
SELMA AKKAYA / PARİS
Fransa’da yabancılar arasında son 40 yıla yakındır var olan Kürtler de bu anlamda zorlanan halklar arasında. Peki Kürtler neden ikinci bir dili öğrenmekte zorlanıyor, bunun kökeninde yatan nedenler nedir?
Bir dili öğrenme sürecine dair dil bilimciler tarafından farklı açıklamalar getiriliyor. Kimi dil bilimci bir dili öğrenmeyi biyolojiyle açıklıyor, bir diğeri dil yapısıyla, diğeri ana-dile hakimiyetle. Açıklamalar farklı olsa da Fransızcanın zorluğunu da bu listeye eklemekte fayda var. Örneğin; sadece yabancılar için değil, Fransızların kendisi için de anadilleri zorlanılan en büyük alan. Lise, ortaokul dengi bir okulu bitirmiş olan toplumun büyük bir kısmının kendi dillerini yazma sorunu olduğu, bir konuda yazdıkları metni hatasız yazmalarının mümkün olmadığı, eğitimcilerin raporlarında her yıl yayınlanıyor. Evet anadilin olsa bile bir dile bütünüyle hakim olmak zor. Eğer kolay olsaydı, kimse uzun yıllar boyunca anadili üzerine dersler almak zorunda olmazdı.
Kürtler’de durum
Kürtlere gelince, daha önce eğitim almış, bir dile bütünüyle hakim olan Kürtlerde dil öğrenme süreci toplumun diğer kesimlerine göre daha kısa oluyor. Ama ne Kürtçeye ne de Türkçeye hakim olmayanların işi ise zor. Yıllarca kurslara gidilmesine karşın Fransız dilini öğrenmeleri mümkün olmuyor.
Psikolojik alt yapısı
Bu sürecin psikolojik farklı bir altyapısı da bulunuyor. Kürtler çocukluklarında farklı bir travmayı barındırıyor. Çoğunluğu ilkokul çağına kadar anadiliyle yaşamış. İlkokuldan itibaren anadili dışında bir dilde eğitimi şiddete dayalı bir eğitim sistemi içerisinde almak durumunda kalan Kürtlerin ikinci bir dili öğrenme süreci böylesi bir travmaya çıkıyor. Zorunlu ya da farklı nedenlerle göç etmek durumunda kalan Kürtlerin geldiği bu coğrafyaya yabancılığına bir de dil öğrenme süreci eklenince iki yönlü bir travma yaşanıyor. Birincisi geçmişten gelen, bir diğeri ise göçle yaşanan yıkım ve travma.
Bir dil öğrenme süreci ve gramer daha çok anadilin üzerinden gelişiyor. Kürtler, ne anadillerinde okuyup yazabiliyor ne de Türkçe’ye hakimler. Çoğu gramer ve dil yapısına dair kurallarla ilk kez Fransa’da tanışıyor. Buna Fransızların verdiği kurslarda pedagoji konusunda handikapları da eklenince düzenli olarak kurs takip edenlerde bile somut ilerlemeler yaşanmıyor.
Yeni bir travma kaynağı
Fransızların göçmenlere verdiği kurslarda bütün bunları göz önüne alan bir sistem bulunmuyor. Hatta her yaştan ve eğitimden insan aynı sınıflarda aynı yönteme tabii tutuluyor. Dil öğrenme süreci, yeni bir dil öğretmekten çok, yeni bir travmanın kaynağı oluyor. Bir süre çabalayan göçmenler, bir süre sonra kendini “bu dili asla öğrenemeyeciğim” derken buluyor.
Kürt toplumu içe kapanık
Bu süreçte en etkili olan bir diğer önemli sorun ise, Kürt toplumu daha çok kendi içerisinde yaşıyor. İşte Kürtlerle birlikte. Mahallede Kürtlerle, alışveriş alanı yine Kürtler. Kurslarda öğrendikleri kelimeleri, yaşamla buluşturma olanakları bu yaşam biçimiyle neredeyse mümkün değil.
Yabancılar banliyöye sıkışmış
Fransızca bilen ülkelerden gelen yabancılar dışında sadece Kürtler değil diğer göçmen kitleler de kendine yaşam ve iş alanı bulamıyor. Fransa’da yabancıların banliyö denen semtlere sıkıştırılması, yine göçmenin yaşam alanının göçmenlerle sınırlı olduğu bir politikanın devlet tarafından on yıllardır inşaa edilmesi, yabancıların günlük yaşam içerisinde ayrıştırılması politikası onların dil öğrenme süreçlerinde en büyük sorunlardan biri olarak duruyor.
Derneklerdeki kurslar
Kürtlerin Fransa’da on binleri ifade ettiği tarihlerden bugüne Kürt kurumları da beraberinde var oldu. Bu kurumlar on yıllardır bünyesinde her yıl Fransızca kurslar düzenliyor. Bu kurslar da yaşanan sorunun üstesinden gelemiyor. Bunun birincil nedeni öğretme yönteminin devlet okullarından farklı olmaması. Hatta pedagojik olarak onların da gerisinde bir öğretme süreci yaşanıyor.
Aynı sorunu sadece Fransızca öğretmekte yaşamıyor, kendi anadilini öğretirken de benzer sorunlar yaşanıyor. Bir süre sonra kursiyerler, öğrenme konusunda yol alamadığında kurslar genelde başladığı anda ilgiyi bulamıyor. Oysa Kürt kurumları sadece ulusal kimliği değil aynı zamanda alternatif bir yaşamın inşasını hedefliyor. Peki alternatif bir yaşam derken, verili devletlerden farklı olarak eğitim sistemi konusunda nasıl bir altyapı oluşturmayı hedefliyor derseniz, dil eğitimi konusunda yaşanan sorunlara bakıldığında bu anlamda ciddi bir çalışmanın olmadığı açık.

Geri dönüşe kılıf
Fransa’da 2018’de yürürlüğe girecek dil zorunluluğu içeren oturum hakkı konusunda başta Kürtlerin sorun yaşayacağı bugünden görülüyor. Fransız devleti, geri dönüşlerin yasal kılıflarını oluşturmaya çalışırken, buna karşı örgütlü bir duruş bulunmuyor. Buna Kürtler de dahil. Diğer bir gerçeklik ise, artık yaşam alanı olarak seçilen ülkenin dilini bilmenin önemi. Bu anlamda devletin kısa vadede çözümler yaratmasını beklemek yerine, Kürdistani kurumların hem kendi toplumsal dokusunun bu anlamda yaşadığı sorunları iyi analiz eden ve bundan çıkan sonuçlara pedagojik anlamda çözümler getiren bir eğitimi inşaa etmesi bir zorunluluk!