Tek millet, tek devlet, tek vatan ve tek bayrak nakaratını tekrarlayıp Kürtlerden başka vatan aramalarını istemenin Başbakan ve AKP'ye hiçbir hayır getirmeyeceğine işaret eden KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanlığı, "Kürtler bu toprakların en kadim halkıdır. Bu halkı kök saldığı topraklardan koparmaya hiç kimsenin gücü yetmeyecektir. Kürtleri kovmaya çalışanlar mutlaka bu topraklardan kovulacak" dedi.

Türk Başbakan Recep T. Erdoğan, önceki gün havalimanı ve yapımı tamamlanan bazı tesislerin açılış töreninde yaptığı konuşmada, Kürt halkına Kürt Özgürlük Hareketi'ne dil uzatmıştı. Bir süredir yeniden "anadilde eğitim olmaz" diyerek, hazırladıkları 'demokratikleşme paketi'nin hükümsüzlüğünü de ifşa eden Erdoğan, Adıyaman nutkunda, "Ya sev ya terket" moduna dönüş yapmış ve şunları söylemişti: "Bizi parçalamak isteyenlere karşı tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet dedik. 780 bin kilometre karede ikinci bir devleti isteyenler kusura bakmasınlar onlar kendilerine nerede devlet buluyorlarsa buyursunlar oraya gitsinler. Ama bizim ülkemizde tek vatanımız var, tek bayrağımız var, bu bağımsızlığın ifadesidir, yıldızıyla da şehitlerimizin ifadesidir. Tek milletiz… Bu kadar rahatlık, bu kadar imkanlar varken şu eğitimde yaptığımız, sağlıkta yaptığımız devrimler niye sizi rahatsız ediyor bunlara bunu söyleyin, ne oluyor size deyin."

KCK'den sert yanıt

KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanlığı, dün yazılı bir açıklamayla Erdoğan'ı bu sözlerine sert yanıt verdi. KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanlığı, Erdoğan'ın Adıyaman’da yaptığı konuşmayla Kürtlere bakışını; Kürt sorununun çözümünde bir politikası olmadığını ortaya koyduğunu belirterek, eski söylemleri bir daha tekrarlayarak çözümsüzlükteki ısrarını gösterdiğini kaydetti. Başbakan'ın hala kültürel soykırımcı ulus-devlette ısrar ettiğinden anadilde eğitim istenmesini ve kendi kendini yönetme talebini ayrı devlet isteme olarak gördüğünü vurgulayan KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanlığı, ancak bununda gerçekleri çarpıtmaktan ve demagojiden ibaret olduğunu ifade etti.

Sürece yaklaşımı budur!

Herkesin demokratikleşme adımları beklediği bir zamanda yine tek devlet, tek millet, tek vatan ve tek bayrak tekerlemesini dillendirmesinin ve anadilde eğitim olmaz demesinin Başbakan’ın sürece yaklaşımını gösterdiğinin altını çizen KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanlığı, 2008 yılında olduğu gibi "tek devlet, tek millet, tek vatan ve tek bayrağı kabul etmeyen başka yere gitsin" diyerek soykırımcı zihniyette ısrar ettiğini belirtti. Başbakan’ın soykırımcı ulus-devlet zihniyetini svaunduğunu, “İnkar ve asimilasyonu ayağımızın altına aldık” yalanının da açık olduğunu kaydeden Yürütme Konseyi Eşbaşkanlığı, kültürel soykırım ve Türkleştirme stratejisinden vazgeçilmediğinin bir kez daha ilan edildiğini vurguladı.

