Yıkılmış Kürt kentlerinde yapılan sembolik Newroz kutlamaları dışında, hemen her kentte yüksek katılımlı geçen 2017 Newroz’undan sonra akla gelen ilk soru şu: Aylardır kurumların kapısının önünde bir basın açıklaması yapılmasına bile izin vermeyen devlet neden nasıl Newroz kutlamalarına izin verdi? Bu soruyu takip etmemiz, bir yandan bizleri devlet aklının Kürt illerinde karşı karşıya olduğu açmazı ortaya koyacak, diğer yandan da iktidarın Kürt illerindeki siyasal önceliklerini kavramamıza imkan sağlayacaktır. Yukarıdaki suali iki bağlamda cevaplayalım.
Birincisi, izin çıkmaması durumunda şu tablo ile karşı karşıya kalacaktık: Başta Diyarbakır olmak üzere birçok kentte insanlar yine sokağa çıkacak, polislerle eylemciler arasında çatışmalar yaşanacak, muhtemelen ve ne yazık ki sivil halk zarar görecek, eylemler bir süre sonra da duracaktı. 2 ay önce Dicle Üniversitesi’nde gerçekleşen patlama dışında, 2015 Aralık’tan itibaren Kürt kent merkezlerinde herhangi bir çatışma/patlama olmadı. Kent savaşları sonrası halkın çokça seslendirdiği çatışmasızlık ihtiyacına PKK’nin kayıtsız kalması, referandum sürecine gidilirken siyasal daralmaya yol açabilirdi. Diğer yandan, devletin Newroz’u yasaklayıp çok sayıda insan öldürmesi, halk nezdinde savunmasızlık hissiyatını derinleştirip kentlerde yeniden başlayabilecek PKK eylemlerine zemin sunabilirdi. İktidar, Kürt kentlerinin Newroz’da yeniden karışmasını istemedi. Bir sebebi, PKK’ye yönelik kırsaldaki operasyonlarına aralıksız devam eden hükümetin, referanduma gidilirken kendince Kürtlere bir vaat olarak düşündüğü “nizam, ve kentlerde çatışmasızlık” dışında hiçbir şeyi olmaması.
İkincisi, devlet aklı, Kürtlerin Newroz’a katılımlarının düşük olacağına inandı. Zayıf Newroz ile HDP’nin güçsüzleştiği propagandasıyla, referandumda HDP’lilerin sandığa gitme şevkinin kırılacağına ve kararsız Kürtler arasında EVET oylarının artacağına kani olmuşlardı. Bu tespiti destekleyen diğer bir kanıt, AKP medyasının Amed Newroz’undan alan dolmaktayken çekilen fotoğrafları tek bir ağızdan “HDP'nin Nevruz kutlamalarına kimse gitmedi” temalı servis ettiği haberlerdi. Tam da bu noktada, iktidarın kendi açmazına geliyoruz. Devletler için silahlı çatışma koşullarında hakikatleri çarpıtmak, yalan üretmek veya propaganda yapmak belirli sınırlar içinde kendi çıkarları için faydalıdır. Ama kendi propagandasını hakikat kabul edip ona göre siyaset belirlemek, her mülkiyenin düşebildiği en ciddi kapandır.
AKP Hükümeti içindeki karar alıcılar, gerçekten de uygulanan baskı politikasının HDP’yi halktan uzaklaştırdığına ya da tamamen sindirdiğine birbirlerini inandırmış durumda. Her hafta karar vericilerin önüne yüksek HAYIR oylu Kürt illeri anketleri de gelse de, hükümetin kendi yalanlarına inanmak dışında yapabileceği bir şey yok galiba. Bunu destekleyen diğer bir nokta, Newroz’un hemen sonrasına Süleyman Soylu için Diyarbakır programı yapılmış olması. Düşük katılımlı olacağı zannedilen Newroz sonrası Süleyman Soylu’nun gelip siyasi şov yapması evvelden planlamış. Soylu, Kulp’a gidip korucular ve bürokratik baskıyla getirilmiş memurlarla, Newroz’dan bir gün sonra EVET mitingi gerçekleştirdi. Soylu’nun, nerede miting yaparsa yapsın, hala varsa eğer, kararsız Kürt seçmenleri de HAYIR kullanmaya sevk ettiğinin bile farkında olmayan bir devlet aklı… Belli ki iktidar, halkın HDP’den uzaklaştığı veya Kürtlerin sindiği fikrine kendisini fazlasıyla kaptırmış. Aksi halde, Kürt halkının algısında Erdoğan ile olumsuzluk imajı yarıştırabilecek tek kişi olan Süleyman Soylu üzerinden Kürt illerinde var olmaya çalışır mıydı?
Bu devlet aklı, Newroz’a izin verildiği andan itibaren kitlelerin alanlara akışını kesmek için her yolun mübah olduğunu düşündü. Kayyum atanmış Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Newroz alanı istikametindeki otobüsleri çalıştırmadı. Nitekim devletin geçen yıl Sur direnişinin bitmesinden 10 gün sonra yapılan Newroz’dan çıkardığı ders şuydu: İnsanları alandan uzak tutacak bir korku unsuru olmadığında kent halkı alanı doldurur. Sabahın erken saatlerinde Kemal Kurkut’un infaz edilmesi ve sonra bomba araması bahanesiyle Newroz’u organize edenlerin bile alana sokturulmaması, ancak korku salıp katılımı düşürme gayretiyle anlaşılabilir. İlerleyen saatlerde kitlelerin akın akın alana geldiğini gören ve moral bozukluğu yaşayan polisler, ortada kayda değer hiçbir gerekçe yokken giriş noktalarında gaz bombası kullanmaya başladı. Her giriş noktası en az birkaç kez gaz bulutu içinde kaldı ve çok sayıdı kişi coplarla darp edildi. Sağduyusunu kaybetmeyen kent halkı ne geri çekildi ne de gerilimi tırmandırdı. Bir süre sonra, polis alana girişlere yeniden izin vermek zorunda kaldı.
Sonuçta, önceki yılki Newroz ile kıyaslandığında, katılımın yüzde 30-40 oranında daha fazla olduğu bir Newroz kutlaması oldu. 2017 Newroz’u, Kürt illerinde hükümetin OHAL dönemi başladığından bu yana baskı ile kurmaya çalıştığı psikolojik üstünlüğü sona erdirdi. İktidar medyası tarafından sıkça dillendirilen “sınır ötesi operasyon” yakın zamanda yapılmayacaksa, 8 Haziran hazırlıksızlığını hatırlayıp 17 Nisan üzerine düşünmenin vakti geldi.