Bu yıl koronavirüsü nedeniyle Newroz meydanlarda ve alanlarda kutlanmayacak. Newroz Kürt halkı için artık bir referandum rolünü oynar hale geldi. 1980’lerde unutulmuş ve kutlanmaz hale gelmişti. Kürt halkı direnerek kimlik kazandı ve ulusal değerlerini sahiplendi. Direniş içinde örgütlendi ve eylemlerine, kutlamalarına içerik ve biçim verdi. Bu yıl da Newroz büyük bir heyecan ve katılımla gerçekleşecekti. Kürt halkı dosta, düşmana tutumunu, nerede durduğunu gösterecekti.

Bilindiği gibi Erdoğan, Bahçeli ve Ergenekon ittifakıyla Kürtlere karşı topyekün bir imha ve saldırı konsepti pratikleştirildi. Adına “Çöktürme Planı’’ dediler. Aslı Sri Lanka modeliydi. Sri Lanka’da gerilla güçlerine, bölgelerine saldırıp halkla birlikte kırımdan geçirdiler. Katliamlar eşliğinde gerilla hareketi bastırıldı. Türk özel savaş mekanizması bunu kendisine model aldı. Son yıllarda yapılan bir katliamdı ve dünya olanları seyretti. Bu da Ankara’daki ırkçı faşist tayfaya ilham verdi, bundan cesaret aldılar.

Soykırım, katliam ve sürgünler konusunda Osmanlı’nın ve Türk devletinin zengin deneyimleri var. Bu konuda birikim sahibidirler, zengin arşivleri var. Bu arşivler araştırmacılara açılmasa da devleti yönetenler bunlardan yararlanıyorlar. Yakın dönemde yaşanan olaylardan da dersler çıkararak imha ve soykırım politikalarını güncelliyorlar. “Çöktürme Planı’’ Şark Islahat planı ve Sri Lanka modelinin tümünü içeriyor. Erdoğan ve Bahçeli ittifakı Sur, Nusaybin, Cizre gibi şehirleri yakıp yıkarak açık katliamlar düzenledi. Bahçeli “taş üstünde taş, omuz üstünde baş kalmayacak’’ diye hedefini belirledi. Erdoğan da pratikte uyguladı. Ardında Güney’deki referandum sürecinde Tahran ve Bağdat’la ortaklaşarak Kerkük’ü Kürtlerden aldılar. Efrîn’e saldırıp işgal ettiler, etnik temizlik uyguladılar. Güney her gün uçaklarla bombalanıyor. Rojava’ya işgal saldırıları ve tehditleri devam ediyor.

AKP-MHP hükümeti şehirleri tanklar ve toplarla yıkıp insanlık ve savaş suçları işledi. Açıktan katliamlar yaptılar, sivil insanları vurdular. Direnenler vuruldular ama iradeleri kırılamadı. Direniş tam bir kahramanlık destanı olarak tarihe geçti. Fakat faşist hükümet onları hendeklere gömdük diye büyük bir psikolojik saldırı yürüttü. Halkın inancını ve iradesini kırmak için yoğun bir saldırı ve tutuklama furyası başlattılar. Bu saldırılar hızından bir şey kaybetmeden devam ediyor. Halkın sokağa çıkmasına, tepkilerini ortaya koymalarına izin vermiyorlar. Ekonomik, askeri, polisiye, adli, psikolojik ve ahlaki açıdan bütünlüklü bir saldırı yürütüyorlar. Kürt halkını halk ve toplum olmaktan çıkarmak için ellerinden gelen her şeyi yapıyorlar. Toplum nefes alamaz hale getirilmiş. Kazanılan belediyeleri gasp ederek halkın iradesi hiçe sayılıyor. Ardından psikolojik saldırılarla Kürtler artık PKK ve HDP’ye yüz vermiyor, devletin otoritesi sağlanmış diye propaganda makinalarını işletiyorlar.

Bu kara propagandalara karşı en etkili cevap seçimlerde ve Newrozlarda ortaya çıkıyor. Halk fırsat bulduğunda faşist hükümete, inkar ve imha sistemine karşı iradesini ortaya koyuyor. Bu açıdan Newrozlar Kürdistan’da bir irade beyanı, bir referandum işlevine sahip hale geldi. Bu yıl ki Newroz belirttiğimiz nedenlerden ötürü çok önemliydi. Ancak araya Koronavirüs salgını girdi. Böyle bir salgın ortamında halkın sağlığı her şeyden önde geldiği için kitlesel kutlamalar durduruldu. Ancak Kürt halkı özlemlerini, öfkelerini ve özgürlük arayışlarını içinde büyüterek Newrozu karşılayacaktır. Unutulmuş Newrozları nasıl ki, uluslaşmanın, birleşmenin ve özgürleşmenin bayramına çevirdiyse bundan sonra bunu daha da ileriye taşıyacaktır. Kürt halkına boşuna Newroz halkı denilmedi.

Kürtler nasıl ki, Türk faşizminin saldırısı altında büyük bir tehlikeyle karşı karşıyaysa insanlık da Koronavirüs salgınıyla karşı karşıya. Görüldüğü gibi virüs ne sınır tanıyor ne de egemenleri veya zenginleri. Bütün insanlar biyolojik varlıklar oldukları için hepsi bu tehlikeyle karşı karşıya. Elle tutulamayan ve gözle görülemeyen bir virüs dünyanın ne muktedirlerini ne ordularını ne de silahlarını dinliyor! Kapitalist dünyanın düzeni bir biçimde sarsılıyor. Salgının nasıl durdurulacağı veya ne zaman kontrole alınacağı bilinmiyor. Ama dünya adeta kilitleniyor. Sınırlar kapatılıyor. İnsanların dışarı çıkmaması, evlere kapatılması isteniyor. Sokağa çıkma yasakları ilan ediliyor. Önlemler giderek sıkılaştırılıyor.

Bu salgının büyük ekonomik ve siyasi sonuçları olacak. Petrol fiyatları görülmemiş seviyede düşüyor. Uçaklar uçmuyor, trenler, arabalar çalışmıyor. Fabrikalar duruyor. Milyonlarca insan işe gidemiyor. Milyonlarca insanın sağlık sigortası yok. Sağlıklı ve hijyenik ortamda kalma olanakları yok. Doğada ayrım yok ama devletler ve egemenler toplumları parçalamış, sınıflar ve katmanlar oluşmuş, ayrımcılık yaygın. İdeolojilerin sonu geldi diyenler herhalde insanlığın sonu geldi diyecekler. Çünkü insanlık özgürlük ve eşitlik olmadan var olamaz ve gerçek kimliğine kavuşamaz.

Bu salgın şimdiden dünyayı kıskacına almış ve büyük oranda etkilemiş. İşin hafife alınacak bir yanı kalmadı. Birçok ekonomist, düşünür ve ilgili çevreler şimdiden tartışmaya başladı. Kapitalist sistem, serbest piyasa ekonomisi, liberalizm sorgulanmaya başlandı. Tartışmaların yaygınlaşacağı ve derinleşeceği görülüyor.

Newrozlaşan halkımızın ve özgürlük mücadelesi yürüten herkesin Newroz’unu kutluyoruz.