Sol Parti’nin NRW eyaletinde milletvekili adayı Ayten Kaplan gazetemize verdiği mülakatında, “Kürtler kendi iradelerini parlamentoya taşımalı” dedi.

Almanya’da 22 Eylül tarihinde gerçekleştirilecek olan federal seçimler öncesinde partiler ve adayların çalışmaları hız kazandı. Nordrhein Westfalen Eyaleti’nde (NRW) Sol Parti’nin (Die Linke) Federal Meclis seçimleri için 11. sıradan aday gösterdiği Kürt siyasetçi Ayten Kaplan da bu adaylardan birisi. Malatya Kürecikli bir Kürt kadını olan Ayten Kaplan, 1993-94 yıllarında eski PDS şimdiki Sol Parti ile tanışmış. 1999 yılından bu yana Sol Parti’nin üyesi olan Kaplan, geçmişte Almanya Kürt Dernekleri Federasyonu (YEK-KOM), Kürt dernekleri, CENÎ Kadın Barış Bürosu gibi kurumlarda çalıştı. NRW Eyaleti’nde seçim çalışmalarını yoğun bir şekilde sürdüren Ayten Kaplan gazetemizin sorularını yanıtladı.

Neden Sol Parti’yi tercih ettiniz?

Almanya’da Kürtler açısından en zor dönemlerde Sol Parti gerçekten yanımızda yer almıştır. Etkinlikler olsun, farklı çalışmalar olsun, Kürtlere karşı yürütülen kriminalizasyon politikalarına karşı olsun Kürtler şu ya da bu şekilde Sol Parti’nin sürekli desteğini almışladır.

Kürt siyasi kurum temsilcilerinin açıklamalarına göre  Almanya’da seçmen konumunda yaklaşık 250 bin Kürt bulunuyor. Hal böyleyken Sol Parti dışında diğer partiler bu potansiyele neden ilgi göstermiyor?

Göçmenlerin gücü yeni yeni açığa çıkıyor. Dikkat ederseniz bundan bir iki hafta önce başta ‘Der Spiegel’ dergisi olmak üzere bazı Alman gazetelerinin başlıklarında Almanya’daki sistem partileri, diğer partiler artık göçmenlerin gücünü gördüğüne dair haberler yayınlandı. Diğer partiler de artık göçmenlerin gücünü, oy potansiyelini görüyor. Mevcut durumda bütün partiler özellikle göçmen kadınlara listelerinde yer vermeye başladı. Göçmenler noktasında şimdiye kadar hiçbir parti bu göçmenleri görmedi. Yanyana yaşadılar. Komşularıdır ama “bunlar ne istiyorlar, talepleri nelerdir, vatandaşlar mı” noktasında şimdiye kadar özel bir çalışma olmadı. 11 Eylül bu durumu değiştirdi. 11 Eylül olayları şunu getirdi: Tüm dünyada olduğu gibi Almanya da kendi göçmenleri olduğunu, özellikle de Müslüman göçmenleri olduğunu hatırladı. Ancak hatırlama bu insanlara olumlu bir yaklaşım sergileme yerine, bu insanlarla ortak bir yaşam ortaya çıkaracağına daha çok işte ‘terör’ adına ya da ‘güvenlik’ adı altında çok değişik yasaları çıkarıp yaşam koşullarını daraltan bir yaklaşım sergilediler. Entegrasyon politikasında da sanki göçmenler böyle bir ihtiyacı duymamış da şimdiye kadar dili, kültürü öğrenmek istememiş adeta göçmenler suçluymuş gibi bir yaklaşım sergilediler. Ortaya çıkan göçmenlik yasaları, göçmenlerin ortak bir yaşamda buluşmalarını değil aksine dışlayıcı uygulamalarla karşı karşıya kalmalarını sağladı. Bu politikalar halen de uygulanmaktadır.

Göçmenler, partiler içinde ne kadar etkili ya da söz sahibi?

