
Güneş batmış, hava nemli ve soğuk.
Uzaklarda mavi ışıklar sönüp yanıyor.
Merak içinde beklemeye başladım; acaba nedir diye?
Önce polis otoları bir bir geçti.
Daha sonra…
Sarı mekaplıların kardeşleri göründü.
Ellerinde bayrak ve zafer işareti yaparak yürüyorlar. Kimi onsekiz, kimi ise daha onbeş yaşlarında gencecik yürekler. Heyecanlı bakışları, umut ve gururlu yürüyüşleriyle bütün dikkatleri ve ilgiyi üzerlerine çekiyorlar.
Kaldırımda bekleyenler ise, pür dikkat kesilmiş bir halde gençlerin geçişini izlerken, bir yandan da merakla, "bunlar da kim böyle" diyerek birbirlerine soru soruyor.
Kimileri anlamaya çalışırken, kimileri ise atalarında kalma ruh haliyle yürüyüşçüleri provoke etme çabasında. Bu arada, yaşanacak provokasyon planını sezen biri yavaşça onlardan uzaklaşarak, belki de ilk kez, polis ile konuşmayı deniyor. Kısık bir ses tonuyla polise, "dikkat edin; şu karşıdakiler, yürüyüş yapan gençlere saldıracaklar. Hatta tuttukları köpeği de gençlerin üzerine salmayı planlıyorlar" dedi. Söyleyen kişi tam arkasını dönerken, polis yüksek bir ses tonuyla teşekkür etti; "Danke schön!" İki dakika geçmedi ki, giden polis arabaları tek tek geri dönmeye başladı ve barikat kurup önlem aldılar. Attıkları sloganlardan Türk ırkçısı olduğu anlaşılan grup, Kobanê direnişine destek için yürüyen Kürt gençlerini provokasyona getirmek istiyordu. Bağırışlar ve itişmeler içinde, "ülkemizi böldürtmeyiz lan!" diye bir ses duyuldu. Kısa bir bekleyişten sonra yürüyüş tekrar başladı. Bir genç eline megafonu alıp şunları söyledi: "Hevalno, provokasyana gelmeyelim. Bırakın onları, köpekleri ve kurtlarıyla ne yapacaklarsa, yapsınlar. Onlar zaten, Kobanê'deki direnişimizi gölgelemeye çalışıyorlar. Biz Kobanê ve Kürdistan'ı özgürleştirene kadar yürüyeceğiz. Bunun için provokasyona gelmeyelim hevalno!" Bu sözler, gençlerin gözlerine yansıyan coşkuyu daha da artırdı. Gençlerin, "Her yer direniş, her yer Kobanê" ve "Bijî Kobanê" sesleri, sokağın her tarafına yayıldı.
Gençler, slogan, marşlar ve alkışlar eşliğinde büyük bir coşkuyla ilerlerken, yaşanan kısa itiş, kakışlı kavga nedeniyle ellerindeki bildirileri dağıtmayı unutmuşlardı. Bu nedenle meseleyi tam anlamayan çevredeki esnaflar şaşkın şaşkın gençlere bakıyordu. Çinliler, "Bunlar Kürtler mi, ne istiyorlar?"derken, Pakistanlı pizzacı, "Bu gençler bu soğukta nasıl yürüyorlar. Kesin içki içmişlerdir, yoksa yürüyemezler" diye yorumda bulunuyordu. Gençlerin amacını biraz anladığı görülen İtalyan esnaf ise, "Artık Kürtler de özgür olsun" diyerek, yürüyüşçü gençlere sempatisini dile getiriyordu. Bu arada, kovboy şapkalı iki Alman da kendi aralarında düşük ses tonuyla, "Bunlar Kobanê'nin özgürlüğü için yürüyor" diye fısıldaşıyordu.
Anlaşıyordu ki, herkesin bir Kürt algısı vardı.
Ancak görüntü, Kürtlerin halk diplomasisi ve bilgilendirme yetersizliğini oldukça net bir şekilde ortaya koyuyordu. Kasabada herkesin bir Kürt gündemi oldu. Ama eski bilgileriyle üzerine yeni birşeyler ekleyemediler. Sadece gördükleriyle yetindiler.
Aslında yeni dostlar kazanmak için anlatmak ve bilgilendirmek gerekiyor. Tabii ki, Kobanê direnişini ve kahramanlıklarını Kürtlerin ağzından diğer halklara anlatmak daha etkili sonuç alır. Çünkü anlatmak dost kazandırdığı gibi, anlatmamak ise dost kaybettirir...
Yaşanan hengame sırasında on yaşlarında bir Kürt çocuğu aceleyle babasının elini çekiştirdi. "Haydi baba, biz de yürüyüşe yetişelim"diye bağırdı. Aceleyle orada uzlaştılar. O anda, üzerinde ceketi olmadan aniden sokağa fırlayan bir Kürt kadını, yürüyüşü izleyen başka bir kadına, "Pencerede baktım ki bizimkilermiş. Ama sayılar çok az olduğunu görünce, ceketimi giymeden aşağıya indim. Hiç olmazsa onları alkışlayayım dedim" dedi; heyecanlı ve mutlu bir ifadeyle. Ve gençlerle birlikte yürümek için hızlı adımlarla uzaklaştı.
Son anda, sokak üzerinde bulunan bir Kürt esnafın uzun bir süre gençlerin arkasında, anlamlı bir yüz ifadesiyle bakakalışına gözlerim takıldı...
Acaba o akşam, yürüyüşün arkasında bakakalanlar mı, yoksa yürüyüşleriyle gençlere yürek, destek ve moral verenler mi gönül rahatlığıyla yatağına uzandı?..
Bu düşüncelerle sokağın sonuna vardığımda yürüyüş bitmişti. Geri dönerken, sokak ışıklarının altında herkes aynı düşünceleri paylaşıyordu: "Ortadoğu'nun parlayan yıldızı haline gelen Kobanê direnişini bize yeniden hatırlattığınız için ayaklarınıza sağlık gençler; bir dahaki sefer daha kalabalık bekliyoruz sizleri…"
O akşam gençler Kobanê direniş ruhunu Neu-Isenburg'a taşıdı ve kahramanların ruhunu eylemlerine yansıttı...