Toplumlar için bayramlar, toplumsallıklarını ve dolayısıyla özgürlüğünü, varlığını sürdürme mücadelesinde ortaya çıkarılmış anlamın kutsanması, kutlanmasıdır. Toplumsal doğa bu ‘’anlam’’ üzerinde gelişmiştir. Kendi emeği ve mücadelesiyle kendini yaratan toplum, oluşturduğu maddi ve manevi normlar ve yapılar ile özgürlük gibi temel yaşamsal değerlerin toplum hafızasında derin bir şekilde kalmasını sağlamıştır.

Tarım ve köy devrimin ilk geliştiği coğrafya olarak Kürdistan ve Kürt toplumsallığında böylesi günlerin derin anlam ifade eden biçimleri oldukça fazladır. Toplumun kendi yaratımlarını ve emeğini kutsaması anlamında bayramlar hem doğanın bereket ve bolluk dönemlerini, hem de ikinci doğa olarak gelişen toplumsal doğanın normlarını göstermektedir. 

İnsan ve toplum doğadan öğrendikleriyle birlikte, bunu dönüştürerek de kendisini yapılandırır. Newroz, doğa olaylarının toplumsal yaşama ilişkin bu anlamsal dönüşümünü gösteren bir doğal toplum bayramıdır. Doğanın bahar ekinoksu ile birlikte canlanması, kış mevsiminin ağır ve tek düzeliğine karşılık baharın renkli ve çeşitlilik gösteren zengin dünyası, toplumsal yaşam için de benzer anlamlar taşımaktadır. Bahar, aynı zamanda toplum için de doğanın sınırlayıcı etkisinden kurtulup hareket imkanlarına kavuştuğu bir dönem. Tarım ve hayvancılık için, hatta toplayıcılık için uygun şartlar oluşturmaktaydı. İnsan, hem hareket özgürlüğüne hem de besin temin etme imkanlarına daha fazla kavuşmaktaydı. Bunda doğa olaylarının belirleyici etkisinin erken fark edilmiş olması, ilk mitolojilerin ve inançların doğa ve gök cisimlerinin hareketiyle açıklanmaya çalışılması insan ve doğa ya da daha genel bir söylemle toplum ve doğa ilişkilerinde bir ölçü niteliğindedir. Doğal toplumların kutsallarının doğa ile bire bir ilişkili olması, toplum için doğanın öneminin anlaşılmasıyla aynı anlamı taşımaktadır. Her doğa kuvvetinin ya da olayının bir mitolojik ve dinsel izaha ve kutsal sembollere dönüşmesi de bu şekilde gelişmiştir. Kendi farkına varan insan ve toplumu için sembol niteliğinde olan günlerin gelişmesi aynı zamanda özgürlüğün gelişimidir. 


Dehaq, sömürgeci devletin zihniyetidir 

Newroz bayramının toplumsal doğa için anlamı özgürlüktür. Ne zaman ve nasıl başladığı kesin olarak bilinmemektedir. Bu yönüyle belki de insanlığın eski bayramıdır. Toplumsallaşmanın, dolayısıyla kültürel gelişmenin olgunlaştığı doğal toplum kültürünün tüm özelliklerini ve anlamını taşıyan bir bayramdır. Yukarı Mezopotamya’nın ova ve platolarında, Zagros dağları ve derin vadilerinde yaşayan Aryen kültür şekillenmesini yaşayan kabile ve aşiretlerin yaşadığı kültürel gelişme düzeyini yansıtmaktadır. Toplumun yaşadığı döneme göre anlamı genişlemekte ve derinleşmektedir. İktidar ve devletin gelişmesi Newroz’ un anlamını toplumsal özgürlükler için daha da anlamlı hale getirmiştir. Devletlerin emperyal politikalarına, sömürgeci amaçlarına karşı, varlıklarını ve özgürlüklerini korumak için  ‘’dağlı’’ kabile ve aşiretler yüzyılları bulan bir mücadele içinde oldu. Newroz Bayramı mücadele içinde olan bu kabile ve aşiretlerin özgürlüklerini sağladıkları gündür. Destan dili ile ve mitolojik bir şekilde anlatılanın doğal toplumun işgal ve köleleştirilmesine karşı direniş ve mücadele olduğu, bu mücadelenin sonucundaki zaferin de bayram şeklinde kutlanmasıdır. 

Demirci Kawa, bu mücadelenin ortaya çıkardığı bir toplum önderidir. Dehaq ise zaten bir kraldır. İktidar ve devlettir. Daha çok da bir dış gücü, yabancı bir iktidarı temsil etmektedir. Yabancı iktidarın toplumsal yapı üzerindeki tahribatın sonuçları daha derin olmaktadır. Dehaq, yaşamak için gençlerin beyinlerin ihtiyaç duyuyor. Gençlik, toplumun geleceğidir. Hastalığını tedavi etmek için gençlerin beyinlerini almak, fiziki katliamdan daha çok bir kültürel katliam, zihniyet ve gelecek katliamıdır. Toplumu geleceksiz bırakmak, kendisi için düşünemez hale getirmektir. Emperyalist sömürgeci bir devletin yapmak istediği tam da budur. Demirci Kawa’nın başta gençleri, giderek toplumu örgütlemesi ve önderlik etmesiyle kazanılan özgürlüğün dağ başlarında yakılan ateşlerle kutlanması, dağlarda ateşin yakılması yine proto Kürt kabile ve aşiretlerin yerleşim yerleri olan Zagros Dağları’nın, Newroz söylencesinde yer bulması, bu kabile ve aşiretlerin kültüründe ‘’dağ‘’ın anlamının o günlerden bilindiğinin göstergesidir. Newroz, mitoloji diliyle toplumsal tarihi bilince dönüştürmüş, toplumun zihniyetini ve hafızasını oluşturmuştur. Bugün de o anlamı temsil etmekte ve korumaktadır. 


