
Rusya’nın Suriye krizine hava operasyonuyla dahil olması bölgesel dengeleri tamamen değiştirdi. Artık daha karmaşık bir Suriye denklemiyle karşı karşıyayız.
Bir yandan ABD ve karmaşık DAIŞ karşıtı koalisyon, diğer yandan Katar, Suudi Arabistan ve Türkiye’nin desteklediği radikal selefi gruplar... Ve ne olduğu daha net olmayan Suriye Ulusal Koalisyonu bu karmaşayı biraz daha tuhaflaştırıyor. Esad rejimi, İran ve Lübnan Hizbullah’ı da karmaşayı daha derinleştiriyor. DAIŞ ise tüm dengeler içinde en karmaşık yapı olarak duruyor.
Tüm bunlara karşı Suriye’de net bir politikaya sahip olan Kürtlerin öncülüğünde bir kesim var ki, en son oluşturduğu Demokratik Suriye Güçleriyle denkleme çok ciddi bir giriş yaptı.
Suriye denklemini herkes kendi çıkarları temelinde okudu ve ona göre siyasi amaçlarını gerçekleştirmek için bir alan olarak değerlendirdi. Özellikle Erdoğan iktidarı Suriye’de rejimi devirip kendine tabi bir selefi devlet kurmak istedi. AKP iktidarının esas hedefi ise Mursi iktidarındaki Mısır, Suriye’de selefi bir devlet ve Erdoğan iktidarındaki Türkiye ittifakıyla Ortadoğu’da yeni bir denklem kurmak istedi.
SUK'tan geriye bir şey kalmadı
Fakat bu denklem Mısır’daki iktidar değişimiyle maddi zeminini kayıp etti. Bu denklemde Katar AKP’ye paralel bir politika içinde oldu. Mısır’daki iktidar değişiminde Sisi’yi destekleyen Suudi Arabistan, Türkiye ve Katar ile çelişkiler içine girdi. Bu ayrışma SUK’taki dengeleri de tamamen değiştirdi. Suudi Arabistan’a yakın kesimlerin pasifleştirmesiyle sonuçlandı.
SUK şu an tamamen AKP’nin elinde. Zaten Ahmet Hoca’nın AKP üyesi olduğu daha önce de basına yansımıştı. Artık SUK’un Suriye halkıyla hiçbir ilişkisi kalmamış, tamamen AKP’nin çıkarlarına göre hareket eden kişilerden oluşuyor.
Suriye krizi başlamasıyla kendisini Suriye halklarının siyasi temsilcisi olarak sunan ve Suriye Dostları Grubu tarafından desteklenen SUK, Özgür Suriye Ordusu tarafından siyasi temsilci olarak kabul görmüştü. Kürtleri, Suryanileri, Ermenileri, Durzileri, Alevi Arapları dışlayan bu oluşum, kendisini Suriye’nin temsilcisi olarak ilan etmişti. Fakat Suriye krizinin üzerinden 4 yıl geçti ve SUK’un artık varlığı bile tartışma konusudur.
SUK’un artık arkasında bir Özgür Suriye Ordusu yoktur. Suriye halkı SUK’a büyük bir umut bağlamıştı. Suriye halkı ve özellikle Sünni Arapların nezdinde bu oluşumun hiçbir temsiliyeti kalmadı. Suriye halkının çıkarlarından ziyade, AKP ve Erdoğan’ın hayali çıkarları için siyaset yapan bir yapıya dönüşmüş durumdadır. SUK, AKP’nin oyuncağı olmuş durumda, AKP’nin hazırladığı açıklamaları okuyor ve Suriye rejiminden daha çok Kürt karşıtlığı yapmaktadır.
