Onu bir sanatçı duyarlılığı ile başta Hamburg olmak üzere birçok yerde düzenlenen toplumsal aktivitelerde görmek mümkün. Sürekli bir arayış ve üretim için olan sanatçı Leman Stehn, Mekadonya’dan İstanbul’a göç eden emekçi bir ailenin çocuğu olarak, 1968’de dünyaya gelen Leman Stehn’in hayat hikayesi azmin ve çalışmanın nelere kadir olduğunu göstermesi açısından oldukça çarpıcı. 

Leman Stehn’in hayat hikayesini kendi ağzından dinleyelim, “Mekadonya’dan yola çıkıp soluğu İstanbul’da alan göçmen ve emekçi bir ailenin kızı olarak 1968’de İstanbul’da dünyaya geldim. Daha kundaktayken ailem tekrar göç yollarına düşerek bu seferde Almanya’ya gelmişiz. 14 yaşına kadar Almanya’nın Hessen Eyaleti’nde yaşadıktan sonra ailemle kesin dönüş yaparak tekrar İstanbul’a yerleştik. İlk ve orta öğrenimimi Almanya’da Lise eğitimimi ise İstanbul’da yaptım. Ailemin emekçi ve aydın bir dünya görüşüne sahip olması daha küçük yaşlarda duygu ve düşüncelerimi şekillendirdi. Lise yıllarım 80’li yıllara tekabül ettiği için devletin militarist yapısını yakından gözlemleme imkanım oldu.” 

 

Komutla kalkıp, komutla oturuyorduk

Lisede Milli Güvenlik dersine gelen paşanın sınıf bir nevi askeri koğuşa çevirdiğini söyleyen Stehn, öğrencilerin komutla kalkıp, komutla oturduğunu belirtti.

Sanatçı müziğe ilgisini ise şu sözlerle anlatıyor: “Özgürlükçü ve hukuka dayanan Alman eğitim sisteminden sonra böylesi bir eğitim sistemi beni adeta şoke etmişti. Bundandır ki sürekli antikapitalist ve antifaşist bir çizgiye sahip oldum. Daha ilk okuldayken müziğe yatkın olmam ve öğretmenlerimin beni teşvik etmesi sonucu müziği kendime bir meslek olarak seçtim. Liseyi bitirdikten sonra, Mimar Sinan Üniversitesi Opera ve Konser şarkıcılığı bölümünü kazandım. 1991 yılında tekrar Almanya’nın Lübeck kentine geldim ve Lübeck Müzik Yüksek Okulunda tahsilimi sürdürdüm.”

 

Hem sanatçı, hem de aktivisit

90’lı yıllarda Berlin duvarının yıkılmasıyla Almanya’da ırkçılık ve aşırı sağın yükselişe geçtiği yıllardır. Bu dönemde antifaşist ve antikapitalist kimliğinden dolayı mağdur kesimlerin yani mültecilerin yanında yer aldığını dil getiriyor Stehn.

Bu dönemlerde müzik çalışmalarının yanı sıra, profesyonel bağlamda eğitim alarak mülteciler için danışmanlık hizmetleri vermeye başlayan Stehn çalışmaları hakkında şu bilgileri verdi: “Sivil antifaşist eylemlerden tutalım insan hak ve özgürlükleri için yapılan çalışmalarda mümkün olduğunca yerimi aldım. 15 yıldır sürdürdüğüm sosyal danışmanlığında iltica davaları ve ağırlıklı olarak işkence ve şiddet mağduru insanların rehabilitasyonu ve hak aramaları konusunda destek sundum. Birçok travma psikoterapilerde ve bilirkişi raporlarında simültane tercüman olarak refakat ettim ve ediyorum. 2010’dan beri iletişim ve çok kültürlü yaşam eğitmeni (treineri) olarak çalışmalarımı sürdürüyorum. Etkileşimli seminerlerimde tiyatro pedagogu olduğum için Paulo Freire’nin Ezilenlerin Pedagojisi kuramından yola çıkarak, Augusto Boalìn oluşturduğu ‘Ezilmişlerin Tiyatrosu’nun metodları ile çalışmaktayım. Ayrıca özel ve amatör gruplara gönüllü şan ve tiyatro dersi veriyorum. Herşey politiktir. Sanatçı olarak çok kültürlülüğü esas alan ve insan haklarını temel alan programlar derliyor ve başka sanatçılarla ortak çalışmalar içerisinde yer alıyorum.” 

