"ateşe, suya ve toprağa kan değdi/

şeytana şahidim çok kötü şeyler yaşandı bu dünya da" diyerek başlıyor söze. O hepimizin tanıklıklarını, sancılarını bizim sözümüzün kifayetsiz kaldığı bir derinlikten ifade ediyor. İç sesiyle konuşuyor, bağırıp çağırmadan, çok sakin konuşur gibi ama sarsıcı dizelere sahip.

Sözünün bir ahengi, bir tınısı var. Hüzünlü, kırılgan dizelerine gizlediği isyan, okudukça hissediliyor.

O sürgün kimliğini ve bu sisteme karşı duruşunu aykırı sözcüklerle ifade ederken, yaşadığı derin sancıları " kentin çıkmaz sokaklarını zorlayan aykırı kelimeler"le anlatıyor.

"Bir sandalye daha çeker" ken yalnızlığa kendi iflah olmaz yalnızlığına okuyucusunu da katıyor, giderek yalnızlaşan insanın farkındalığıyla.

Işıltılı caddeleri ve vitrinleriyle benliğimizi kuşatan,bizi biz olmaktan çıkartan bu sistemin büyüleyen kandırmacasına,ve elbette kimliksizliği dayatan şiddetine karşı bir savaş veriyor Hilmi Nar. O "ütülü ruhların kuşatması" na inat,"mum yakıp gölgeler düşürelim/aşka ve hayata dair" ile umudunu koruyor, her ne kadar "bir hayatın şizofreni oldum" dese de

"bir kardeşin kimliğine sığınmış"lığı, bugünlere gelemeyen dostların eksikliğinin can yangısı, Hilmi Nar'ın papatya inceliğinde yazmasına engel değil. O insana dair her bir duyguyu, çok incelikli sözcüklerle ifade ediyor. Belki bu incelikli sözcüklerdir beni bunları yazmaya iten. Bilemiyorum, belkide onun toplumsal duyarlılığının şiire dönüşmüş söylemidir .Çünkü Hilmi Nar sahip olduğu Kürt kimliğinin de sorumluluğuyla yazıyor, hiç kayıtsız değil bu coğrafya da yaşanılanlara

"Zamanın vicdanı"nı sorguluyor, "yoksul Kürt çocuklarının zafere dair umutlarını vurgularken", "özgürlüğe güzellemedir kadın" ifadesi de kadınlığımıza şairce bir göndermedir. "üç özgür kadının ah'ı kaldı paris'te" ile bütün kalan ah'larımızı vuruyor yüzümüze, içimizi acıtıyor

Sevgili Hilmi Nar'ın her bir dizesinde kendimizden bir şeyler bulacağımızı, kendimize çok yakın hissedeceğimizi düşünüyorum. Bir daha bir daha okudukça derinliğini, sadeliğini ve sarsıcılığını hissediyor insan.

İlk kitabı "hayata ve zamana dokunuşlar" ile inceden inceye dokunmuştu aşka, zamana ve hayata, bu kez, "aykırı kelimeler" le zorluyor içimin duvarlarını,en azından ben böyle hissettim.

Hilmi Nar'ı okumak keyifli...okunması umuduyla...


ZEYNEP GÜLEÇ