
Kürdistan halkı ve Ortadoğu'nun diğer halkları bir kez daha Newroz'u karşılıyor. Üç bin yıldır Ortadoğu halklarının zulme, baskıya ve sömürüye karşı isyanını ve mücadelesini simgeleyen; karanlıktan aydınlığa çıkışın ifadesi olan; bu coğrafya halklarının acılarını, sevinçlerini ve umutlarını ortaklaştıran Newroz'u bir kez daha yeni umutlarla karşılıyoruz. Kürtler bu yılki Newroz'a tarihsel anlamına denk gelen en büyük karşılığı veriyor. Büyüttükleri mücaleleriyle günümüzün Dehakları ve tiranlarının tahtlarını sallıyor.
Newroz, Ortadoğu halklarının Kürt Demirci Kawa önderliğinde Asur İmparatorluğu'nun zalim diktatörü, halkların celladı Dehak'a karşı ayaklanarak özgürlüklerine kavuşmasını ifade ediyor. O günden bugüne ne Dehak'ın ardılları tükendi; ne de halkların Newroz ışığında özgürlük uğruna verdikleri mücadele azim ve direnişleri... Her karanlık çöktüğünde halklar aydınlığa ulaşmak için Newroz meşalesini yeniden yaktılar; Dehaklara karşı yeni Demirci Kawalarla mücadele ettiler. Yüzyıllardır sürüyor bu döngü ve halklar özgürlüklerini elde edinceye kadar bu sürecek. Newroz meşalesi o güne dek daha da gürleşerek yanmaya, halkların yolunu aydınlatmaya devam edecek...
Diriliş bayramı olarak kutlanan Newroz, ''yeni gün'' demektir. Yaşanan her gün yeni bir gün iken, Kürtlerin 21 Mart'a yeni gün demesi en çok da Kürt halkının mücadelesinde karşılığını buluyor. Çünkü her Newroz Kürtler için yeni bir hamle, yeni bir dönem, yeni bir dönemdir.
Vakanüvislerde şöyle anlatılır: O güne kadarki günlerin hepsi, bir önceki de bir sonraki de eskidir, eskiyecektir. Sömürgeciler tarafından hayata dair hayaller köreltilmiş, günler eskitilmiş, gelecek umutsuzlaştırılmış, yürekler sevgisizleştirilmiştir. Böylesine hayat ırmağı kurutulmuş bir tarih içerisinde umudu, sevgiyi, gelecek inancını yaratmaktır yeni gün. Özünde “ölümlerden ölüm beğen” dayatmaları karşısında ölümlerden dirilişle çıkmaktır. Bundandır ki Kürtlerde yıl 21 Mart ile başlar. Ekinoks denilen gün eşitlenmesi 21 Mart’ta gerçekleşir. O güne nakışlanan eşitlik sevilir biraz da. Kış yaza evrilir. O gün bahar başlar, o gün yıl başlar, şenlikler ve kutlamalar... Gece ile gündüzü eşitleyen, doğurgan olan ve şenliklerle gelen bahar sevilir tabii ki. Çünkü diriliştir Newroz.
Bugün Ortadoğu gerçekliğine baktığımızda tarihle olan benzerliklerini görüyoruz. Egemen olanın adı değişse de sömürgecilik yeni isimlerle kendisini sürdürmeye devam ediyor, bunu daha da derinleştiriyor. Kapitalizmin boyunduruğu altında ezilen halklar adeta yeni bir başkaldırının eşiğinde duruyor. Varlık ve yokluk savaşı olarak da adını koyabileceğimiz bir süreç Ortadoğu’yu bekliyor. Halkların baharı olarak da adını koyduğumuz bu isyanlar yeterince sonuç alamıyor, istenilen sonuç doğru temelde yaratılamıyor. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan, tarihte olduğu gibi bugün de halkların ancak doğru bir mücadele ile bu baharı Newrozlaşabileceğine dikkat çekiyor. Newroz bayramına girerken, bu baharda halkların başarı kazanmasına olanak sağlayacak bir atılım yapmak ancak halkların ortak mücadelesiyle mümkün. Demirci Kawa efsanesinde olduğu gibi çağdaş Kawa Mazlum Doğan’ın yaktığı ateşin aydınlığıyla Newroz'u halkların bayramına çevirmek, büyük bir atılımı gerekli kılıyor. Newroz bayramı bunu yaratabilecek güce ve kültüre sahip.
Newroz'a büyüttüğümüz mücalede, örgütlülük ve ulusal birlikle giriyoruz. Hem güçlü hem inançlı hem de büyük bir kazanma istemi ve potansiyeliyle doluyuz. Bu inanç bizde başarıyı da kesin kılacaktır. Emperyalizmin gücü halkların inançlı davası karşısında yenilecektir. Newrozlarla, halkların bayramı olarak yeni bir tarih yaratılacaktır. Ortadoğu’da yeni bir rönesans devrimine yol açacaktır. Zihniyet devrimi ile büyük bir öncülük yine başta Kürt halkına düşecektir. Kürt Halk Önderi'nin çerçevesini ve perspektifini koyduğu onurlu barış ve bunun mücadelesini gerçekleştirmek mümkündür. Kawayê Hesinkar'dan Mazlum Doğan'a devredilen bu özgürlük ateşi sadece Kürt halkı ve Ortadoğu değil, tüm dünya halkları için yeni günleri yaratabilir. Meydanları ısıtan Newroz ateşi ve serhildanları bu umudu büyütüyor.