’lardan başlayarak art arda Irak hükümetleri kuzeyde Araplaştırma kampanyaları yürüttüler ve demografik dengeyi sürekli isyan eden Kürtler aleyhine değiştirecek şekilde, diğer bölgelerden sadık Araplar getirdiler. Yeni gelenler kendi kırsal, bedevi Arap lehçelerini getirdiler ve yerel lehçeyi zayıflattılar. Daha yakın tarihli olaraksa, ciddi kuraklık nedeniyle kırsal bölgelerden daha da fazla gelen göç oldu.

“Sorunumuz çok fazla karışmamız,” diyor 59 yaşındaki Saad Muhammed Jarjis, ailesinin Dicle Nehri’nin kenarındaki bir tepelikte yer alan yüzlerce yıllık evinin yıkıntıları arasında, kırık dökük kemerli yolda, parçalanmış fayanslar üzerinde yürürken. “Saddam zamanında köylerden ve kırsal bölgelerden insanlar burada resmi makamlara getirildi ve asker olarak geldiler. Musul’a geldiklerinde lehçemizi ve dilimizi etkilediler.”

 

Kuşların ötüşü gibi

25 yaşındaki Mahmud Yasin, Musul’un eski kent merkezinde doğmuş ama ataları kırsal bölgelerden gelmiş. Meslevi konuşmuyor.

“Meslevi bir arkadaşımız hızlı konuştuğunda anlamıyoruz ve ona tavuk gibi konuşuyorsun diyoruz,” diyor. “Tavuk gibi konuşuyorlar veya kuşların ötüşü gibi. Hafif ve yumuşak geliyor. Bazı insanlar kadınların konuşmasına benzetiyorlar.”

 2014’te eski kent merkezinde 60 bin kişi yaşıyordu. DAİŞ üç yıllık hakimiyeti sırasında binlerce insanı öldürdü, buna halka açık toplu infazlar da dahil. ABD öncülüğündeki koalisyonun desteklediği Irak güçleri 2017’de eski kent merkezine yakınlaştığında, DAİŞ’liler sivilleri toplayıp kalkan olarak kullandılar ve 2. Dünya Savaşı’ndan bu yana yaşanan en kanlı kent savaşında ev ev çatıştılar. Hava bombardımanı ile intihar saldırıları kenti kıyamet ertesi bir manzarayı andıran enkaza çevirdi.

Kaçan on binlerce kişi arasından sadece küçük bir sayı geri döndü. Birçok insanın geri geldiğinde yerleşebileceği bir evi yok artık, ötekiler ise Irak güvenlik güçlerinin intikam alacağından korkuyor.

Her şeyi değiştirdiler: Giysileri, konuşmaları…

70 yaşındaki Nawal Fathi, eski kent merkezinde doğup büyümüş ama çatışmadan kaçarak Musul’un batısındaki mahallelere yerleşmiş. Çocukluğunda aşiret şeyhlerinin eski kent merkezini ziyaret ettiğini, hatta ailesinin evinde kaldığını hatırlayan yaşlı kadın, bunların yerel kültüre hiçbir etkisi olmadığını gururla söylüyor.

 “Onlardan hiçbir şey almadık,” diyor gülümseyerek. Ama şimdi dil de her şey gibi kayboluyor sanki. “İnsanların zihniyeti değişti,” diyor. “Her şeyi değiştirdiler: giysilerini, konuşmalarını… Kendimize yalan söylememeliyiz. Her şeyi eski haline getiremeyiz.”

Lehçenin içinde bulunduğu sıkıntılı duruma rağmen, araştırmacı Ahmed yine de bir umut ışığı görüyor. Musul Üniversitesi’nin karşısındaki Qantara Kültür Cafe’de genç öğrenciler kentin geçmişinden tarihi eserlerin dizili olduğu bir sergiyi geziyorlar. Girişin yanında Meslevi lehçesinde ünlü sözlerin basılı olduğu tişörtler satılıyor. Musul’un artık özgür olduğunu ve bu özgün kimliği koruması gerektiğini söylüyor.

“Dil de o kimliğin bir parçası.”