Türkleştirme stratejisinin dışa vurumu

Başbakan’ın her fırsatta anadilde eğitim olmaz söylemi ve tek millet ısrarının Türkleştirme stratejisinin dışavurumunu ifade ettiğine dikkat çeken KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanlığı, açıklamasını şöyle sürdürdü: "Kürtlerin anadilde eğitim talebini devlet isteme olarak görmesi bu zihniyetinden kaynaklanmaktadır. Çünkü anadilde eğitim olduğunda devlet soykırımcı karakterinden çıkacak, tüm farklılıkların kendi özgür ve demokratik yaşamına kavuştuğu yeni bir devlet haline gelecektir. Kürtler ve başka topluluklar farklılığımız kabul edilsin, varlığımız güvenceye alınsın dediğinde, hemen 'Çekin gidin' denilmektedir. Özellikle Kürtlere bu sözler cumhuriyet tarihi boyunca sürekli söylenmiştir. Tayyip Erdoğan ya Türkleşeceksiniz ya da bu topraklardan gideceksiniz diyen Mahmut Esat Bozkurt ve Nihal Atsız’ın izinde yürütmektedir. Çok eleştirdiği tek parti döneminin kültürel soykırımcı politikalarını hem de 21.yüzyılda açıkça savunmaktadır."

Uyuşturucu yalanına sarıldı

Erdoğan'ın Kürt Özgürlük Hareketi'ni "uyuşturucu kaçakçılığı yapmak"la suçlamasına da yanıt veren KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanlığı, şöyle devam etti: "Kürt sorununda adım atma ve çözüm iradesi olmayın Başbakan bu yüzünü gizlemek için önceki iktidarlardan aldığı 'Uyuşturucu kaçakçılığı yapıyorlar' yalanına sarılmış bulunmaktadır. Halbuki iddia ettiği uyuşturucu ekiminin tümü jandarmanın bilgisi dahilinde yapılmaktadır. AKP yandaşları hiçbir dönemde olmadığı kadar devlet imkanları kullanarak palazlandıkları halde Kürtleri rantçılıkla suçlamak da utanmazlıktan başka bir anlama gelmemektedir. On yıllardır yapılan bildik psikolojik savaş suçlamalarına başvurması, AKP Hükümeti'nin Kürt sorunundaki kültürel soykırımcı politikalarını örtmeyi amaçlamaktadır."

Hayırlı iş yapmak istiyorsa

AKP ve Başbakan'ın otoriter faşistlerin söylemi olan 'tek tek tek' nakaratını bir tarafa bırakarak Kürt halkının ve demokrasi güçlerinin beklediği adımları atmasını salık veren KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanlığı, oyalama politikasının sonuna gelindiğine dikkat çekerek, şu hususların altını çizdi: "Eğer Başbakan hayırlı bir iş yapmak istiyorsa kendilerinin de siyasi yaşamının güvencesi olacak Türkiye'nin demokratikleşmesinde ciddi adımlar atmalı ve Kürt sorununu çözmelidir. Tek millet, tek devlet, tek vatan ve tek bayrak nakaratını tekrarlayıp Kürtlerden başka vatan aramalarını istemek AKP'ye hiçbir hayır getirmez. Kürtler bu toprakların en kadim halkıdır. Bu halkı kök saldığı topraklardan koparmaya hiç kimsenin gücü yetmeyecektir. Dağdan gelip bağdakini kovmak tam da Başbakan’ın yaptığına denmektedir. Kürtleri kovmaya çalışanlar mutlaka bu topraklardan kovulacak, Kürtler diğer halklarla birlikte Türkiye sınırları içinde özgür ve demokratik yaşamlarına kavuşacaklardır.
Kürtlerin özyönetim hakkı ve anadilde eğitim istemine 'Çekin başka yerlere gidin' diye cevap vererek bu sorunu çözmekten kaçanlar kesinlikle halkımızın demokratikleşme ve çözüm iradesinin altında kalacaklar ve halklara karşı suç işleyenler olarak tarihin vicdanında yargılanacaklardır.
Başbakan’ın bu sözleri vesilesiyle Kürtleri ve demokrasi güçlerini mücadeleyi yükselterek sürece sahiplenmeye ve bu süreci demokratik Türkiye ve özgür Kürdistan yaratmayla taçlandırmaya çağırıyoruz."

ANF/BEHDİNAN