Aslında her partinin programında göçmenlere ilişkin bir yaklaşımı var. Ama bunlar hep yazıda kalıyor. Bunları pratikte yaşamsal kılacak, onları da katacak, ortak bir talebe dönüştürme noktasında yetersizlikleri var tabii. Sen göçmenler adına bir karar alıyorsun. Ama göçmenler bunun içinde söz sahibi değil. Yani istemleri, talepleri nedir? Bir görüş alınmadan, bir iki tane göstermelik isimlerle tartışılıyor, görüş alınıyor ve sonra da  ‘İşte göçmenler bunu istiyor’ diye önünüze bir şeyler  konuluyor. ‘Bunu kabul edin’ diyorlar ama kabul edilecek bir durum değil aslında sunulanlar. Eğer gerçekten entegrasyon isteniyorsa, bunu sadece göçmenlerden değil Almanlardan da beklemek gerekiyor. Çünkü bir toplumun kaynaşması, ortak kültürel, siyasal taleplerin ortaya çıkması için karşılıklı bir entegrasyon gerekiyor. Yani göçmenler entegrasyon dediklerinde karşı tarafa, “beni anlamak için benim kimliğimi, kültürümü tanı” diyor. Bu şekilde ancak gerçek anlamda bir entegrasyon olabilir.

Peki Sol Parti’nin yaklaşımı nasıl?

Sol Parti, göçmenleri biraz daha içine alarak bir kaynaşmayı yarattı. Söz sahibi olma noktasında ya da kendi siyasetini kendi toplumlarına anlatma konusunda bir özgünlükleri var. Belki de bu yaklaşım ondandır. Ama göçmenlerin gücü daha yeni yeni farkedildiğinden bu oy potansiyelinin ya da Alman vatandaşlığına geçmiş göçmenlere ilişkin gelecek süreçte tabii ki değişik yaklaşımlar olacak. Dikkat edin, her partinin eskiden Almanca olan bildirileri ya da açıklamaları, seçim propagandalarını şimdi tüm değişik dillerde görebilirsiniz. Bu bir ilktir, yeniliktir ama bunun daha da gelişmesi için Sol Parti ile birlikte değişik partilere de dayatmamız gerekiyor.

Sol Parti önümüzdeki süreçte Almanya’daki Kürtlerin kimliklerinin resmi olarak tanınması, kriminalizasyona uğramaları gibi konularda neler yapacak?
YEK-KOM’un bir kimlik kampanyası vardı. Burada Sol Parti’nin Federal Dilekçe Komisyonu ile birlikte, oradaki üyeleri ile birlikte ilk defa Federal Parlamento Dilekçe Komisyonu’nda bir tartışma oldu. Talep ve istemler dile getirildi. Tabii bunların aşamaları var. Bu konuda ikinci aşamada ne tür eylemllikler, etkinlikler gerçekleştirilecek. Bunlar tartışılarak yöntemleri bulunacak. Ancak Kürtler denildiğinde ülkedeki sorunla bağlantılı olarak, işte Türkiye’nin talebi üzerine Almanya’daki Kürtler kriminalize ediliyor ya da farklı şeyler oluyor. Bu konuda tabii ki bir tutum sergilenmesi gerekiyor. Umarım parti olarak bu konuda çalışmalarımız olur. Biz zaten Sol Parti içinde Türkiyeli ve Kuzey Kürdistanlı insanlar olarak bir masa çalışması oluşturduk. Bu çalışmada hem sürekli Türkiye ve Kürdistan’da olan bütün bilgileri parti içine ulaştırma, bu konuda tavır alma, kendi düşüncesini ifade edecek birçok şeyi bu masa üzerinden hizmete sunacağız. Bu konuda Sol Parti’den de daha şeffaf ve açık bir politika yürütmesi ve tavır alması noktasında beklentilerimiz var.

Kürtlerin Sol Parti’den beklentileri var. Özellikle de Kürtlere karşı yürütülen kriminalizasyon politikalarının sebebi olan PKK yasağı ve Kürt siyasetçilere karşı uygulanan kriminalizasyon politikaları konusunda...

Kendi çalışmalarımıza baktığımız zaman biraz gerçekçi konuşursak şöyle bir sorunumuz var. Şimdiye kadar biz kendimizi anlatamadık. Hep başkaları bizi anlattı. Başkaları bizi anlattığı için ya empati yaptı ya da yapmadı. Ya da bizi hep farklı algıladı. Onun için aday oldum ben de. Yıllardır kurumularımızda, derneklerimizde böyle oldu. Seni sürekli başkası değil artık kendin anlatman gerekiyor. Sol Parti içinde tabii eskiden işte Ulla Jepke gibi milletvekilleri Kürtlere karşı yapılan kriminalizasyon politikaları konusunda parlamentoda soru önergeleri verdiler. Cevabını almışlardır.  Onlar iyi yapıyor mu yapmıyor mu tartışmasına girmek istemiyorum ama zaman şunu gösteriyor: Artık Kürtler  kendisini ifade edecek, kendi iradesini ortaya koyacak, taleplerini dile getirecek bir döneme girmişlerdir. Bu noktada Kürtlere karşı kriminalizasyon politikası önemli bir nokta. Çünkü halen insanlarımıza, siyasetçilerimize, kurumlarımıza karşı kriminalizasyon politikaları var. Ama Kürtlerde bir değişim yaşandığı, farklı şeyleri olduğu görülmüyor. Bunları yeniden ifade etme durumuna kavuşturmamız gerekiyor. Bunları Sol Parti içinde de yapmamız gerekiyor. Kürtlerin artık her yerde kendilerini örgütlemeleri gerekiyor. Kürtler kendi iradelerini Parlamento’ya taşımalılar.


