Halkların direniş bayramı olan, kardeşliği ve özgürlüğü muştulayan Newroz arifesinde Türk Cumhurbaşkanı R. Tayyip Erdoğan çok öfkeli. Saraylı hazretleri hışımla konuşuyor. Adeta öfke nöbetine tutulmuş gibi. Meydan meydan dolaşıp Kürtlere çatıyor.

Erdoğan, binlerce cana mal olan savaş günlerini unutmuşa benziyor. Ama biz unutmadık ve yeni canları yitirmeyelim diye inatla “çözüm, çözüm” diyoruz. Ancak R. Tayyip Erdoğan bu kaygılarımızı paylaşmadığı için sorunu tartışanlara, yazanlara da çatıyor. Sorun “dağ gibi” karşımızdayken “bitti” diyor.  

Malum, önemli bir seçim yaklaşıyor. Bundan sebep yapılan her konuşma, her söylem “oy hesabı” olarak yorumlanır böylesi dönemlerde. Ancak “Saraylı”nın öfkesinin, Kürtlere çatmasının kaynağı bu değil.  

Peki, nedir Erdoğan'ı bu denli öfkelendiren şey? 

Erdoğan, 13 yıllık AKP iktidarı boyunca hep konuşulan isim oldu. Her konuşması bir düzine TV tarafından canlı yayınlandı, sözleri bir o kadar gazetenin manşetine taşındı. 

Muhalif olanlar dahi malum zatı ezile büzüle, utangaçca eleştirebildi. O’nu eleştiren yazarlar, gazeteciler işlerini kaybediyordu çünkü. Elbette ki cesur insanlar da vardı haklarını yemeyelim. Tutarlıca eleştirenler de oldu ancak bunların sayısı her zaman azınlıkta kaldı.

Özcesi, Erdoğan her zaman gündemi belirleyen kişi oldu. 

Şimdi bu tablodan eser kalmadı. 

Erdoğan'ın şaşaalı devri kapandı. Cumhurbaşkanı, korkulan adamdan karikatürlere ve mizah dergilerine konu olan bir figüre dönüştü. Nereden nereye?...    

Erdoğan’ın öfkesine kaynaklık eden bir gerçek de şu: Türkiye Erdoğan’ı değil Abdullah Öcalan’ı ve O’nun düşüncelerini konuşuyor. Türkiye gündemini Öcalan belirliyor artık. Onun için Türkiye İmralı’dan gelecek Newroz mesaj(lar)ına kilitlenmiş durumda. Medya günlerdir bu konuyu konuşuyor. Gözler Saray’da değil İmralı’da artık. Saray’ın sözü değil İmralı’nın sözü değer görüyor. Eskiden Saraylının sözlerini baş tacı edenler dahi artık itibar etmiyor Erdoğan’a.

Neden mi?

Çünkü herkes anladı ki “Saraylı” sorun çıkarıyor, İmralı çözüm geliştiriyor. Saraylı ve tayfası kriz çıkarırken; İmralı krizleri aştırıyor. Saraylı korku yayıyor, diktatörlük peşinde; İmralı ise demokrasi, özgürlük ve barış vaat ediyor. Saraylı fırsatını bulduğunda yan çizmeye, masadan kalkmaya çalışırken; İmralı ısrarla masayı, müzakereyi işaret ediyor. Saraylı kin ve nefret söylemini kullanırken; İmralı kardeşlik vurgusu yapıyor. İşte bundan dolayı Türkiye Saraylı'nın değil İmralı’nın sözlerine güveniyor, inanıyor. 

Erdoğan'ın öfke nöbetlerinin sebebi bu durum.   

Erdoğan popülaritesini kaybetti.  

Peki, Öcalan öyle mi? 

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan, 2013 Newrozu'ndan bu yana hem Türkiye’de hem de uluslararası alanda büyük prestij kazandı. Tüm Türkiye Öcalan’ın gücünü gördü. Savaşı sonlandıracak ve barışı tesis edecek iradenin Öcalan olduğunu anladı. 

Öcalan, tartışmasız bir biçimde Türkiye’nin en etkili lideri. Newroz mesajının, var olan algıyı daha da pekiştireceğini şimdiden söylemek mümkün.

Saraylı celallenmesin de ne yapsın?...