Akademisyen Prof. Doğu Ergil, çözüm süreciyle ilgili tartışmaları DİHA’ya değerlendirdi. Her tarafın “kendi çözümünü istediğini” söyleyen Ergil, “Hükümetin ne yapacağını, ne vadede yapacağını, öncelik sırasını ve bu önceliğe göre her aşamadan sonra ne gibi değişiklikler olacağını, buna karşılık diğer taraftan ne istediğini, ne beklediğini, sonuçta nereye varmak istediğini, büyük anlaşmanın kapsamını ne olduğunu açıklaması lazım” şeklinde konuştu.


Süreçten bahsetmek için

Hükümet’in tutumundan kaynaklı belirsiz, spekülasyona ve kuşkulara açık, “süreç var mı, varsa nasıl bir şey” sorularının sürekli gündemde olduğunu da vurgulayan Prof. Ergil, bir süreçten bahsedebilmek için müzakerelerin olması gerektiğini söyledi:”Müzakerelerin tarafları yöntemi, yani usulü neyin müzakere edileceği neyin müzakere konusu olduğunun açık olması lazım. Burada müzakere iki taraflı bir temastır. İki taraflı bir iletişimdir. Taraflar iletilerini karşıya sunarlar bunun karşılığını beklerler. Amacın ne olduğu açıktır.”

Yola getirilecek grup olarak görüyor

PKK’nin “Türkiye’nin çehresini değiştirecek büyük bir dönüşüm” beklentisi içinde olduğunu savunan Prof. Ergil, sözlerini şöyle sürdürdü: “Türkiye’nin siyasetini hukukunu ve hatta belki yönetimini değiştirecek bir beklenti içinde. Hükümetin ise buna hiç mi hiç niyeti yok. Hükümetin istediği silahların susması, ortadan kalkması ve ortalığın sükuna kavuşmasıdır. Silahlar ortadan kalksın ondan sonra bir çözüme kavuşalım! Ondan sonrası beli değil. PKK önce çözüm olsun sonra silahlar kalksın diyor. Bu asgari meselede bile bir görüş ayrılığı var. Bu düşünce zincirinde bir halka kopuk. Bunun oluşması iki tarafın beklenti ve düşüncelerinin birbirine kavuşabilmesi için müzakerelerin olması lazım. Hükümet bunun bir müzakere gibi görünmesini istemiyor. Çünkü müzakere eşit iki tarafın oturup bir amaç doğrultusunda anlaşmaya varma sürecidir. Ama beklentiler farklı, bir de karşı taraf hükümetin tanımına göre ‘terörist!. Onu taraf değil, beklentileri yerine getirilmesi gereken yasa dışı bir örgüt olarak görüyor. Bu yaklaşımla müzakere olmaz. Hükümet karşı tarafa söyleneni dinleyen, yoldan çıkmış, bir grubun yola getirilmesi olarak bakıyor. Ama bakış açısı bu olunca nereye varılır sorusu havada kalıyor. Öyle anlaşılıyor ki bugüne kadar ki benimsenen yöntem ve gelinen nokta bu işin kapsamlı bir reformdan çok siyasetin silahsız yapılmasına yöneliktir.”

Hükümet sis perdesi yaratıyor

Sürecin şeffaf yürütülmesini de önemli bulan Ergil, “Süreç açık olmadığı için sürecin sonunda nereye varılacağı beli olmadığı için ortalığı sürekli rivayetler, dedikodular, spekülosyanlar kaplıyor. Sis perdesi oluşuyor” dedi.

ANKARA