Özgür basın geleneğini sürdüren DİHABER, ROJEVA MEDYA ve ŞÛJÎN Türk faşizminin darbesiyle kapatıldı. Yarın sıranın hangisine geleceği belli değil. Bu gelişmelerin yerel ve küresel sebepleri vardır.  İlki açıktır, Erdoğan iktidarının, gerçeklerin toplum tarafından görülmesinden ne denli korktuğunun en bariz göstergesidir.

İkincisi ise tüm dünyayı ilgilendirmektedir. Küresel faşizmin saldırıları vardır ve demokrasiyi savunanlar küresel çapta özgür basına sahip çıkmalıdır. Çünkü dünyayı algılayış biçimimizden gündelik yaşamdaki davranışlarımıza dek bize yön vermeye çalışan küresel faşizm, medya eliyle kendisini hem görünmez kılmaya hem de normalleştirmeye çalışıyor. Olaylar normal karşılanmaya başlanmışsa orada insanlık adına fazla bir şey kalmamış demektir. Faşist medyanın yaptığı şey budur. Bu medya düşünmeye fırsat vermiyor. Refleksleri felç ediyor. Bunu da olay ve düşünce bağlantısını kopararak yapıyor. Bir tür tarihsizleştirme ve bireycileştirme faaliyetidir yaptığı şey. 

Bireycilik, olay ve düşünce bağlantısının koparılmasının doğal sonucudur. Bu konuda faşist medya tüm araçlardan daha etkili olmaktadır. Düşünen, sorgulayan insandan korkuyorlar. Bu yüzden sorgulamaya yol açacak her gerçeği gizliyorlar. İşin diğer boyutu yerel-bölgesel kukla rejimlerin, efendilerini taklit etmeleri nedeniyle ortaya çıkan ucubelikler şeklinde gündeme gelmektedir. Türkiye örneğine bakalım: Acaba düşünen bir hükümet üyesi var mıdır? 

Düşünen insan bireyci olamaz. Başkasının önüne koyduklarını alıp tekrarlamak düşünmek anlamına gelmiyor; faşizmin sürü kitlesinin bir öğesi olmaktan öteye geçmeyen bu tipolojinin kendini beğenme düzeyi, tarihin gördüğü en büyük ego düzeyindedir. Bazı yetenekler insanda megaloman özelliklerin gelişmesine yol açabilir. Fakat düşünme yetisi olmayan insanın insan olma vasfı artık şüpheliyken bir de kendini beğenmesinin, sürü içindeki bir koyunun kendini beğenmesinden farkı yoktur. Normalleştirme faaliyeti sürüleştirme faaliyeti olarak tanımlanabilir. Bir farkı varsa o da sürü içinde olduğu halde kendini beğenmesidir; sürü içindeki megalo! 

Sürüleştirme, küresel çapta başarı elde etmek isterken kendisine model oluşturmaktadır. Bu model en dipte ezilen kişilerden değil elindeki bilgi veya iktidar gücüyle kendini dünyanın hâkimi sayanlardan seçilmektedir. Aksi halde uygulama gücü zayıf kalır ve küresel düzeyde yayılmaz. Bu nedenle kimisi profesör, kimisi devlet başkanı unvanına sahiptir. Pop-Starlar bile bunların eline su dökemez! Erdoğan bu tipoliojinin kanıtlanmış patolojik bir örneği durumundadır.  İster saraydan katliam emirleri verenler olsun, isterse sokakta evli olduğu kadını bıçakla doğrama hakkını kendinde gören psikopatikler olsun aralarında bir fark yoktur. Hrant Dink’in katilinden binlerce Ézîdî kadınını katleden yaratıklara dek hepsinin ortak özelliği küresel faşizmin tezgâhında dokunmuş olmalarıdır.

Özgür basın en çok da faşizm bataklığında yeşeren insanlık düşmanı, kirli, cani ve uydu kişilikleri ve yaptıkları işleri deşifre ettiği için hedef oluyor. Bu durumda özgür basına sahip çıkmak kendi geleceğine ve özgür yaşama sahip çıkmak anlamına geliyor. Basının susturulmaya çalışılması normal karşılanmamalıdır. Susmak normal karşılamak faşizm canavarının temel gıdasıdır.

Kendisi normalleşmiş, sıradanlaşmış, vasatlık kazanmış olan iktidar simaları toplumu da kendilerine benzeştirmeye çalışırken üstten gerillanın yıldırım gibi üzerlerine çöken darbeleriyle alttan ise toplumun ve siyasetin dalgalarıyla karşılaşıyor.

Bunlar aynı zamanda faşist medyanın psikolojik bombardımanlarını yerle bir eden gelişmeler oluyor. En son olarak buna bir de gerilla bayramının muhteşem görüntüleri eklenmiştir.

15 Ağustos kutlamaları sırasında, komutanları öncülüğünde gerillanın yaptığı zafer yürüyüşünün, keşif uçakları eşliğinde savaş uçaklarıyla, tanklarla, toplarla her gün yapılan saldırılar altında gerçekleştiği düşünülürse toplumsal zaferin, demokratik devrimin ne kadar yakın olduğunun müjdesi olarak okunması gerekir. Üstelik silinmemecesine hafızalara kazınmıştır. Kimse o görüntüleri geri alamaz! Konuşmanın içeriği ise tarihi bir uyarı niteliğinde olmuştur. Tüm gerillalar fedaice o sözlerin arkasındadır.

Bu görüntülerin ve sözlerin neyi anlattığı açık değil midir? Halklarımızın özgürlüğü için, bölge ve dünya demokrasisi için deli-dolu coşan deniz dalgalarını devasa boyutlara taşıyacak kasırga geliyor! 

Demokrasimizin, özgürlüğümüzün, halklarımızın önüne dikilen dalgakıranları, nehirlerimize vurulan kelepçeleri ve tüm sevdiklerimizi hapseden duvarları yıkmaya geliyor.

Özgür basın bu özgürlük kasırgasının habercisidir, susturulamaz!