SUK, Suni Arapların Suriye’deki siyasi temsili olmayı hedefleyen bu yapı, İstanbul, Antep hattında varlığını sürdürmeye çalışmaktadır. ÖSO olarak bilinen grupların özgürlük ve Suriye ile alakaları kalmamıştır. Bu grupların Suriye’nin geleceğine ilişkin de herhangi bir hedefi kalmamıştır. Daha çok varlıkları silah ve para pazarını koruma noktasına gelmiştir. Eskiden var olan grupların esamesi bile kalmamıştır. El Kaideli Cephet El Nusra, Ahrar Şam adlı selefi gruplar diğer tüm grupları tasfiye etmiş durumda. Diğer yandan DAIŞ gibi insanlık düşmanı bir grup var. Bu grubun kendi devletini kurmaya ve genişletmeye çalışmaktadır.
Suriye krizi iç dinamiklere sahip olsa da, muhalefetin dışarda gelişmesi ve desteklenmesi iç savaşa dönüşen krizin çözümsüzlüğünü derinleştirmiştir. Cenevre 1-2’nin sonuçsuz kalmasında halk zemini olmayan SUK’un muhalefetin merkezine alınmasından kaynaklandı. Kürtlerin, Suryanilerin, Dürzilerin, Alevilerin, Ermenilerin, Türkmenlerin içinde olmadığı bir muhalefet nasıl bir çözümün muhatabı olabilir. Sünni Arapların bile tamamını temsil edemeyen ve artık onların desteğini bile alamayan SUK’u halen muhatap olarak görmek büyük bir yanılgıdır. Suriye’deki krizin derinleşmesinde en önemli noktalarından birisi siyasi temsiliyet sorunu oldu. Özellikle Suriye rejimine karşı ciddi bir siyasi muhalefetin olmaması, rejimi güçlendirmiş ve Rusya’nın müdahalesiyle iyice kendisini güvence içine görmektedir. Suriye’de temel sorun ciddi bir muhalefetin olmamasıdır. Şu an Suriye’de ciddi bir muhalefet boşluğu bulunmaktadır.
Rusya yeni bir rejime yeşil ışık yakıyor
Şimdi Moskova, rejimin için değil kendi çıkarları ve Suriye devletini korumak için geldiğini söylemektedir. Bu şu anlama geliyor: Yani devletin varlığı korunduğu sürece çıkarlarını tehlikeye sokmayacak bir yeni bir rejimin oluşmasına yeşil ışık yakacaktır. Rusya’da mevcut rejimle ilerlemenin imkanı olmadığını biliyor. ABD ise Türkiye merkezli siyasete destek vererek büyük kayıp edeceğini görmüştür. Bunun yeni bir alternatife ihtiyacı vardır. Demokratik Suriye Güçleri bu açıdan askeri bir alternatif olma iddiasındadır. Rusya ve ABD bu gücün varlığını kendi çıkarlarına görecektir. Şimdiden bunun alametleri vardır.
Demokratik Suriye Güçleri yeni bir umut
Suriye’nin laik ve Suriye’nin gerçek demokratik güçleri bir süre önce Demokratik Suriye Güçleri diye bir çatı örgütlemesine gittiler. Bu oluşumda YPG/YPJ başat rol oynadı. Suriye Arap Koalisyonu, Devrimciler Ordusu, Burkan El-Fırat Ortak Operasyon Odası, El-Senadid Güçleri, Cizîr Tugayı Birliği, Süryani Askeri Meclisi ve YPG/YPJ içinde olduğu askeri güçler Suriye halkları için yeni bir umut olmuş durumdalar. Fakat bu yapı, sadece askeri alanda kalırsa, Suriye halkları için önemli bir gelişme olsa, yetersizdir. Siyasi bir oluşum olmadan bu önemli bir gelişme olmayacaktır. Kürtler demokratik özerk yönetimlerle oluşturdukları deneyimlerini bunun oluşumu için değerlendirebilirler. Ki, zaten Suriye halkların hepsi şu an bu özerk yönetimler içinde temsili bulmaktadır. Artık bu deneyimi tüm Suriye için alternatife dönüştürmenin maddi zemini her zamankinden daha fazla oluşmuş durumdadır.