Tüm yasak ve engellere rağmen „Newroz’un kutlamasını  hükümet değil, halk belirler” dendi ve halk belirledi. Newroz belirtilen tarihlerde kutlandı.
Bu yılki Newroz’da da insanlar 130 ayrı merkezde büyük kitlesel katılım gerçekleştirerek; eşit, özgür, adil ve onurlu bir yaşam için dediler... Anadilimde eğitim dediler. Statü dediler. Güvence istediler.
Newroz’un yasaklamalarla engellenmeyeceğini bir kez daha görülmüş oldu. Halk yasakları dinlemeyerek barikatları aştı kutlama alanlarına girdi ve Newroz’un anlamını çiğnetmedi, bu ateşi söndürmedi.
Can kaybı yaşandı. Vekiller de dahil olmak üzere birçok insan yaralandı. Yüzlerce kişi gözaltına alındı.
***
Evet. Bir okurun mesajında belirttiği gibi; bu yıl Newroz; 6 binden fazla Kürt siyasetçinin cezaevlerine doldurulduğu koşullarda kutlandı.
Sadece bu mu? Bu yıl Newroz, 34 genç Kürt kır yoksulunun günde 50 TL için karın, buzun içinden kaçağa gittiklerini devletin de bildiği halde göz göre bombalandığı Roboskî’nin acısı üzerine kutlandı...
Bu yıl Newroz, enkaz altında kalan 600′ü aşkın cana bütün kışı geçirmeye mahkum edildikleri çadırlarda yanan bebelerin de eklendiği Van depreminin verdiği hüzünle kutlandı...
Bu yıl Newroz; Toplu mezarlardan yine kemiklerin fışkırdığı bir ortamda kutlandı
Bu yıl Newroz, Pozantı’da taciz ve tecavüze uğrayan çocukların yarattığı travma ve öfkenin henüz dinmediği bir ortamda kutlandı...
Bu yıl Newroz tecritin devam ettiği, cezaevlerinde yüzlerce tutuklunun açlık grevinde olduğu bir zamanda kutlandı.
Bu yıl Newroz, İstanbul’a göçüp ekmek parası için çalıştıkları inşaatın şantiye çadırında, Türk sınıf kardeşleriyle birlikte aynı ateşte kavrulan Kürt işçilere mezar olan Esenyurt işçi katliamının külleri hala havada savrulurken kutlandı...
Ve bu yıl Newroz, düşünüldüğünde insanın yüreğini kasıp kavuran daha nice benzer insanlık dramının yaşandığı bir ortamda kutlandı.
***
Hayat, kendini sokaklara, alanlara saldı... Analar, kızlar ve çocuklar rengarenk giysiler içinde alanı renk cümbüşüne dönüştürmüştü...
Bin yıllardan kalan zulmün ve acının kar sularıyla yıkanması, hayatın havaya suya ve toprağa sıcak bir merhabası gibiydi Amed... Sazın telinde, davulun tokmağında, halayın coşkusunda yakaladı ritmini.
Tarihin hafızası tazelendi.
Talana ve yalana karşı yakıldı bu ateş, inkara ve imhaya karşı yandı bu ateş... Güzel günlerin özlemi, şarkıları vardı o ateşte... Hayatın tüm mağdurları vardı, onların haykırışları vardı orda...
Tarihin tanıklığı vardı orada... Kokuşmuş aygıtların öncül ve ardılları vardı orda.
Bir ömrün tüm rüzgarları vardı. Yüreğimizin kapakçıkları, beynimizin ince zarları vardı orda. Tarihin hafızası vardı orda... Önyargılar, yargısız infazlar, inkar ve imhalar vardı. 
Bütün bir ömrün sabıka kayıtları vardı orda. Demir parmaklıklar, tel örgüler ve tezgahlar vardı...
***
Newroz ateşi, bu kez anadilinde eğitimi vurgulamak için yandı... Bir halk; tek yürek, tek ses olarak özgürlüğü, eşitliği ve barışı haykırdı. Statü ve güvence istedi.
Bu Newroz, demokratik bir birliktelik, ortak bir gelecek özlemiydi...
Yalana, talana, inkara ve imhaya karşı bir duruştu.
Bu Newroz, yarım kalmış bir yol haritasında yürüyüşünü sürdürmeye kararlı bir serhildandı.
Halkın Demokratik Kongresi adı altındaki bileşenlerin de bu Newroz’da içtenlikli katılımları anlamlıydı.
Bu Newroz’un gösterdiği bir başka mesaj da Kürtlerin kendi kendilerini yönetmeye hazır bir konuma geldiklerini göstergesiydi.
Her şey bir kez daha kayda geçti orda... Tarihin hafızasına kazındı..
Çağdışı yasaklara karşı… Görmeyen gözlere, duymayan kulaklara iyi bir cevaptı...
Bu Newroz, yoldu, yöntemdi, istemdi...
Görebilene, anlamak isteyene… İyi okunması gereken bir mesajdı.