Almanya Demokratik Güç Birliği Platformu ve bazı kurumlar sizi desteklediklerini açıkladı. Sizin izlenimlerinize göre bu destek açıklamaları sandığa ne ölçüde yansıyacak?
Görüşmelerimizde tüm grupların Sol Parti’ye karşı beklentileri, eleştirileri dile geldi. Mevcut durumda şimdiye kadar göçmen adayların beklentilerinin yerine getirilmediği aktarıldı. Arkadaşların söylem ve açıklamaları doğrultusunda düşüncem oyları sandığa yansıyacak ama oylardan ziyade daha çok bu grupların talep ve istemlerini dikkate almak gerekiyor. Sistem içinde yani Almanya’da sisteme yakın, engtegrasyon zirvesinde kabul edilen kurumlarla, kitlesini temsil eden kurumlarla kendilerini ifade etme imkanları var ama farklı düşünen, demokratik talepleri olan kurumların ‘Kürtler gibi ya da Demokratik Güç Birliği’ gibi birçok grupların dışlandığını görüyoruz. Geçmişe göre istem ve talepleri de değişen bu farklı grupları bir noktada toplamak gerekiyor ki bunu alttan baskı yaparak uygulayabilelim. Tabii bunu hem kendi partimiz içinde hem de hükümete yönelik gerçekleştirme yönünde bir beklenti ve talep var. Göçmenler artık muhatap alınmak isteniyor. Ne kadar ufak bir temsiliyeti olsa bile muhataptır. Onu görmek gerekiyor.  

Sol Parti geçen eyalet seçimlerinde birçok eyalette ciddi bir oy kaybı yaşadı. Bunun nedenleri ve sizin gözlemlerinize göre Sol Parti’nin şu anki durumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Federal seçimler tabii eyalet seçimlerine göre farklıdır. Kendi eyaletimiz olan NRW’yi örnek vererek yanıt arayalım: Biliyorsunuz geçen iki yıl içinde Korsan Partisi (Piraten) çok ön plana çıkarıldı. Alman devleti de kendine farklı bir muhalif arıyor. Sol Parti’ye ya da sosyalist bakış açısına karşı alternatif partiler çıkarmaya çalışıyor. Korsan Partisi de onlardan bir örnek. Sistemden gelen ancak sisteme tepki duyan, kendisini yeniden organize edip ortaya çıkan bir partiyi tabii ki desteklediler. Sol Parti bu konuda  talep ve istemlerini yeterli derecede dile getiremedi. NRW’deki 11 Sol Parti milletvekili, üniversite ücretinin kaldırılmasından, mültecilerin seyahat alanları ile yeni yasalar çıkarılması gibi yedi sekiz yasayı çıkarabildiler. Ama bunları dışarıya kamuoyuna anlatamadılar. Bunlar özeleştirsel olarak parti içinde tartışıldı. Yine son bir buçuk yıldır tabanla toplantılar yapılıp görüşler alındı, konferanslar yapıldı, bu doğrultuda bir seçim programı oluşturuldu ve kabul edildi.  Geçmişte yaşanan eksikliklerin bu dönemde yaşanmaması için daha çok tabanın ihtiyaçları dikkate alındı.

Biraz da seçim çalışmalarınızdan bahsetseniz…
Ben eyalet listesinde 11. sıradayım. Buna göre çalışmalarda tanıtma, görüşmeler, stand etkinlikleri gerçekleştiriliyor. Değişik sendika yada sivil toplum örgütlerinin, Alman kurum kuruluşlarının yaptıkları panellere katılıyorum. Emeklilik haklarından tutalım, ekoloji politikaları, Sol Parti’nin bu konuda ki politikaları ve beklentileri üzerine konuşuyorum.
Ayrıca göçmen grupları ile görüşmeler yapıyor, onların görüşlerini sürekli partiye aktarmaya çalışıyorum. Yine göçmenlere yönelik NRW’de 6 tane halk toplantısı planlandı. Bu toplantılara bize destek için BDP’den arkadaşlar gelecekler. Aynı zamanda her şehirdeki tercihli adayları tanıtma imkanları oluyor. 1 Eylül’de seçim çalışmaları start alıyor. Seçime üç hafta kala yoğun bir çalışma temposu içinde olacağız.

