
Şarkıyı yasaklayan ‘devrim’
Feyzî, okul yıllarında da arkadaşları için şarkı söyler. Okul yönetiminin kendisini farketmesiyle henüz 11 yaşındayken etkinliklerde sahne alır. Ancak Gowhar Feyzî’nin müzik tutkusu, 1979 İran devrimi ile birlikte kesintiye uğrar. Ülke çapında atmosferin değiştiğini belirten Feyzî, “İran İslam Cumhuriyeti müziği yasaklamıştı. Ne erkek ne de kadının toplum önünde şarkı söylemesine izin verilmiyordu” dedi. Bu değişimin bir sonucu olarak, müziğe olan ilgisini devam ettiremediğini kaydeden Feyzî, henüz lise eğitimini tamamlamamışken, merkezi hükümet ve Kürt gerillaları arasında başlayan iç savaş nedeniyle memleketleri olan Bokan’ı terk etmek zorunda kaldıklarını anlattı: “İran İslam Cumhuriyeti iktidara geldiğinde, kadın hakları, kadını özgürlüğü ve onuru ihlal edildi. Ayrıca kadınların hükümet görevlerinde çalışmaları yasaklandı. Bir yıl sonra, İran Cumhuriyeti’nin zorlaması nedeniyle memleketimiz Bokan’ı terkettik ve bölgenin çevresindeki dağlara sığındık.”
Dağlarda müziğe dönüş
Bu savaşta Feyzî‘nin kardeşleri de katledilir. Tüm yaşananlara rağmen yaşama umudundan vazgeçmediklerini belirten Feyzî, devamla şunları söyledi: “Hayatımızı planmaya devam ettik. Köyün çocuklarına Kürtçe öğretmek için İKDP (İran Kürdistanı Demokrat Partisi) tarafından düzenlenen öğretmen eğitim kursunu yaptık. Eğitimden sonra bir köyde öğretmen olarak çalışmaya başladım. Yaz tatillerinde de İKDP Hastanesi’nde hemşire olarak çalışıyordum. Bir keresinde İKDP müzik grubu yaralı gerillalara baktığım bölgenin etrafında turneye çıkmıştı. Müzik grubunun performansında, ben de tutkuyla bir şarkı söyledim ve sesimi çok beğendiler. Daha sonra İKDP müzik grubuna katıldım ve orada müzisyen olan eşim ile tanıştık ve 1983 yılında dağda evlendik.”
Gowhar Feyzî, dağda hem müzik ekipmanlarından yoksun oldukları hem de savaş yaşandığı için iyi kalitede müzik üretemediklerini söyledi. Yapabildikleri kayıtların da saldırılardan dolayı tahrip olduğunu ya da geride kaldığını sözlerine ekledi.
Hep bir tarafı eksik
O zamandan beri şarkı söylediğini dile getiren Gowhar Feyzî, 1993 yılında İngiltere’ye sığınır. Kısa zamanda dil öğrendikten sonra üniversiteye gider. Tüm bu azim ve çaba içerisinde zorluklar ile başetmeye çalışırken, Feyzî aynı zamanda bir tarafının hep eksik olduğunu hisseder. O da kardeşleri ve yurdudur. Feyzî, yaşamındaki bu ikinci zorlu süreci şöyle anlatıyor: “Boşluk hissi, ait olmama ve memleketimden sürgünlük hissi, tüm ruhuma hakim olmuştu ve ben bu duygular içinde boğuluyordum. Kardeşlerimi yitirmiş olmak, yurduma dönememek beni harap etti, çok zayıf düşmüştüm ve bu durum bende depresyona yol açtı. Sevdiklerimi görme umudunu kaybettikten sonra, neredeyse yaşamdan vazgeçtim ve mücadele edecek hiç enerjim kalmamıştı.”
Şarkıcı ve kadın hakları aktivisti
Ardından eşinin yardımıyla şarkı söylemeye başlayan Gowhar Feyzî, o zamanları şöyle anlatıyor: “ Eşim şarkı söylemeyi sevdiğimi biliyordu. Bir gün, eskisi gibi o keman çalarken şarkı söylememi istedi. Eşimin, sabırlı yaklaşımı ile birkaç ay içerisinde ülkemden uzakta, ülkemi yeniden hissetmemi sağlayacak ruh haline kavuşmuştum. Ülkemin kilamlarını söylüyor, söyledikçe yeniden ülkemi yaşıyordum. Müzik yoluyla yeniden hayata tutunmuştum. 2005 yılında sekiz ve 2008 yılında da beş şarkı kaydettim.”
Kürt şarkıcı Gowhar Feyzî, 1998 yılında bir grup kadın aktivist ile tanışır. Kadın hakları konusunda bilinçlendirme amacı ile bir organizasyon oluşturmaya ve bu yolla atölye, konferans, seminer vb. etkinlikler yapmaya karar verirler. Feyzî, bu konudaki çalışmalarını yoğun bir şekilde sürdürüyor. Kürt kadınlarına da, “gelecek nesil için eğitime, günümüz teknolojisine ve bilime önem vermeleri” mesajını gönderiyor.
SUNA ALAN/LONDRA