
‘Kitap derhal kaldırılmalı’
MEB’e hitaben yazılan mektupta şu ifadelere yer verildi: „MEB tarafından 2009 yılında ders kitabı olarak okutulmasına izin verilen tarih kitabında Süryanilere yönelik aşağılayıcı ifadelerin yer almasının yanı sıra kitapta Süryanilerin ülkeye ihanet etmiş gibi gösterilip halklar arasında düşmanca duyguların oluşmasına neden olabilecek ifadelerin bir eğitim kitabında yer almasını kabul etmiyoruz. Kitapta yer alan Süryani tarihiyle ilgili bilgiler asılsız ve yalandır. Türkiye’nin imzalamış olduğu Birleşmiş Milletler Evrensel İnsan Hakları Bildirgesi’nin 26. maddesinin ihlali anlamına gelmektedir. 26. maddenin 2. fıkrasında ‘Eğitim insan kişiliğini tam geliştirmeye ve insan haklarıyla temel özgürlüklere saygıyı güçlendirmeye yönelik olmalıdır. Eğitim, bütün uluslar, ırklar ve dinsel topluluklar arasında anlayış, hoşgörü ve dostluğu özendirmeli’ denilmektedir. MEB tarafından 10. sınıflarda okutulan tarih kitabındaki bilgiler ise barış ve kardeşliği pekiştirmek yerine düşmanlığı körükleyecek ifadelerdir. Bizler Türkiye’nin vatandaşlarıyız. Eşit yurttaş ilkesinden hareketle; biz açıklamada imzası olan Süryani kurum, kuruluşları, Türkiye’li demokratik sivil toplum örgütleri, partiler olarak, MEB’in 10. sınıflarda okutulan bu kitabın derhal kaldırılmasını, Süryani halkını anlatacak yeni bir tarih kitabının Süryani halkının tarihçileriyle görüşülerek yazılmasını talep ediyoruz.“
İsveç Asuri-Süryani-Keldani Derneği de basın ve kamuoyuna yaptığı „Türk Tarih kitaplarında Nefret, Ayrımcılık ve Düşmanlık“ başlıklı açıklamada, Türkiye’nin Süryanilere karşı düşmanlık yarattığı belirtilirken, Avrupa Birliği’nden 10 milyar yardım aldığı hatırlatıyor ve Avrupa Birliği’ne yardımları durdurma çağrısında bulunuluyor. „Avrupa Birliği’nin bu ayrımcılığa karşı sessiz kalmasının utanç verici olduğu“ belirtiliyor. Mezopotamya Demokratik Değişim Partisi de yaptığı açıklamada, Süryanilerin refahları için Avrupa’ya göç ettiklerinin gerçekleri yansıtmadığı belirtilerek şu görüşlere yer veriliyor: „Halkımız istemeyerek de olsa yüzyıllarca yaşadığı kendi topraklarından göçü tercih etti. Bu zorunlu göçe, ekonomik göç demek, kendini kandırmak ve doğrulardan kaçmaktır. Halkımızın kültürüne, inancına, değer yargılarına ve kimliğine saygı duyulsaydı, kesinlikle bu şekilde göç edilmezdi. Halkımız yaşadığı ve büyük emek verdiği Ortadoğu ülkelerindeki imkanlarına bir göz atalım. Ayrıca yabancı olduğu Avrupa, İskandinavya, Avustralya vb ülkelerdeki imkanlarını ele aldığımızda, siyasal, bürokratik, diplomatik, sosyal, kültürel, ekonomik, spor, eğitim ve sanat bakımından karşılaştırdığımızda halkımızın neden göç ettiği iyice anlaşılacaktır. Bunu görmek istemeyen zihniyete ne demeli? Türkiye’de cumhuriyetin kuruluşundan bu yana bir ilk olan Süryani milletvekili, Türkiye’nin verdiği bir hak değil, Emek, Özgürlük ve Demokrasi Blok’unun halkımıza verdiği tarihi değerin sonucudur.“
MURAT KUSEYRİ/STOCKHOLM