Devam eden katliamlara karşı yenilenen Newroz

Newroz’un mitolojik anlatımı ve bunun toplumsal tarih açısından taşıdığı anlam, toplumsal varlığın yaşam ve mücadele tarihidir. Yani Kürt toplumunun, Kürdistan toplumunun insanlık kültürüne, evrensel tarihe kendisinden kattığı bir değerdir. Nitekim Newroz sadece aryenik toplumların kutladığı bir bayram olmaktan çoktan çıkmış, geniş topluluklara yayılmış, değişik kültürler tarafından kutlanan bir bayram olmuştur. İnsanlığın ortak bir mirası ve kültürel değeri haline gelmiştir. Bunda Newroz’un özgürlük, eşitlik gibi temel değerlerin ifadesi olmasının belirleyici payı vardır. 

Newroz’un tarihsel olarak oluşmuş anlamı, toplumsal tarihten ayrı düşünülemez. Newroz bu anlamda mücadele ile kazanılan özgürlükleri ifade etmektedir. Kürdistan, ülke ve halk olarak  fiziki ve kültürel soykırım kıskacına alındı. Bir yandan kapitalist modernitenin toplumu dağıtan, parçalayan politikaları diğer yandan bunu tamamlayacak şekilde kurulan sömürgeci bölge devletleri Kürt toplumunu ve ülkesini en faşist ve katliamcı politikalarıyla yok etmeyi amaçladı. Kürdistan, çağın tüm gelişmelerinden koparılıp zifiri karanlıklara gömülürken, buna karşı direniş de katliamlarla önlendi. Kürdistan’da toplumu asimile etme, dağıtma, kendisi olmaktan çıkarma ve hakim ulusların varlığı içinde eritme esas strateji olarak uygulandı. Yeni Dehaqlar yine tiranlıklarını kurmuş, toplumu nefes alamayacak duruma getirmişti. Kürdistan’ın her yanı zindana dönüştürülmüştü. Kürdistan’da mücadele ancak Newroz mitolojisinin yaşam bulmasıyla mümkündü. Toplumların mitolojileri, hafızaları ve tarih bilinçleridir. Tarih bilinci ve hafıza yenilenmedikçe kölelikten kurtulmak mümkün olmamaktaydı. 


Mazlum Doğan Newroz direnişini bugüne taşıdı

Önder Apo’nun tarihsel eylemi de Newroz ateşini bugünlere taşıdı. Mazlum Doğan da Diyarbakır zindanında “Teslimiyet ihanete, direniş zafere götürür” sloganı Newroz mitolojisini yaşamsal kıldı. Günümüzün Dehaqlara karşı çağdaş Demirci Kawa olarak eylemini gerçekleştirdi. 12 Eylül cuntasının zindanları Nemrutların zulmünden geri kalmadığı gibi, Kürdistan toplumunun yaşadığı kültürel soykırım da Newroz efsanesindeki toplumun yaşadığı katliam tehlikesinden daha büyüktü. Mazlum Doğan’a Çağdaş Kawa denilmesinin nedeni de bu tarihsel bilinç kıvılcımını eylemiyle canlı tutması ve büyütmesidir. Kürdistan toplumuna Newroz ateşinin aydınlığında direniş, mücadele ve özgürlük yolunu göstermesidir. Sömürgeciliğin kendini en güçlü hissettiği bir dönemde ve mekanda onu yenmesidir. Özgür yaşama kararı ve onun iradesinin zaferidir. 

Çağdaş Kawa Mazlum Doğan’nın özgür yaşam kararı olarak Newroz’u göstermesi Kürdistan’da ve Kürdistan halkının yaşadığı her alanda karşılığını buldu. Zekiye Alkan, Rahşan Demirel, Ronahî ve Bêrîvan Mazlum Doğan’ın yeniden yaktığı Newroz ateşinin aydınlığı ve sıcaklığını her yere taşıdı. Kürdistan, Türkiye ve Avrupa metropollerindeki şahadetler; sömürgeciliğin Kürt halkını Kürdistan’dan, Kürt toplumu ve kültüründen koparılma uygulamalarına karşı bir direniş ve mücadele çağrısıdır. Manifestosu niteliğindedir ve bu da Newroz’un özgürlük bilincidir. 

Bugün de Kürdistan saldırıların hedefinde. Dini maske, sömürgeci ve emperyalist niyetlerle Kürdistan’a eşine az rastlanır bir vahşet dayatılıyor. Tıpkı başlangıçta olduğu gibi, tarih adeta kendini tekrar ediyor. Mekan bile aynı mekan. Aynı yöntemlerle köleleştirmek, yok etmek istiyorlar. Dehaq, adeta bu faşist zihniyetin ruhunda yaşamakta ve ona yön vermektedir. Buna karşı Çağdaş Kawa da Kobanê‘den Şengal’e, Kerkük’ten Germiyan’a kadar halkımızın görkemli direnişinde yaşamakta ve ona ışık tutmaktadır. Mazlum Doğan’ın Amed zindanında yaktığı ateş, Newroz’un yaratıldığı Zagros Dağları’nda, asıl kaynağında tüm görkemiyle yanıyor.