 

‘Faşizm beni Kürtlere yakınlaştırdı’

Sanatçı, tüm bu çalışmaların yanı sıra Avrupa Barış ve Demokrasi Meclisi (ABDEM) ve Avrupa Sürgünler Meclisi’nin yönetiminde yer alıyor. Hayatın her her yanının politika olduğunu söyleyen Stehn, Kürtlerle tanışmasını da şöyle dile getirdi: “Daha küçükken çok sevip değer verdiğimiz bir Kürt aile ahbabımız vardı. Ama Kürtlerin ulusal sorunlarıyla tanışmam 1991 yılına tekabül eder. Bu yıllarda Kürdistan’da binlerce köy bizzat devletin askerleri ve korucuları tarafından yakılmıştı. Bunun sonucunda yüzbinlerce Kürt, göç yollarına düşmüştü. Almanya’da sosyal danışmanlık yaparken böylelikle birçok Kürdistanlı aile ile tanışma imkanın oldu ve bir anda kendimi onların haklı mücadelesi içinde buldum.” 

Kürtlerin Türkiye’de nasıl dışlayıcı, baskıcı bir ortamda bulunduklarını tahmin ettiğini, lise yıllarındayken kendisine yönelik “Almancı” şeklindeki dışlayıcı yaklaşımların da Kürtlere empati kurmada etkili olduğunu dile getiren Leman Stehn, faşizmin ‘faşizmin cennetinin‘ kendisini Kürtlere yakınlaştırdığını vurguladı. Stehn, “Türk’ten başka kimseye yaşam hakkı tanınmıyordu. Milli Eğitim müfredatı toplumu askerileştirme müfredatına dönüştürülmüştü. Türk’ün Türk’ten başka dostu yoktu ve nedense herkes bize düşmandı. Tüm bunları çıplak bir gözle yaşadığım için Kürt halkının hak arayışlarının bir parçası oldum. Tabi sadece Kürt halkı değil dünyanın neresinde olursa olsun bir insan yada bir ulus renginden, dilinden inancından baskıya uğruyorsa bunun karşısında olmam gerekiyor. Bir yanım Makedon ve göçmense bir yanımda Kürt’tür, Ermeni’dir, Süryani’dir aynı zamanda. Her aydın insanın ulus devlet anlayışına karşı ve kapitalist sisteme karşı mücadele etmesi gerekiyor. Geçen sene Kürt halkı ile dayanışma amaçlı Suruç’ta, Barış Anneleri ile birlikte nöbetteydim. Bunun yanı sıra 78’lilerle beraber Ocak ayında yine burada nöbet eylemindeydim” şeklinde düşüncelerini dile getiriyor. 

 

Kobanê’de harç karmak

Kobanê dostluğu sanatçının bir başka özelliği. Geçen yıl ICOR adlı İnisiyatifin “Kobanê’yi”Yeniden İnşaa Etme Projesi” kapsamında bir sağlık merkezinin inşasında 3 hafta yoldaşlarıyla birlikte çalışmış. Kobanê günlerini “Gün geldi harç kardık, gün geldi yemek yaptık yoldaşlarımıza. Marşlar söyleyerek büyük bir umut ve tutkuyla çalıştık. Sağlık merkezimiz tamamlandı ve kasım ayının 20’sinde bir törenle bina belediye ve halka teslim edildi” ifadeleriyle anlatıyor.  

Dünyanın neresinde olursa olsun ezilen bir halkın, bir insanın, bir topluluğun yanında olunması gerektiğini belirten Leman Stehn, onların gözyaşını silmek kadar, onlar için mücadele etmek gerektiğini vurguluyor. Che Guevara’ya dayandırarak, insan olmanın, duyarlı olmanın, sanatçı olmanın ve devrimci olmanın böylesi bir tavrı göstermeyi gerekli kıldığını ifade ediyor.

Sanatçı son sözlerini şu ifadeyle sonlandırıyor: “Ben yaşamım boyunca hep mazlumların yanında oldum ve yetilerimi ve tecrübelerimi emeğin kurtuluşu ve halkların kardeşliği adına eğitimle pekiştirdim ve hizmete sunuyorum. Lenin’in dediği gibi, “Bir insan ömür boyunca öğrenmelidir!” Avazımla, sesimle bu insanların çığlığı olmaya devam edeceğim. Dün Kobanê’de harç karıyordum. Şu an burada sizinle sohbet ediyorum, yarın ne gerekirse ve benim için ne mümkünse; orada olacağım.” 



M. ZAHİT EKİNCİ/HAMBURG