Fransa Gündemi


Fransa, ,eski bütçe bakanı Jerome Cahuzac’ın İsviçre’de gizli hesabının ortaya çıkmasının ardından patlayan skandalla sarsılmaya devam ediyor. Bu haftanın bombası ise Liberasyon gazetesinden geldi. “Kabus devam ediyor” başlığıyla verilen haberde Dışişleri Bakanı Laurent Fabius’unda İsviçre bankalarında gizli hesabı olduğu iddia ediliyor… Fabius, konuyu anında yalanladı. Ama Cahuzac’da daha önce aynı biçimde suçlanmış ve banka hesaplarının olduğunu yalanlamıştı!
Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande ise güven tazelemek için Çarşamba günü bir dizi önlem paketini bir arada açıkladı. Hollande, hükümet üyeleri, parlamenterler ve yerel vekillerin mal varlıklarını açıklamak zorunda olacaklarını ve bunun için mal varlıklarını araştıracak bağımsız bir devlet kurumunun kurululacağını vurguladı. Konuya dair François Hollande yaptığı açıklamada, “Fransız bankaları dünyanın her yerindeki şubeleri de dahil olmak üzere ülke ülke bütün hesaplarını ve açıklayacaklar. Fransa ile bu konuda işbirliği yapmayan ülkeleri vergi cenneti olarak nitelemekte tereddüt etmeyeceğim” dedi. Sözkonusu önlem paketi önümüzdeki günlerde parlamentoda oylanacak. Bu önlem paketinin yasalaşması durumunda mali savcılık ve bağımsız mal varlığını araştırma kurulu gibi iki kurum daha Fransa kurumlar listesine katılmış olacak. Hollande’ın açıklamaları ya da önlem paketi işe yarayacak mı bilinmez ama hükümetin kamouyu nezninde büyük bir güven kaybettiği açık bir biçimde görülüyor!
Hümüket sadece Fransız kamouyunda güven kaybetmedi... 9 Ocak günü Fransa’nın başkenti olan Paris’in en işlek caddesinde başlarından vurularak bir suikaste kurban edilen üç Kürt devrimci kadın için günlerdir “adelet” talebiyle alanlarda olan Kürt halkı nezninde de giderek güven kaybediyor. 10 Ocak günü sabahın erken saatlerinde Kürdistan Enfermasyon Bürosu önüne gelen Fransa İçişleri Bakanı ve daha sonra açıklamada bulunan Hollande, bu cinayetin “en kısa zamanda aydınlanması için tüm çabalarını“ göstereceklerini belirtmişlerdi. Kürdistanlılar, ilk savcılık açıklaması dışında şuana kadar konuya dair bir bilgi alamadılar. Soruşturmanın ne aşamada olduğu, katil zanlısı ya da zanlılarının kimler olduğu, bu veya bunlar arkasındaki güçler kim... tüm bu sorular hala yanıtsız. Ya da bu soruların yanıtları bulundu ve paylaşılmıyor... Bu aşamada mevcut hükümet Kürtlerin onlara güvenmelerini bekleyebilir mi?
Önümüzdeki hafta Sara’sız, Rojbîn’siz, Ronahî’siz yüz günü geride bırakıyoruz. Kürt kadınları önümüzdeki Çarşamba büyük bir eyleme hazırlanıyor. Üç kadın adına “Ben Rojbîn, Sara ve Ronahî’yim... 100 gün oldu adalet nerede” diye soracaklar. Aklı olan herkes üç haftada Mali’de büyük operasyona çıkan Fransa gibi bir devletin üç Kürt kadını katleden güçleri 100 gündür bulamamasına inanmıyor...
Bütün yaşananlara rağmen tüm bu 100 gün boyunca barışa ve adalete olan inancını yitirmeden sokaklarda olan Kürtler, bıkmadan ve usanmadan sorularının yanıtlarını istiyor. Fransa’nın olaya nasıl yaklaştığı, bu süreci aydınlığa kavuşturup kavuşturamayacağı da bir muamma olarak ortada duruyor. Tabi Fransız hükümetinin daha büyük dertleri var... yolsuzluklarına yeni kılıflar, açıklarını kapatmak için yeni yasalar hazırlıyor...
Sıkandallar, yolsuzluklar, yüzyılların devlet geleneği olan Fransa’yı sarmalamış... tam bir kriz hali... mali, siyasi, politik hezeyanlar... Bütün bunların ötesinde Paris’in bahar yağmuruyla sulanan kaldırımları  her zaman telaşla koşturan Rojbîn’in ayakkabı tıkırtılarını özledi... Özlem, sevgi ve direnişlerine duyulan saygıyla yeni doğan çocuklara ad oldular; Rojbîn-Sara-Ronahî’ler doğdu... Onların anneleri Kürdistan  Enfermasyon Bürosu önünde her çarşambayı sektirmeden nöbetteler; “sesleri sesimiz, mücadeleleri mücadelemiz... Adalet istiyoruz!”