Geçen hafta Bilkent Üniversitesi zemininde yapılan “kadın ve müzakere” konulu çalıştay oldukça önemliydi. Günümüz Türkiyesinin iyi ve güzel düşünen bazı değerli kadınlarını ve Kürt Kadın Hareketini, Türkiye’nin önündeki en hayati sorunları etrafında bir araya getiren önemli bir adım oldu. 

Türkiye’nin kanayan yarası olmayı sürdüren Kürt sorunu gibi hayati bir sorunun demokratik çözümü için, Önder Abdullah Öcalan’ın İmralı’dan başlattığı ve halkta, toplumda büyük bir umuda, desteğe yol açan ve müzakerenin eşiğine gelip dayanan İmralı sürecine, kadın cephesinden daha örgütlü ve iradeli bir katılım sağlamayı amaçlıyor. 

Önder Abdullah Öcalan’ın şimdiye kadar İmralı’da HDP heyeti ile yaptığı tüm görüşmelerde, kadınların da mutlaka hazır olmasını esas alan yaklaşımı, oldukça değerli ve kadınlar cephesinden takdirle olduğu kadar, duyguyla da karşılanan bir tutumu olmaktadır. İmralı’ya götürülen tutuklular arasında kadın tutukluların bulunmamasını eleştirip, bir grup kadın arkadaşın da götürülmesini önermesi de, kadını bütün süreçlere dahil eden bu tutumuyla bağlantılı olmaktadır. Bu tutarlı ve bütünlüklü yaklaşım Önder Abdullah Öcalan’ın, büyük sorunların çözümünde kadın iradesine birincil bir rol verdiğini ortaya koymaktadır. 

Kadın sorununu, tüm toplumsal sorunların anası olarak tanımlayarak, önemli ve tarihi bir sosyolojik tespit yapan Önder Abdullah Öcalan, yaptığı bu önemli tespitin güncel pratik karşılığı olarak, hazırlamak için büyük bir mücadele verdiği müzakere masasında, Özgür Kadın Kongresi KJA adına da bir temsilin mutlaka bulunmasını sağladı.

Özgür Kadın Kongresi KJA’nın da, bunu karşılama düzeyinin daha örgütlü ve iradeli, daha kapsayıcı bir katılım arayışının sonucunda bu çalıştayı yaptığı anlaşılıyor. Bilkent’te yapılan çalıştayın tartıştığı gündemi önemseyerek, kendini kalıcılaştırma arayışına girmesi de dikkat çekicidir. Türkiyeli ve Kürdistan’lı kadınların birlikte, ortak bir Özgür Kadın Meclisini oluşturma kararı, kadınlar cephesinden yeni bir süreci başlatabilir. Kendi içinden oluşturulacağı söylenen komisyonların iyi çalışması halinde hem kadın boyutunda hem de diğer tüm boyutlarda önemli roller oynayabilir. Görüşülecek, müzakere edilecek tüm boyutlara ilişkin, kadın aklıyla, kadın yüreğiyle, kadın gözüyle bakıp görüşünü ortaya koymak, bir fark yaratabilir.   

Talihsizlik şurada ki; ortada bir müzakere sürecinin resmen başlama ihtimali, maalesef neredeyse kalmadı. 

Bu umut katliamının sorumlusu başta Erdoğan, sonra da partisi AKP’dir. Kendi toplumunda bu kadar umut ve beklentiye yol açıp, başlattığı süreci yok yere bu denli başa çeken bir Cumhurbaşkanı ve hükümet örneği, herhalde başka bir yerde yoktur. 

İmralı’da yürütülen diyalog süreci artık önemli bir düzey yakalamıştı. Dolmabahçe ortak açıklaması ardından kaçınılmaz olarak müzakere masası, belgelenmek kaydıyla ve tarafsız bir izleme kurulunun takibinde kurulmak zorundaydı. Sürecin dayandığı bu aşama, devlet ve hükümet cephesinden ciddi bir karar gerektiriyordu. Kürtlerin deyimiyle artık ‘vırde wêde’ yapacak bir durum kalmamıştı. Oyalama alanı ve malzemesi kalmamıştı. Ya Davutoğlu’nun defalarca dediği gibi suyun ortasında “devam” deyip karşıya geçilecekti ya da “bu iş gerçekten de ciddileşiyor. Tamam, buraya kadar yeter” diyecek ve bunun uygun kılıflarını bulacaklardı. Devlet ve hükümetin baskın gelen kararı ikincisi oldu maalesef. Halkın, toplumun, kadınların bu moralize olma düzeyini, bu umutlanma düzeyini çok görmüş olmalılar.

Seçimin, gölgeleyen yoğun gündem ve ortamını da fırsat bilerek, Önder Abdullah Öcalan ile görüşmeleri kesecek kadar ileri gittiler. Tam kırk üç gündür İmralı’dan haber yok. PKK yönetimi, silahların kaderini tartışacağı kongrenin hazırlıklarını, devlet ve hükümetin içine girdiği bu tıkatıcı tutumlarından dolayı askıya aldığını, dondurduğunu açıkladı. PKK, son yaptığı yürütme toplantısında böyle bir karara gittiğini açıkladı. Başka da bir şansı kalmamıştı zaten. 

Kürtlerin savaşı, silahı sahiden bırakması, gerçekten bazı güçlerin işine ve çıkarlarına gelmiyor. Bu savaştan geçinmeyi öğrenmiş, yaşamını ve büyümesini buna oturtmuş güçler aşılmazsa, bu sorun daha uzun yıllar çözülmez. Çözülmeye mahkum olan bu sorunun çözümünü geliştirmek için, bu güçlerin cesurca aşılması lazım. Bu da Türkiye demokratik güçlerinin ciddi bir ortak tavır geliştirmesine bağlıdır. Bunun güncel karşılığı, Kenan Evren canavarını cezalandırmayı başaramayan Türkiye Demokratik Güçlerinin, Evren zihniyetini sürdüren AKP hükümetini, seçim sandığında cezalandırmasıdır. Evrene soramadığı hesabı, sandık başında mirasçısı olan AKP’ye sormasıdır. 

Kadın ve Müzakere Çalıştayı’nda oluşturulan Özgür Kadın Meclisi; müzakere sürecine kadının örgütlü, iradi katılımını sağlama amacıyla oluştu ancak özlemi duyulan, bir araya gelişin de ifadesi olacaktır. Bu bakımdan, sürecin zikzaklarındaki dar aralıklarda da rolünü aktif bir biçimde oynayabilir. Sürecin tıkanmayla yüzyüze olduğu şu günlerde, konuyu kamuoyunda gündemleştirebilir, seçimlerde demokratik güçler cephesinde ciddi bir kadın tavrını geliştirebilir. Çünkü seçimde Türkiye demokratik güçler adına HDP’nin barajın üstüne çıkması ve bozguncu AKP’nin geriletilmesi, tek başına iktidar şansını yitirmesi halinde, yaşanan tıkanmanın aşılması olasılık dahiline girebilir.