‘Tek taraflı ateşkes olmaz!” Bu açıklama Cemil Bayık’a ait.
İlk bakışta “ultimatomcu” bir açıklamaya benziyor. Çünkü “olmaz” demek, bizim liberallerin dilinde “negatif” söylem.
Acaba öyle mi? “Tek taraflı ateşkes” pek çok defa PKK tarafından ilan edildi.
Neden ilan edildi. Çünkü bu “ateşkesler” her ne kadar “tek taraflı” ilan edilmiş olmakla birlikte, aslında “devletin dolaylı olarak” kabul ettiği “ateşkeslerdi”.
Genellikle bu “ateşkeslere” PKK Önderi, devletle yaptığı görüşmeler sonucunda öncülük etti. Devletin “ateşkes ilan edin, biz de buna uyalım” sözlerinden hareketle eller “resmen” tek taraflı olarak, “fiilen” ise iki taraflı olarak tetikten çekildi.
Şu anda durum ne?
Şu anda durum şu: Saray ve Hükümet “sonuna kadar savaş” diyerek, PKK’nin ilan edebileceği “tek taraflı ateşkesi” reddetmiş durumda. Yarbay’ın “çözüm derken, neden şimdi sonuna kadar savaş diyorsunuz” sözünden “sonuna” sözcüğünü “sansür” edenler boşuna bunu yapmıyor. Çünkü “sonuna kadar savaş“ demek, her türlü “ateşkes önerisini peşinen reddetmek” demek.
Gelelim, şu “tek taraflı olmaz” lafının “negatif” mi, yoksa şu anın “en pozitif lafı” mı olduğuna.
Devletin, hükümetin ve Saray’ın “sonuna kadar savaş” dediği bir durumda, PKK de “madem öyle, öyleyse böyle” diyerek, “sonuna kadar savaş” deseydi ne olurdu?
Savaş gerçekten “sonuna kadar” devam eder giderdi.
“Gitmezdi” demeyin. Otuz yıl gitti. Burası Ortadoğu ve artık Türkiye de, (Sovyetler yıkıldıktan ve Türkiye AKP tarafından ‘mezhepçi İslamcı ülke haline getirildiğinden” beri, NATO’nun formel üyesi olsa bile) bir Ortadoğu ülkesi. Filistin sorunu hala çözülmemiş. Araplarla İsrail arasındaki savaş kah şu, kah bu düzeyde, ama İkinci Dünya Savaşının sonundan beri sürmekte. Demek ki, “sonuna kadar savaş” İsrail için mümkünse, Türkiye için de mümkün ve gidiş de, eğer önlenemezse oraya doğru.
O halde? O halde PKK’nin “madem öyle, öyleyse böyle” dememesi, “sonuna kadar savaş“ yoluna girmemesi Türkiye için büyük bir şans.
Tekrar “tek taraflı ateşkes artık olmaz” cümlesine dönelim.
Ne demektir bu? Bu “tek taraflı olmaz, çift taraflı ateşkes olur” demektir.
Öyle, cıvıklık yaparak “olmaz dedi, Demirtaş’ın önerisini reddetti” diyerek “olmaz.” Ne dendiğini kulaklarınızı dört açıp dinleyeceksiniz. Size, “tek taraflı ateşkes olmaz, ama iki taraflı ateşkes olur” denmekte. Demirtaş da öyle diyor, Bayık da. Ahmaklığın alemi yok.
Ateşkesin “çift taraflı” olması, şu bakımdan artık şart: Çünkü Türk tarafı “PKK’nin tek taraflı” ilan ettiği, AKP’nin ise “istemem yan cebime koy” dediği ateşkesleri, bunlar “resmen iki taraflı ateşkesler” olmadığı, olmayınca da “üçüncü göz” tarafından denetlenmediği için, işine ne zaman gelirse o zaman bozmuştur. Bozduğu için de ona hiçbir uluslar arası hukuki müeyyide uygulanamamıştır. Eğer ateşkesler “iki taraflı” olsaydı ve “üçüncü gözün” denetimine verilseydi, ateşkesi kim bozduysa, bunun bedelini de o öderdi.
İki taraflı ateş kes demek, “tahkim edilmiş ateşkes” demektir. Yani “muhkemdir”. Bozulması zordur. Dayanıklıdır. Tek taraflı ateşkes ise, Erdoğan’ın bir fiskesiyle yıkılacak kadar zayıftır. Öyle de olduğu ortaya çıkmıştır.
Çift taraflı ateşkes, barışa kadar gidilecek yolda “yol kazalarını” önleyecek tek yöntemdir. “Sağlam barış sağlam ateşkesle” gerçekleşir. Deney bunu ispat etmiştir.
Sonuç: Bugün, AKP “sonuna kadar savas” demekte, PKK ise “iki taraflı tahkim edilmiş ateşkes” teklif etmektedir.
Bu durumda, “jest için bir kere daha tek taraflı ateşkes” talebi AKP’nin “sonuna kadar savaş” politikasına karşı mücadeleyi sulandırmak olur. Kürdistan kentlerine tankların daldığı koşullarda “jest” mest olmaz.
Ciddiyet gerekir. Demokrat güçlerin görevi, “sonuna kadar savaş” diyen AKP ve Sarayı, PKK’nin “çift taraflı ateş kes” talebini kabul ettirmek için baskı altına almaktır.
“Sonuna kadar savaş mı?”
“Çift taraflı ateşkes mi?”
Saflaşma bu sorular etrafında olmalıdır. Aksi AKP’nin savaş politikasına yandan çarklı destek vermektir.