Fatma canını başbakanına kurban edip yağcılıkta trend topic yapadursun, o kurban olduğu arkadaş nice insanı kendine kurban etmeye devam ediyor. Tabi „demokrasiden“ bahseden Fatma xanımın da dünyadan ve „kurbanlardan“ haberi maalesef yok. Uganda’dan Ağrı’ya direk atanmış sanki…
Odasına uzak değilse lütfen mecliste bekleyen dosyalara göz atsın! Baksın bakalım bir insan nasıl Dehak’a tur bindirir? Baksın bakalım vicdan taşıyan hangi demokrat, parti, siyasetçi, aktivist, sanatçı kendisinin kurban olmamış. Olmayan bir tane getirsin ben de Fatma Salman’a kurban kesecem.
Belirtmeden geçmek istemem. AKP’de genel olarak bir zihinsel bozukluk var. Bulaşıcı bir de. Bakın örneğin Zonguldak’ta konuşan AKP Genel Başkan Yardımcısı Süleyman Soylu ne demiş? „Beyniniz kuş kadar çalışıyorsa toplu hareket edin, beraber hareket edin“ dedi. Yani anlıyoruz ki şimdiye kadar kuş kadar beyinsizler ilgili yerlerde at koşturmuş. Ne üzüldük ne üzüldük sorma!
**
Türk mühendisleri, 4 yıl süren Ar-Ge ve tasarım çalışmaları sonucunda dünyanın ilk zırhlı ve yüzme özelliğine sahip dozerini geliştirmiş. Bu adamlar değil miydi erke dönergecini de şey eden? Ülkenin kendisi yüzme bilmiyor ve tüm siyasi alanlarda, uluslararası düzeyde „batmış“, „batıyorken“; dozerin yüzmesi nedir yani? Yüzse ne olur! Zaten Kürdistan da deniz kaynıyordu. Cudi Gabar hattının denize açılan o manyak plajlarında askerler dozer keyfi yapıp ana haber bültenlerine „mutlu ordu“ pozu verecek öyle mi? Yeminle manyaksınız, aşağılık komplekslisiniz… Yarın da sıçan dozer yaparsınız.
**
Haber aynen şöyle: „Üniversiteli 3 gence „TRT Şeş’e karşı çıkmak“, „Uludere’yi anmak“, Halepçe katliamına „katliam“ demek gibi ‘suçlar’dan farklı sürelerde hapis cezaları verildi. Herhangi bir şiddet eylemi ile suçlanmayan gençlerden İbrahim Erkılıç’ın bir telefon görüşmesinde, Kürtçe yayın yapan TRT Şeş’e karşı çıkması bile ‘terörist’ olmasına yetti. Mahkeme, „TRT 6’ya çıkılmaması için propaganda yapmak ve yapanları dışlamakla“ suçladığı Erkılıç, 10 yıl hapis cezası aldı“…
İbrahim kardeşimize geçmiş olsun. Sayesinde anlıyoruz ki artık mecburi TRT 6 izleyicisi olacağız. Yani devletin yeni projesi zorla izlettirmek. Hem de 10 yıldan başlıyor. Çanak antenleriniz bozula, uydudan frekans yerine meteor ve şimşek alasız inşallah…
**
Erdoğan diyor ki „Asla ve asla emperyal duygularla hareket etmeyen Osmanlı Devleti, sömürünün en güçlü şekilde karşısında durmuştur“… Buyrun kafanızı vurun duvara. Dünyanın bilmem kaçta kaçını ele geçiren Osmanlı emperyal değilmiş. Üstüne üstlük sömürünün de karşısında durmuş. Yani savaşarak, kılıç zoru ile değil de „gül ve hurmalarla“ karşılandı sanki o dünyanın dört bir yanında ki işgal edilen topraklar. Peki Erdoğan bu konuşmayı nerede yapıyor? Nijer’de. Afrika kıtasında… Üstüne üstlük devam ediyor: „Biz Afrika ile sömürgeci bir mantıkla tek taraflı olarak değil, karşılıklı fayda temeli ile iki taraflı kazanç elde etmek istiyoruz. Biz Nijer’de onun için varız. Bizim derdimiz buraların petrolü, altını, elması bunların ötesinde, biz kardeşliğimizi dostluğumuzu on yıllarca burada oluşturulan sömürü anlayışına karşı kardeşlik nasıl olur, özgürlük mücadelesi nasıl olur biz bunu gösterebilmek için Nijer’deyiz“ dedi.
Bilinçaltını nasıl kustuğuna bakar mısınız? Osmanlı özlemine ve mini ABD özentisine bakar mısınız? Adam ülkesini kan gölüne çevirmiş, koca bir hapis yapmış ama teee Allah’ın Nijer’ine „barış, dostluk, kardeşlik“ götürmekten bahsediyor. Din iman sabaha kadar beni kaynar su kazanlarına atsalar içim rahat olmaz. Yani bu adamın artık demeçlerine maruz kalmak ve okumak istemiyorum. İyice kaybetti kendini. Bir insan evladı da çıkıp demiyor ki „Tamam tamam! Seni Fatih Sultan 1.Tayyip ilan ediyoruz“… Hangi kurumda bu unvan veriliyorsa lütfen yol gösterin. Kurtarın insanlığı başbakanın elinden.
**
Kürt halkının başı saolsun. Bazı acılar daha başka bir acıdır.
Nijer’e özgürlük götüren Tayyip…
Türkiye’de neden „erkek şiddeti“ bitmez biliyor musunuz? Şöyle kıyısından taze bir örnek ile anlatayım: Eşinden şiddet gördüğü gerekçesiyle boşandığı iddia edilen AKP Ağrı Milletvekili Fatma Salman, Ağrı’daki Danışma Meclisi toplantısında „Fatma birçok şeyden ayrılabilir ama Ak Parti’den, Başbakanından ayrılamıyor. Fatma canını Başbakan ve Ak Partiye kurban eder“ demiş.