Çalışmalarınızdan ve anketlerden yola çıkarak Sol Parti sizce seçimden nasıl bir sonuçla çıkar?

Anketlere bakarsak Sol Parti’nin şu anki oy oranı yüzde 9. Tabii 10, 15 değişik anket var. Anketlere bakarsanız gidişat iyi. Ama gidişat iyidir diye rehavate kapılmak değil daha çok çaba  gerekiyor. Onun içinde çalışmalarımıza devam ediyoruz.
Olumlu gözüküyor gidişat. Bu olumluluğu ben kendi bilgilendirme standlarımda da görüyorum. Özelikle ajanda 2010 ile başlayan hükümet politikalarının insanları getirdiği nokta, yoksulluk, emeklilik paralarının azlığı, çöplerden yiyecek toplayan insanların çoğalması, işsiz insanların ‘Job center’ denen kurum kapısında insanlık dışı uygulamalarla karşı karşıya kalmaları gibi birçok örnekle dile getirilebilecek sisteme büyük bir tepki var. Bu tepkilerin karşısında da beklentiler var. Sol Parti bu konularda yıllardır söylemleri ve politikaları ile bir alternatif olduğunu söylüyor ve bunlar görülüyor. Bu tepki ister istemez seçimlere de yansıyacak.

Sistemden rahatsız insanlara ne söylemek istersiniz?
Biz gerek göçmen gerekse Alman toplumuna şunu söylüyoruz; rahatsızsan senin elindeki tek silahın oy hakkındır. Bu demokratik hakkındır. Oyunla bir insanı ya da bir partiyi yüceltirsin, ya da indirirsin. Bir oy yeri geldiğinde bir partinin kaderini belirleyecek güçtedir.

Seçilirseniz neler yapacaksınız?

Tabii hepimizin umudu seçilmek ve Parlamento’ya gitmek. Parlamento’ya gidersek, bugüne kadar verdiğimiz sözlerin  sahibiyiz. Alternatif yapıların ortaya çıkması ve bizim gibi Kürt kurumları, değişik Türkiyeli gruplar gibi kurumlara karşı sistemin dışlayıcı yaklaşımlarını kırmak için, onların ortak yapıları, platformalarını oluşturma, kendisini ifade edecek ve taleplerini dile getirecek mercileri yaratmak için mücadele edeceğim. Sürekli rahatsız etme, sürekli sorunları dile getirme, kapıları aralama gibi yöntemleri araştırıp o olanakları kullanmaya çaba göstereceğim. Kürt kurumlarındaki çalışmalarımdan edindiğim tecrübelerden de yola çıkarak  kararlı ve istikrarlı bir siyaset yapacağım.

Özelde göçmenlere genelde tüm seçmenlere çağrınız?

Alman vatandaşı olan tüm göçmenlere yani Kürt’ü, Türk’ü, Laz’ı, Çerkez’i, Pontus’u, Ermeni’si, hangi kökenden geliyorsa, tercihini yapmış Alman vatandaşlığını elde etmiş, bu vatandaşlığının verdiği demokratik hakkını, seçme ve seçilme hakkını kullansın. Kendi iradesini ortaya koyup nasıl bir sistem, sosyal kültürel yaşam beklentisi olduğu konusunda oyunu kullanarak iradesini ortaya koysun.

BDP’den tam destek

Barış ve Demokrasi Partisi’nden (BDP) de Sol Parti’nin NRW adayı Ayten Kaplan’a tam destek geldi. BDP Bitlis Milletvekili Hüsamettin Zenderlioğlu, 6-8 Eylül tarihleri arasında Kaplan’a destek için NRW eyaletindeki seçim çalışmalarına katılacak. Zenderlioğlu, Kaplan’ın 6 Eylül’de Emmerich Mala Ezidiya; 7 Eylül’de Dortmund ve Hagen Kurd Kulturverein; 8 Eylül’de Köln Mala Kurda ve Düsseldorf Navenda Canda Kurda’da gerçekleşecek halkla buluşma toplantılarına eşlik edecek.



MURAT ALPAVUT/DÜSSELDORF