HDP Amed Milletvekili Selçuk Mızraklı, Kürt işverenlere yönelik operasyon sinyaline işaret ederek, “Nefes almamızdan bile rahatsız oluyorlar. Bütün toplumsallığımızı hedef alan bir saldırı geliştiriliyor. Kentleri yakmak ve yıkmak yetmedi. Bir doz aşımı var; ne ahlaki ne de insanidir” dedi. ÖZGÜR PAKSOY MA/AMED Yeni Şafak Gazetesi’nin “Sıra PKK’lı işadamlarında” başlığıyla servis ettiği habere tepki gösteren HDP Diyarbakır Milletvekili Selçuk Mızraklı, “Eğer kalkıp bir yerlerden büyük paralarla iş yapan parti arıyorlarsa, iktidar partisine ve yandaşlarına baksınlar” dedi. 650 korucu ve 259 muhtarı görevden Türk İçişleri Bakanlığı, Kürt işverenlere de diş biliyor. AKP’nin yayın organlarından Yeni Şafak gazetesine göre İçişleri Bakanlığı, “PKK’ye yardım ediyorlar” bahanesiyle Kürt işverenlere operasyon yapma hazırlığında. Gazeteye göre İçişleri Bakanlığı, Kürt işverenleri hedefine koydu; MİT ve Emniyet İstihbarat’tan Kürt işverenler ve şirketleri hakkında ayrıntılı rapor istedi. Gazeteye göre, yüzlerce işveren operasyon kapsamına alındı. Operasyon için hazırlıklarını tamamlayan İçişleri Bakanlığı, yurt dışına çıkma ihtimali olan işverenleri yakın takibe aldı ve pasaportlarına tahdit koydurdu. HDP’yi “PKK’nin siyasi uzantısı” şeklinde itham eden AKP’nin yayın organı, seçim dönemlerinde HDP ile dayanışma gösteren işverenler de suçlanıyor ve operasyon kapsamına alınıyor. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında 22 Haziran 2017’de de işverenlere “KCK’ye yardım etmek” iddiasıyla operasyon düzenlenmiş, 13 kişi gözaltına alınmıştı. Toplumsallığımız saldırı altında Halkların Demokratik Partisi (HDP) Diyarbakır Milletvekili Selçuk Mızraklı, servis edilen haberi, “Kürtlerin bütün kurumlarına dönük saldırı” olarak değerlendirdi. 24 Haziran 2015’te devreye konulan topyekun savaş sürecinin sürdürüldüğünü dile getiren Mızraklı, “Böyle bir ortamda hukuk nizamı ve demokrasi düzeni gibi kavramlar berhava edildi. Bunlar yetmezmiş gibi, nefes almamızdan bile rahatsız oluyorlar. Bütün toplumsallığımızı hedef alan bir saldırı geliştiriliyor. Kentleri yakmak ve yıkmak yetmedi, onun dışında coğrafyamızdaki canlı bütün aktivitelere adeta bir saldırı geliştirmiş durumda” dedi. Bal arılarını bile yasaklarlar Amed merkezli siyasetçi ve gazetecilere dönük 9 Ekim’de yapılan operasyonlara dikkat çeken Mızraklı, “Siyaset kurumumuza, sivil toplum kuruluşlarımıza, hem beraberinde toplumsallığımızın kesitini oluşturan her alana saldırı yapılıyor. İki yıl öncede iş insanlarına dönük benzeri bir dille operasyon başlattılar. Yarın Kürdistan’daki kovanlara saldırı yapıp, bal arıları yasa dışıdır derlerse şaşırmayın. Bir doz aşımı var. Bu ne ahlakidir, ne insanidir” diye konuştu. HDP’nin gelirleri açıktır Kürt iş insanlarının HDP’yi finanse ettiği iddialarına ilişkin konuşmasını sürdüren Mızraklı, şunları söyledi: “HDP kendi toplumsallığından beslenir. HDP kalkıp bir iş insanından 100 bin lira almak yerine, 100 bin insandan birer lira ile desteklenen ve hayat bulan bir partidir. Bütün etkinliklerini dar imkanlarla yürüten bir partidir. Eğer kalkıp bir yerlerden büyük paralarla iş yapan parti arıyorlarsa, gidip bütün ihalelerden pay alan, bütün iş ve işlemleri paraya bağlamış olan iktidar partisine ve yandaşlarına baksınlar. HDP’yi kriminalize etmeye dönük operasyonlar ne ahlakidir ne de hukukidir.” Tetikçi bir aygıttır Yeni Şafak Gazetesi’nin “tetikçi” pozisyonuna geldiğini söyleyen Mızraklı, “Bir takım iş ve eylemler başlamadan haberini veren ve bunun baskısını toplum üzerinde yaymaya çalışan bir aygıt durumunda. Basın üzerinden ‘operasyon yapacağız’ şeklinde haber servis etmek yerine, megafonlarla şehirde tur atarak operasyon yapacaklarını duyursunlar. Operasyon yapacaklarda ne bulacaklar. Onlar tehdit, şantaj, korku, insanları tutuklama ve gözaltına alma akışları ile baskı yöntemlerini deneyebilirler. Operasyonlar boştur, laf güzaftır. Ortada ne bir suçluluk durumu vardır ne de yasadışılık durumu vardır. HDP bütün yaptığı işleri meşrutiyet temelinde yapan bir partidir. Partimizin çevresinde bulunan bütün toplumsal yapılar ve kurumlar meşrutiyet ve hukuk düzeni içerisinde yürütmektedir” şeklinde konuştu.