
DAİŞ çetelerinin saldırılarından kaçarak Rojava’ya sığınan ve Dêrik’teki Newroz Mülteci Kampı’na yerleştirilen yaklaşık 13 bin Şengalli göçmen, çadırlarda yaşam mücadelesi veriyor. Kampın genel durumu yanında kadınların durumu hakkında da bilgi veren Newroz Kampı Yöneticisi Leyla Azad, yaklaşan kış koşullarından ve yoğun yağmurdan etkilenen göçmenlerin durumuna dikkat çekerek, kampın kış koşullarına göre yeniden konumlandırılması için kışlık giyimden tutalım, yatak ve ilaç gibi malzemelere ihtiyaç duyulduğunu söyledi. Azad, Êzîdî kadınlara yönelik çalışmalar sonucunda bir uyanışın yaşandığını da ifade etti.
Êzîdîlerin halk olarak yaşadığı soykırım sürecini kadınların en korkunç biçimiyle yaşadığını belirten Azad, şu anki ruh hallerini şöyle özetledi: Kampta olan kadınların önemli bir kesiminin akrabaları, eşleri, çocukları, anneleri DAİŞ'in eline geçti. Kaçırıldı, tecavüze uğradı ve bazıları halen pazarlarda satılıyor. Bu her şeyden önce büyük korku, güvensizlik yanında büyük bir öfke de yarattı. Êzîdî toplumu, dinsel yapısı itibariyle diğer dinler tarafından sürekli dışlandığı ve baskıya uğradığı için kapalı bir sosyal yapıya sahip. Êzîdî kadınlar ise bu kapalılığın odak noktası durumunda oldukları için, yaşadıkları son süreç itibariyle de daha çok içine kapandı ve dışa karşı daha da güvensizleşti.“
Azad, yaşadıkları travmanın yanısıra bir biçimde yaşamlarını sürdürmek, çocuklarına bakabilmek ve umuda sarılarak bir şeyler yapmak istediklerini ifade etti.
Kış kapıya dayandı
Kampta yaşayan kadınların mağduriyetlerini gidermeye yönelik çok boyutlu çalışmaların yapılması gerektiğinden söz eden Azad, ancak yaşamsal ihtiyaçlarının giderilmesinin her şeyden daha öncelikli olduğunu dile getirdi. Azad, kampın sorunlarını „Onların her şeyden önce beslenme, barınma, temizlik, sağlık koşullarının iyileştirilmesine ihtiyacı var. Bunları imkanlar dahilinde karşılamaya çalışıyoruz ancak şu an kış kapıya dayandı. Gücümüzün yetmediği şeyler var. Günlerdir yağmur yağıyor, çamur var ve kadın ve çocuklar üşüyor. Kadınların özel ihtiyaçları yanında ayakkabı, elbise, yakacak sorunu var. Kampın kış koşullarına göre yeniden konumlandırılması problemi var“ sözleriyle dile getirdi.
BM’den ciddi bir destek yok
Güçlerinin karşılamaya yetmediği ihtiyaçları yardım kuruluşları vasıtasıyla temin etmeye çalıştıklarını ifade eden Azad, kış döneminin yaklaştığı son zamanlarda yardım kuruluşlarının desteğinin de zayıfladığını söyledi.
Birleşmiş Milletler’in (BM) kampın yarısından daha azının çadır ihtiyacını karşılamak ve son dönemlerde cüzzi oranda ekmek vermek dışında hiçbir şekilde yardımının söz konusu olmadığını vurgulayan Azad, insani yardım kuruluşlarının bu konuda hep rejimin onayını beklediğini ve sürekli oyalanıp yardımların geciktirildiğini söyledi.
Yardımların daha çok Avrupa ve Kuzey Kürdistan’da yaşayan Kürtlerden geldiğini kaydeden Azad „Yardımlar daha çok halk kesiminden geldi. Özellikle Avrupa'daki halkımız Çıra TV aracılığıyla destek sundu. Kuzey’deki halkımızın yanısıra Rojava halkı da savaş koşullarında yaşamasına rağmen lokmasını kampta yaşayan halkımızla paylaştı. İhtiyaçları bu şekilde gidermeye çalışıyoruz“ diye konuştu. Son süreçte kampa bazı yardım kuruluşlarının geldiğini belirten Azad, yardım konusunda somut bir adım atılmadığını da ekledi.
