Ş̧üphe yok ki bu soruya doru cevabı bulmak zorundayız. Bu sorunun doru cevabını bulamadıımız, tüm yaklaımlarımızın doru cevabı teğet geçtiini söylememiz büyük bir haksızlık olucaktır.

Tabi ki en bata da kendi emeimize bu haksızlıı yapmı oluruz. Doruların toplamı olan ibre bizden tarafta duruyor, bizi ve hakim sisteme karı on yılların büyük deneyim birikimlerini oluturan mücadelemizi göstermektedir. Bu tartıma götürmeyecek kadar gerçek ve yaamın keskin ölçüleriyle çoktan kanıtlanmıtır.

Zaten bunun böyle olmadıı durumda söylediklerimiz yaam ve mücadelenin acımasız gerçekleri karısında karılıı olmayan içi bo motivasyon söylemlerinden öteye geçemezdi. Görünen o ki ve derin bir nefes çekmemize neden olan topyekün mücadele gerçei söylem ve icraatlarımızın birbirini tamamlayan bir bütünlüü arzettiine yönelik.

Bu da gösteriyor ki, zamanın ruhunu yakalamıız ve onunla soluk alıp vermekteyiz. Dünya ve Kürdistan gerçei bunun tam da böyle olduunu matematiksel bir ilem keskinliinde bize anlatmaktadır.

Bunun böyle olması son yılların tekrara binen pratiini ve bunun aılması için çözüm üretmedeki yaadıımız tıkanıklıı ortadan kaldırmıyor. Doruların toplamı olmak, çok emek veriyor olmak, doru paradigmasal bir felsefeye sahip olmak en nihayetinde maalesef ki yetmiyor.

Tek baına aynı oranda bu harika felsefe ve ideolojinin bütün yönleriyle hayatın gözeneklerine taınması gerekiyor. Yaanan tekrarlar ve kaçırılan fırsatlar kendi geleceimizi büyük riskler altına almak anlamı taımaktadır.

Özgürlük mücadelesi sistemin her türlü kirli yöntemine karı eine az rastlanır bir fedakarlık ve irade örneiyle devrimin tekerini çevirmekte ve bunun bir sonucu olarak da kendine inanan milyonları ayakta tutmaktadır.

Eyanın tabiatı gerei birçok devrim süreci gibi mücadelemizin dönemsel girdaplara girmesi burda tezat durmuyor. Bir süredir yaanan zorlu zamanları böyle formüle etmek mümkündür.

Devrimler tarihi bu konuda epey benzeri örnei bizlere sunmaktadır. Aynı zamanda ulusal ve toplumsal özgürlük mücadelesi tarihimiz de oldukça deerli örnekleri barındırmaktadır. Devrim yolunun ‘sarp ve engebeli' olma gerçei bunun bu ekilde olumasını getirmektedir üphesiz.

Lakin sorunun bam teli de sanırım burada olmalı. Bu devasa örnekler yıınından ne kadar örenmesini biliyorsak, öylesi bir younlamayı yaıyoruz. üphesiz ki devrimin neferleri bunun korkunç bir younlaması içindeler fakat bizler, çalıan ve kurumları dolduran diasporada her yerde olan, metropollerde milyonlar olanlar olarak bu younlamanın neresindeyiz?

Farklı yazıların konusu olabilecek bu sorunun cevabını bulmak denilebilirki oldukça karmaık hal alan örgütleme ve yaam biçimlerimizin gözden geçirilmesinden geçtiidir. Devrim iddiamız gibi ciddi bir sadeletirilme ihtiyacı taıdıımızdır.

Sadelik yitirilenlerin de hatırlatıcısı olduu gibi, yapılması gerekenleri de bizlere, çelikiye yer bırakmayacak biçiminde işaret edendir. Mücadelede sadelik geleneimizin gücünün sorunların aılmasına enerji, baarıda sinerji anlamı taımaktadır, taıyacaktır.

