Doğa uzun süren kış uykusundan nihayet uyandı. Hayat ayaklandı. Ruh canlandı. Hayata, insana, sevdaya ve kavgaya dair duygular birbiri ardına patlamaya başladı.

Şimdi biz de doğayla birlikte derin kış uykusundan uyanabilir, baharın baştan çıkarıcı kokusunu içimize doldurabilir, düğün çiçekleri gibi dört bir yandan fışkırabilir, karamsarlığı bir kenara bırakabilir, yeni yaşamın peşinden umutla koşabiliriz.

Bahar geldi artık, şimdi sönmeye yüz tutmuş sevda ateşlerini yeniden canlandırabilir, umudun bittiği yerde yeni umutlar yaratabilir, doğanın yeniden diriliş çağrısına etkili bir cevap olabilir, bahar yağmurlarına karışabilir, yeni bir başlangıç yaparak hayata tutunabilir, elimizden kaçıp gittiğini düşüdüğümüz çok şeyi kurtarabiliriz.

Yeniden dirilişin kutlu bahar mevsiminde; aydınlığın karanlığı yendiği, sevginin nefreti ezip geçtiği çoşkulu Newroz günlerinde kalbimizi hayata, aşka ve yeniden inşaya ardına kadar açabilir, her yerde umut ateşleri yakabilir, bir ömrü bir güne sığdıran kelebekler misali ateşlerle kanatlanabilir, yaşanası bir gelecek umuduyla el ele, yürek yüreğe barış, kardeşlik ve özgürlük çığlıkları atabilir, bu temelde bir mucize yaratabilir, özgürlük mücadelemizi anlamlı, onurlu ve adil bir barışla taçlandırabilir, haklarımız anlamlı bir armağan sunabiliriz.

2015 Newrozu’nu bu anlamda bir milat yapabilir, Kürt sorununun özgürlük ve eşitlik temelinde çözümü yolunda bir çığır açabilir, dağından ovasına, sürgününden zindanına, kadını erkeği, yaşlısı genci, Alevisi, Sunni’si, Yezidi’si, Feyli’si, Rum’u, Ermeni’si, Türk’ü, Kürd’ü, Çerkes’i, Laz’ı, dindarı, dinsizi, feministiyle her dilden, dinden ve etnik kökenden herkesle kardeşliğin olanca sıcaklığıyla kucaklaşabiliriz.

Bahar geldi, Newroz kapıya dayandı; şimdi bölgenin kadim halkları ve kültürleriyle kardeşlik, eşitlik ve özgürlük zemininde bulaşabilir, bizi sınırlayan ve tüketen kimliklerimizin dar kalıplarından soyunabilir, ırkçı nefreti ve ötekileştiren siyaseti çöpe atabilir, insan odaklı yeni bir sistemi hep birlikte kurabiliriz.

Doğa uzun süren kış uykusundan uyandı artık; şimdi sessizce gürleyen ve şefkatle ilerleyen doğanın büyülü çağrısına katılabilir, yeni yaşamı özgürlük aşkıyla karşılayabilir, hayata, insana ve aşka dair bütün özlemleri Newroz ateşlerinde yakabilir, karamsarlık zincirlerini bir bir kırabilir, miadını dolmuş tekrarları bir kenara bırakabilir, ezberlerden usanabilir, böylece sürekli değişen hayatı yakalayabilir, zamanın ruhuyla uyumlu yeni değerler yaratabiliriz.

Doğa kış uykusundan uyandı. Ruh canlandı. Hayat ayaklandı. Hayata, insana, sevdaya ve kavgaya dair duygular birbiri ardına patlamaya başladı.

Şimdi inkar ve imha politikalarına karşı on yıllardır diriliş ve direniş günü olarak kutlanan Newroz’u barış ve çözüm Newroz’una çevirebilir, geniş halk kitlelerini yeni yaşam ve yeni başlangıçlar için seferber edebilir, seçimlere zafer misyonu biçebilir, geçmiş deneyimleri gözden geçirebilir, parti, ilişki ve ittifak sistemini alabildiğine genişletebilir, halkı ve haklı kavgayı temsil gücü yüksek adayların etrafında birleşebilir, ezber, hamaset ve tekrardan arınmış yeni, yapıcı ve kapsayıcı bir söylem üretebilir, her seçim bölgesinin özelliklerine uygun bir siyaset izleyebilir, özerk ve demokratik toplum modelini yerel demokrasi ve yerel kanaat önderliği ekseninde güçlendirebilir, bu sayede kalıcı zaferler elde edebiliriz.

Doğa uyandı. Hava, su ve toprak ısındı; şimdi küskünlük ve kırgınlıklarımızı bir kenara bırakabilir, yanlış ve yanılgılı yaklaşımlarımızdan arınabilir, düşüncesi ve duruşu ne olursa olsun eline halkın kanı sıçramamış ve yüz kızartıcı suça bulaşmamış herkesi sürece katabilir, kendi içimizde demokrasiyi kurumlaştırabilir, böylece halkın gerçek potansiyelini açığa çıkarabilir, Newroz’un ruhuna uygun kapsamlı bir açılım yapabiliriz.

Newroz’unuzu bunun gerçekleşeceği umudu ve inancıyla kutluyor; iyi dileklerimi ve saygılarımı iletiyorum.

Newroz’a we pîroz be!…