İngiltere Gündemi
Panama Belgeleri’nin etkisi devam ediyor. Mesele İngiltere sınırlarını aşıp tüm dünyaya da yayıldı. Çünkü 11.5 milyon sayfa içeren belgelerde 210 bin fazla şirketin adı geçiyor.
Rusya’da Putin’in kendi akrabalarının isimlerinin de geçmesine yönelik bir itirazda bulunmadı bile. Offshore şirket hisse sahibi olmanın gayet yasal bir durum olduğunu açıkladı. Yani tüm dünyayı ilgilendiren bir mesele şimdilik sadece Avrupa’yı rahatsız etti. Panama Belgeleri sızıntısının ardından, 28 ülkeden vergi müfettişi Paris'te bir araya gelerek uluslararası bir soruşturma başlattı. 12 ünlü siyasetçinin adınındı bu listede olduğu belirtiliyor. İktidar bu listenin ifşa olmasına izin vermez. Soruşturma boşuna başlamış.
AB ülkelerinin tersine birçok ülke offshore şirket hissesine sahip olmanın vergi kaçakçılığına girdiğini kabul etmiyor. Yani bir soruşturma meselesi olarak bile görmüyor.
Panama sızıntısında adı geçtiği için İngiltere Başbakanı David Cameron gelir vergisini ve mal varlığını açıklamak zorunda bırakılmıştı. Hisselere odaklanmışken miras vergisi ödememek için ailesinden yavaş para akışı olduğu görüldü. Cameron’a istifa sesleri gittikçe güçlü çıkmaya başladı.
Cameron’a olan destek bir haftada yüzde 8 oranında düşerken İşçi Partisi lideri Jeremy Corbyn’e olan destek ise yüzde 2 oranında arttı. Cameron’a azalan güvenin Haziran referandumunu etkileyeceği düşünülüyor, ancak bu gerçekleşmeyebilir de. Cameron’ın destekçileri çok güçlü çünkü. NATO, IMF ve Obama. IMF bu hafta AB’de kalma konusunda Cameron’ı destekler açıklamalarda bulundu. IMF'nin, İngiltere'de Haziran ayında yapılacak olan AB üyeliği referandumunu, şu an dünyanın ekonomik istikrarı için en büyük risklerden biri olarak gördüğü belirtiliyor. IMF'ye göre, referandumda İngiltere'nin AB'den çıkmasına karar verilirse, bunun İngiliz ve dünya ekonomisine çok ciddi zarar verebileceği aktarılıyor. NATO ve IMF’den gelen AB’de kalınması gerektiği açıklamaları Panama krizinin etkilerini kesinlikle azaltacaktır.
Öte yandan Londra Belediye Başkanı Boris Johnson’un sırf AB’de kalınmasını destekliyor diye Obama’yı iki yüzlü olmakla suçlayan ifadeleri dikkate değer. Obama İngiltere’nin AB’de kalınmasını savunurken Amerika’nın hiç bir ortak uluslararası anlaşmada imzasının olmamasına dikkatleri çekti ki Johnson bu konuda haklı olabilir.
Ancak daha Ocak ayında bile AB’yi destekleyen Johnson iki ayda en büyük AB karşıtı oldu. Bu da sorgulanmalı. Bu değişiklikte en büyük etken, kendisinin Muhafazakar Parti başkanı ve böylece Başbakan olma hayalleri var.
Referandumda AB’den çıkılması yönünde bir oy çoğunluğu olursa Başbakan Cameron istifa etmek zorunda kalacak. Ancak Avrupa Cameron’un istifasına karşı. Referandumdan ‘AB’den çıkılsın’ kararı çıkarsa Avrupa, İngiltere için yeni uzlaşılara girmek istiyor ve bunun için de Cameron tam biçilmiş kaftan.
Her şey bir yana Obama, Cameron’ın bir numaralı destekçisi. Hedefleri de vizyonları da ortak. Bu vizyonları en kaba haliyle ifade etmek gerekirse: Orta Doğu’ya gir; AB’de kal.