31 Mart yerel seçimlerinin üzerinden nerdeyse üç hafta gibi bir zaman geçti. Kürt halkının canla bala on yılları aan mücadelesi sonrasında yaratılmı kazanımları, faist sistem eliyle tarumar edilmiti. Bu iktidar sahipleri o kadar çok kötü eylere imza attılar ki ve bunları o kadar aleni yaptılar ki, önceki faşist sistemin faist iktidarlarını da geride bıraktıklarını söylemek mübalağa olmayacaktır. Kazanılmı belediyelerin nerdeyse tamamını gasp ettiler, yetmedi, toplumsal tüm kurumlarını ya igal ettiler ya da kapılarına kilit vurdular.

Bu halkın politik, kültürel, sosyal tüm emeklerini bir ülkeyi igal edenlerin edasında kirli ayakları altında ezdiler. Özgürlük mücadelesinde simge olmu sembol isimlerin adına yapılan hereye fütursuzca saldırdılar, en bata o isimleri yok ettiler. Anıtları kırdılar, parklarını, kooperatiflerini daıttılar ya da kendi yandalarına peke çektiler.

Her fırsatta Kürt halkının duygularını sömürme amaçlı Kürt bilgini Ehmedê Xanî’ye vurgu yapmı olan Erdoan, atadıkları sömürge valiler eliyle onun büstünü Diyadin’de ilk fırsatta yıkarak gerçek zihniyetlerini tümden açıa vurdu.

Bu örnee ek olarak, hiçbir faist iktidarın cesaret edemedii mezarlıkları bombayla yerle bir ederek aslında din ümmet kardelii yalanının arkasında nasıl da tehlikeli bir canavarın gizlendiini bizlere tüm çıplaklııyla gösterdiler.

AKP ve Erdoan devleti Kürde, yıllar öncesinin Adalet Bakanlıını yapmıların dediği "Kürdün Türke hizmetçi olması" gerektiini salık veren yaklaımını beriye çekerek, Kürde topraın altındayken bile rahat vermeyeceklerini, insanlılıı dehet içinde bırakarak en hakiki ekilde kanıtlamı oldu. Tabi ki Mustafa Mulalı’ların takipçilerine, ikinci 33 kurun olan Roboskîlerin yaratıcılarına yakıan da bu olurdu.

Buna karın, yerel seçimlerle olaanüstü eitsiz yarıa ramen Kürt halkı büyük bir baarı örnei sergileyerek, emei olan belediyelerini büyük oranda, kayyum igalinden kurtardı. HDP batıda ve özelde dört büyük ilin belediyesinin faist iktidar koalisyonundan kurtarılması ve zmir’in de yine ona kaptırılmaması sürecinde de kilit rol oynayarak, tarihi bir baarıya öncülük etti. Seçim süreci balarken kimilerinde yaanan kafa karııklıklıının aslında ne kadar da yersiz olduunu hep beraber görmü olduk.

Aslolanın örgütlü bir duruun sergilenmesi gerektiiydi. Faist iktidar koalisyonunun gitmesini ortaya çıkartabilecek kimi taktiksel, tabi ilkeli birlikteliklerin olması kaçınılmazdı ve bunun hayata geçirildiği taktirde bu faşist blokun gitmekten baka seçeneinin kalmayacaını bu seçimler bize ziyadesiyle kanıtladı. Zaten devrimci demokratik siyaset, en geni birliktelikleri yaratarak  mücadelenin önündeki engelleri amak deil midir ki? Birçok farklı kesimi bir araya getirmek ve harekete geçirmektir devrimci siyaset.

Bu seçimlerde de bu baarıldı. Bir ülkenin en büyük dört ilini ele geçiremeyip muhalefete kaptıran bir iktidarın ömrünün artık uzun olmayacaını herkesin bilebilecei bir gerçektir.

Hele stanbul gibi ülke siyasetine yön veren bir metropolün yitirilmesi, AKP’nin gidiinin hangi hızda olacaını bize göstermektedir. Bu nedenle sayım oyunlarıyla, orayı vermemenin çarelerine bakılmasına ramen artık i iten geçmitir. Tersi bir tutuma cesaret edememeleri de zaten gidilerini hızlandıracaını bilmelerinden ileri gelmektedir.

