Bir yurtsever olduğu kadar, bir enternasyonalist de olan Kürt direnişçi Mamê Rişê, belki Che’nin bu sözünden, belki de Che’den habersizdi. Kendini halkına ve insanlığa adayan her insan gibi kaygısız ve hesapsızdı. Bundan dolayı da dostunu dost, düşmanını düşman bildi. Düşmanının üzerine amansızca yürüdü, dostunu her gün sırtında taşımaktan gocunmadı.
Güney Kürdistan’da Saddam rejimi karşısında birçok kişinin ''Olmaz'' dediği 1970 ve 80’li yıllarda dostuna umut ve direniş, düşmanına korku kaynağı oldu. Ama Mamê Rişê, saf ve temiz yürekliliğinden, Che’nin sözünde dikkat çektiği hususu görmedi, göremedi. Belki de gördü ama bunun olabileceğine inanmak istemedi. Saddam rejimiyle girdiği yüzlerce çatışmadan büyük kahramanlıklarla galip çıkmayı başaran Mamê Rişê, 24 Ocak 1985'de kendine yönelik hain bir komploya yenik düştü. Mamê Rişê'yi halen Güney Kürdistan’da Kürt, Arap, Türkmen tüm kesimler, Saddam rejimine karşı direnişin sembolü olarak görüyor. Bir Kürt efsanesi olarak anılan Mamê Rişê'nin kahramanlığı ve mücadelesini bugünün nesillerine de aktarıyor.
Asıl ismi Necmedin Şikur Reuf olan Mamê Rişê, yurtsever bir ailenin çocuğu olarak Germiyan’ın Talabani Köyü'nde, 1955 yılında dünyaya geldi. Mamê Rişê’nın çocukluk yılları bir taraftan Baas rejiminin Kürtler üzerinde estirdiği baskı, diğer taraftan Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) öncülüğünde yürütülen Kürt ulusal mücadelesi koşullarında geçti. Kürt gençlerini ya devlet yanlısı ya da KDP yanlısı bir saf belirlemeye iten 1970’li yılların başında Mamê Rişê, yaşıtlarının aksine, tercihini Filistin Kurtuluş Mücadelesi’ne katılmakla yaptı. 1970 yılında Filistin’e gitti.
Saddam Hüseyin’in 1976’dan başlayarak adım adım iktidarı ele geçirmeye ve Irak’ın politikalarında değişiklikler yapmaya başladığı süreçlerde, Kürtlere yönelik uygulanan baskılar kat be kat arttı. Baas rejimindeki bu iktidar ve politika değişikliği Kürtlere köylerinin boşaltılıp, talan edilmesi, halkın göçertilmesi şeklinde yansıdı. Filistin’de yaşadığı deneyimden sonra artık güçlü ve tecrübeli bir komutan ve lider olan Mamê Rişê, Baas rejiminin bu uygulamalarına karşı silahlanmak gerektiğini söyleyerek, 1978 yılında peşmerge silahını aldı ve o dönem en etkili silahlı savaşı yürüten Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) saflarına katıldı.
Mamê Rişê, Güney Kürdistan’da kahramanlığın ve yurtseverliğin sembolü oldu. Saddam rejimine karşı girdiği yüzlerce çatışmada elde ettiği başarıyla Kürtlerin moral kaynağı haline geldi. Halkın ve peşmergenin moralini ve direnişini kırmak için Saddam rejimi tarafından özel bir hedef haline getirilen Mamê Rişê, çatışmalarda sürekli en ön safta yer almasına rağmen, tüm zorluklara göğüs gererek başarılı oldu.
Mamê Rişê, ünü ve halktan gördüğü ilgiyle Kürt liderlerini de geride bıraktı. Celal Talabani’nin liderliğindeki Kürdistan Yurtseverler Birliği’nde bir peşmerge komutanı olmasına rağmen, halk nezdinde gördüğü sempati ve ilgi YNK lideri Talabani’yi dahi geçti. Güney Kürdistan’da öyle bir hale geldi ki, halk arasında onun ismini anmak bile umudun kaynağı oldu. Mamê Rişê halk tarafından kabul görüp sempati topladıkça, Saddam rejiminin hedefi haline geldi. Bir süre sonra Baas rejim güçlerince 'ortadan kaldırılması gerekenler' listesinin en başına yerleştirildi. Bulunduğu cephelere Irak ordusu kapsamlı operasyonlar düzenlemeye başladı. Bu saldırılarda Mamê Rişê dört kez yaralanmasına rağmen, Irak ordusu tasfiye girişimlerinin hiçbirinden sonuç alamadı. Hatta tam tersine çatışmalarda her seferinde Mamê Rişê başarı elde ettiği için, ününe ün katmaya devam etti.
Mamê Rişê, artık yaşayan bir efsaneydi. Saldırı ve komplo planlarını alt ettikçe, toplumda tüm kesimlerin; genç, yaşlı demeden herkesin daha çok ilgi odağı haline geldi, başarıları dilden dile dolaştı. Halk içinde, “Mamê Rişê tek başına Irak ordusuna ait gazinoya girmiş, o kadar askerin içinde komutanlarını vurup çıkmış. Kimse de tek bir mermi dahi patlatamamış” gibi bire bin katılarak anlatılan hikayeler anlatılmaya başlandı. Bu hikayeler, Kürt halkında rejimin baskılarına karşı umudu perçinledi. O artık herkesin dili ve yüreğindeki kahramandı, bir efsaneydi. Gençler onunla heyecanlanıyor ve onun gibi olmak için Kürt mücadelesinin yolunu tutuyordu.
Halkın sevgisine inanan Mamê Rişê, bir şeyi göz ardı ediyordu; Che’nin dile getirdiği, “Tanrım sen beni dostlarımdan koru, düşmanlarımla ben baş ederim” gerçeğini... Öyle de oldu. Mamê Rişê’ye karşı halkın sevgisi arttıkça, çekemeyenleri de çoğaldı. Ve onu askeri operasyonlarla alt edemeyen Saddam rejimi, başka yöntemleri devreye koydu.
Baas rejimi operasyonlardaki başarısızlığını komplo planlarıyla gidermenin yollarını aradı. Hain komplo ve tezgahlarla sonuç almayı planladı. Mamê Rişê 24 Ocak 1985'te, hain bir komplo sonucu, çadırındayken, yoldaşları Serdar ve Muhsin’le birlikte katledildi. Kürtlerin ulusal kurtuluş mücadelesine büyük bir kayıp verdiren bu komplonun nasıl tezgahlandığı ve kimin eliyle gerçekleştiği halen aydınlanmış değil.
NİHAT KAYA: Bir Kürt efsanesi Mamê Rişê