Hafıza Merkezi,’nin Uluslararası Gözaltında Kayıplara Karşı Mücadele Haftası etkinlikleri kapsamında açtığı ‘Aşikar Sır’ adlı sergide, Hafıza Merkezi ve Cumartesi Annelerinin çabasıyla kaybedildikleri tespit edilen 266 kişinin vesikalık resimleri mermer taşlara işlenerek sergilendi. Yıldırım Türker sergi için bir yazı kaleme aldı.

Cumartesi Anneleri, haftalarca coplanarak, gözaltında dayak yiyerek Galatasaray’da toplandı. Artık oraya ayak basmaları yasak. Artık kayıpları; gözaltına alındığı bilinen, görülen, ama yetkililerce reddedilen; nefretle parçalanmış bedenleri kim bilir hangi ırmak yatağına, hangi ormana, hangi çukura atılıvermiş olanları bize hatırlatacak kimse kalmadı orada. Ellerinde oğullarının-kızlarının çoğunluk yoksul bir fotoğrafçı dükkanında çektirilmiş soluk vesikalıklarından büyütülmüş suretleriyle, binlerce yıl yaşlanmış analar, babalar oturmuyor Galatasaray Lisesi’nin önünde. Onlar, belki hâlâ rüyalarında, kayıp evlatlarının bir akşam vakti hiçbir şey olmamış gibi kapıyı çalıverdiğini görüyor. Sevdiğinin ölümünün yasını bile tutmasına izin verilmemiş, kimseden hesap soramayacağını bilerek hayatta kalanlar.

Öte yanda, bir yakını kaybolmadığı için şükrederken her geçen gün kaybettikleri artan insanların toplumu.

Karanlık aralanmadı daha.

İşte bu taşlar, örtbas edilen, hiç yaşanmamışçasına kaydı silinen hayatların dünyamızda bıraktığı uğultulu boşluk üstüne nasıl yeni bir hayat kurabileceğimizi düşünerek yontuldu. Umudun mıymıntılığına asılmadan bu boşluğu nasıl hayatımız kılabileceğimizi tartmaya çalışarak.

Nisyana direnen taşlar, bunlar.

Hatırlıyoruz, biliyoruz, hesabını soracağız diyen taşlar.

*Yıldırım Türker’in ‘Aşikar Sır’ sergisi için kalem aldığı yazıdan...