Dier taraftan Kürt halkının bütün zorluklara ramen kazandıı yerlerin çeitli YSK oyunuyla geri alma giriimi vermemeye çalıılması da yaanan zorlanmanın, açıkçası minarenin kılıfa uymamasının mecburi manevralarıdır. Kürt halkının kazanımlarına saldırı arkasından çok daha boyutlu bir güç gösterisi ve militarist sava çılgınlıklarıyla boyutlanacaı kesindir.

Hep denilen gerçek: Hiçbir faist iktidar seçimle gitmez. Gitmemek için her türlü çılgınlıı yapacaklardır. Bu gerçek AKP için de sonuna kadar geçerli olduu bu seçimle daha bir açıa çıkmıtır.

Özgürlük güçleri ve her türlü ötekiletirilenlerin, bu seçimle dayanıarak büyük sonuçları douracakları da kendini pratikte de tecrübe etti. Yurtsever Özgürlük Güçleri, ne seçimden ne demokrasi ve barıtan, ne de mertlikten anlayan bu sistemin son kirli yaklaımlarına karı da herkesi yanında toparlayan bütünletirici öncülüünün devamını görecektir.

Ve yarın esecek fırtınalara karı sert zamanları hesaplayarak ve o oranda da sertleecek bir mücadele pratiini önüne koyacaını kestirmek zor olmasa gerek. Çünkü toplum ve doa yasaları hereyin üstünde ilemeye devam etmektedir. Ve bu yasaları en iyi gören, çözümleyen de bu halk ve mücadelesidir.

Kaçınılmaz bu gerçek böylesi büyük düünerek oynayanların gözünden kaçacak bir ey olmaz. Uzun zamanlardır bize ayak baı olmu uygulamada yaanan sıkıntılar da böylesi sert bir süreç içinde giderilmesinin fırsatlarına ulaılacaktır.

Ayrıca kimi mücadele inancına katkıdan çok önünü tıkayan anlayılarla da hesaplamayı da getirecektir bu süreç. Böylesi bir yenilenmeyi, arınmayı hem pratik hem de düünsel bir motivasyonla buluturmayı da getirecek olan bir younlama süreci, ulusal bazdaki özgürlük mücadelesini harlayacakken, toplumsal özgürlük ve demokratik toplum inasının da sıçramasını getirecektir.

Mevcut objektif artlar hiçbir dönem olmayacak kadar uygun bir anlatıma sahipken, subjektif artların da o oranda olgunlatırılmasıyla kaıttan kaplan misali bu sistem ve sahipleri ya büyük bir dönüümü yaşayacaklar ya da bu sert rüzgara karı koyamayarak dier iktidar ve sömürücü sistemler gibi tarih sahnesinden dıarıya atılacaklardır.

Seçimler hızla gerimizde kalırken, rolünden öteye farklı beklentilerin anlamsız olduu da tekrardan hatırlatıcı oldu 31 Mart seçimleri. Sistemin seçimleriyle devrim olmaz ama özgürlük mücadelemiz gibi devrimimizin hizmetine en gerçekçi ekilde sokulabilir. Bu seçimlerin bizce özü ve özeti de budur. Sistemin gaspçılıına karı sonuna kadar mücadele yürütmek, kazanımların korunması için her eyi yapmakta elbetteki gerekmektedir.

Lakin aynı zamanda bu halkın temel gündemi olan 7000’lerin açlık grevi direnii de tüm cokusuyla devam etmektedir. Ölümün sınırında olmalarına ramen buldukları her fırsatta halka demokrasi ve özgürlük güçlerine moral veren Leylalar, Nasırlar, Yükseller kefene karı yaama, yaatmaya ve kazanma azmine çarı yapmaktalar. Bir nevi de bundan sonrası "ne yapmalı"ya en sade ve en görkemli ekilde cevap vermekteler.

Bu duru bu cevap baarı ve zaferin müjdesini bizlere sunmaktadır. O halde seçim zaferinin üzerinden artık gerçek gündemimize dolu dizgin bir ekilde sarılma vaktidir.

* az_gzk@outlook.com