Sorunların giderilmesi komple çözümden geçiyor
Newroz Kampı'nın ihtiyaçlarının yeterince karşılanamamasının temelinde, Rojava'nın resmen tanınmaması ve ambargo uygulanması olduğuna dikkat çeken Leyla Azad, bu anlamda sorunun Rojava'da kendini özerk olarak örgütlemiş olan halkların komple bir sorunu olduğunu söyledi.
„Rojava halkları üzerindeki DAİŞ tehdidi, Kobanê'de günlük bir savaşa dönüştü“ diyen Azad, devamla „Bu durumun görülmesi ve Kürt halkına, kadınlarına destek verilmesi gerekir. Eğer Rojava'da ekonomik, siyasal olarak bir güçlenme yaşanmazsa Newroz Kampı'nda da ihtiyaçlar yeterince karşılanamayacaktır. Elbette öncelikli olarak Rojava'daki direnişin görülmesi, statüsünün kabul edilmesi ve kadınların bu süreçteki öncülük rolünün görülerek, gerekli desteğin verilmesi gerekir. Bu sadece Kürtlerin değil, dünyanın sorumluluğudur. Çünkü Newroz Kampı'nın DAİŞ'in eline geçmesi gibi bir durum sözkonusu olursa, bu bölge halkları ve kadınlarının tümü için, nihayetinde tüm insanlık için ciddi bir tehdit ve tehlike oluşturacaktır. Bu anlamda gelişen direnişe karşı daha fazla duyarlı olunmasını, sahip çıkılmasını bekliyoruz“ şeklinde konuştu.
Êzîdî kadınlarda uyanış yaşanıyor
Kürt Yardım Kurumu Heyva Sor ve Rojava İnsani Yardım ve Kalkınma Örgütü‘nün kampın sağlık sorunlarıyla, Cizîrê Kantonu Kadın Bakanlığı ve Kadın Hareketi Yekîtiya Star’ın ise koordineli bir şekilde kadınların sorunlarıyla birebir ilgilendiğini ve zaman toplantılar yaptığını hatırlatan Kamp Yöneticisi Leyla Azad, kadınlarda farkındalık yaratmaya dönük de çalışmalar yapıldığını şu sözlerle ifade etti: „Biz kampta kadınların kendi ihtiyaçlarını kendilerinin belirlemesi için Êzîdî kadınlarla konuştuk ve bir komite oluşturduk. Meclis ve komünler kurmaya yönelik de kendileriyle tartışmalar yürütülüyor. Şu kavratılmaya çalışılıyor: Kadınlar kendi kendilerini savunamazlarsa dayandıkları her duvar yıkılabilir ve DAİŞ gibi vahşi bir örgütün eline geçip, pazarlarda satılabilirler. Kadınların öz savunma güçlerini oluşturması, öncelikle tüm Kürt kadınlar, bölge ve dünya kadınlarının temel bir ilke olarak uygulamaları gereken bir husus. Ancak Êzîdî kadınlar kapalı bir toplumdan geldikleri için bu konulara oldukça yabancılar. Diğer yandan ise duyarlılıkları çok fazla. Mesela yaşanan kadın kırımı ve soykırımdan sonra öz savunma birliklerine katılanlar çok oldu. Bu Êzîdî tarihinde bir ilktir. Şimdiye kadar hiç evlerinden çıkmamış olan kadınlar, ellerine silah alarak Şengal'i savunmaya gittiler. Yani böyle bir dinamizm, bir bilinçlenme Êzîdî kadınlarda var. Yine Kürtler içerisinde yaşanan ihaneti, terkedilmişliği de yavaş yavaş anlamaya ve ifade etmeye başlıyorlar. Êzîdî kadınlarda bir uyanış yaşanıyor diyebiliriz.“
Kadına dönük projeler gündemde
Kadınların yaşadığı soykırım gerçeğine karşı uzun vadeli çalışmaların da gündemlerinde olduğunu belirten Azad, kampın kış koşullarına göre inşa edilmesi ardından yaşadıkları travmayı atlatabilmeleri için terapi çalışmaları yanında kadınların sosyal hayatta görünür kılınması, eğitim ve ekonomi projelerinin geliştirilmesine dönük projelerin de somutluk kazanacağını belirtti.
SOZDAR DÊRSIM/HABER MERKEZİ