Bir süredir AKP’nin KDP’nin desteğiyle Başurê Kurdistan’daki Medya Savunma Alanları’na saldırı planladığı konuşuluyor. Bir süre dediğim, esasen Musul operasyonu başlamadan hemen önce bu konu giderek daha fazla gündemleşti. Ve aradan geçen süre içinde hep gündemde kaldı.

Bu işgal operasyonu planının hedefi olarak ilk etapta Kandil gösterildi. Kandil bölgesi, gerilla denetimindeki Medya Savunma Alanları içinde yer alan bölgeler arasında Bakur sınırına en uzak yer olup Rojhilat’a yakındır. Yani sömürgeci T.C. sınırının en yakın noktası bile yaklaşık havadan 100 kilometre mesafede. Dolayısıyla bir kere mesafe bakımından da Kandil’e dönük işgal operasyonu öyle kolay değil. Ama Kandil’in T.C. sınırına uzaklığını-yakınlığını bir kenara bırakıp, meseleye bakalım: Kürdistan’ın en büyük parçasını sömüren ve işgal eden, buna direnenlere karşı soykırımcı bir savaş yürüten bir devlet, karşısındaki direnişi yok edemeyince saldırı savaşını Kürdistan’ın diğer parçalarına genişletiyor. 

Yaklaşık bir buçuk yıldır sürekli olarak Başur topraklarını bombalıyor. Merak ediyorum, İran veya Irak hava güçleri AKP kadar Başur’u havadan bombalamış mıdır? Ki KDP’den onay alınarak yapılan bu hava saldırıların (en az) iki tanesinde KDP’li pêşmergeler yaşamını yitirdi. Kürdün varlığına asla tahammül etmeyen ve işbirlikçiyi bile sırf özgürlük çizgisindekine karşı kullanma temelinde kabul eden bu sömürgeci devlet, kendi işgalci sınırlarının epey ötesinde, Kürdistan topraklarında Kürdistan’ın savunma güçlerine saldırmayı planlıyor - bir başka Kürt örgütünün desteğiyle. Yani Kürdün izniyle Kürdistan’ı işgal edip kendince özgür Kürt direnişini kıracak. Kürdün iç hukukunda bunun adı hainlik iken, uluslararası hukuktaki karşılığı da suçtur. 

Şimdi tekrar başa dönelim: Bu işgal saldırı planlarının hedefi olarak ilk etapta hep Kandil’den söz edilirken, bir süredir Kandil ile birlikte Şengal’in adı da telaffuz ediliyor. Bizzat AKP lideri Erdoğan yaklaşık bir ay önce “Sincar yeni bir Kandil olma yolunda. Onun için biz Sincar’a müsaade edemeyiz, çünkü orada PKK var” diye konuştu. Ardından, AKP ile milli faşist cephe kuran MHP’nin lideri Bahçeli “Sincar’a konuşlanmaya çalışan hainleri Irak topraklarında da olsa takip edip yok edecek direnç Türkiye’de vardır. Tehlikede olsak da olmasak da Kandil’e veya Sincar’a Türk bayrağı dikmek hakkımızdır” sözleriyle Türk işgalci zihniyetini en çıplak haliyle ifade etti. 

Önceki akşam açıklanan MGK bildirisi ile birlikte Şengal’i işgal planları ilk kez resmiyet kazanmış oldu: Bildiride “PKK-PYD-YPG ve diğer terör örgütlerinin Suriye’nin kuzeyi ile Irak’ın Sincar bölgesindeki yapılanmalarına, gerektiğinde her türlü imkana başvurulmak suretiyle, kesinlikle müsaade edilmeyeceği kuvvetle vurgulanmıştır” deniliyor ve bu konuda bölgedeki güçlerle “her türlü işbirliğine hazır olduğu” belirtiliyor. 

MGK toplantısının sonuç bildirgesinde yer alan bu ifadeler dikkate alındığında, Kürdistan Bölge Başbakanı Neçirvan Barzani’nin geçen haftaki Türkiye ziyaretinin zamanlaması daha net anlaşılır. Ki Hakan Fidan’ın da katılımıyla Erdoğan ile yaptığı bir buçuk saatlik görüşmede Şengal konusunun da konuşulduğu biliniyor. Demek ki bu Erdoğan-Barzani görüşmesinde netleştirilen hususlar üzerinden MGK’da karar alınmış. 

Peki bütün bunlar bir yana; AKP ‘durup dururken’ son bir aydır ne diye Şengal’e işgal operasyonu başlatmayı gündemine koydu? Bunu sadece PKK düşmanlığı ile izah etmek mümkün mü?

Bence değil. Bölgedeki gelişmelerden kopuk değerlendirmek eksik kalır. 

Hatırlanırsa Musul operasyonu başlamadan önce Şengal’deki YBŞ güçlerinin - ki toprakları DAİŞ tarafından işgal edilen Şengalli Êzîdîlerden oluşuyor - de operasyona katılması gündemdeydi. Ancak sonradan bu konuda muhtemelen bir dış müdahale yaşandı. Bu müdahaleyi T.C.’ye bağlamak kanımca yanlış olur. 

Daha sonraki aşamada Şengal’deki YBŞ ve YJŞ güçleri tarafından Şengal’in güneyinde DAİŞ’in işgal ettiği köylerin özgürleştirilmesi amacıyla bir operasyon başlatıldı ve operasyon kısa süre içinde amacına ulaşarak tamamlandı. Tam o dönemde Musul ile Şengal arasındaki stratejik öneme sahip Tel Afer’de Şii güçlerin öncülüğünde DAİŞ’e karşı operasyon başlatıldı. Bütün bunlar, Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) Rakka’yı DAİŞ’den temizleme operasyonu başlattığı bir dönemde oldu. Dolayısıyla Rakka ile Tel Afer arasındaki bölgede, Şengal açısından önemli imkan ve fırsatlar doğuran gelişmeler yaşanmakta. 

AKP’nin KDP’nin desteğiyle Şengal’e işgal saldırı planlarını bir de bu açıdan okumakta fayda vardır. Özgür Kürt çizgisinin mevcut jeopolitik düzlemde kazanımlar elde etmesinin önüne geçilmek isteniyor. 

Bu işgal planları pratikleşir mi pratikleşmez mi, ayrı bir tartışma. Ki bu öyle kolay bir mevzuu değil. Ancak bunun kısa vadede de uzun vadede de hiçbir Kürde kazandırmayacağı açıktır.