Fransa Gündemi
Fransa’da ABD’den sonra 59 nükleer santralle dünya ikinciliğini korurken yine adını bir nükleer yangınla gündeme taşıdı. Fessenheim nükleer santralında „oksijenli buhar“ çıkışı nedeniyle iki kişi yaralandı. Yerel kaynaklardan basına yangın diye sızan haber anında Fransız Ulusal Elektrik İşletmesi-EDF tarafından yalanlanıp sadece „oksijenli buhar“ nedeniyle iki kişinin elinde hafif şekilde yanmanın olduğu açıklandı.
1977’de kurulan Fessenheim santralı, birçok defa nükleer karşıtlarının protestolarına hedef olmuştu. Fransa’nın en eski nükleer reaktörlerinin bulunduğu santral, Almanya sınırı yakınlarında. Fransa’da geçtiğimiz Eylül ayında da benzer bir kaza yaşanmıştı. Bir yıl sonra Eylül’de yaşanan kaza gibi anında basına yansıyan bilgiler sınırlandırılmış ve EDF tarafından, „içinde herhangi bir reaktör bulunmayan Marcoule’de meydana gelen patlamada bir kişi öldü, biri ağır olmak üzere 4 kişinin yaralandı“ açıklaması yapılmıştı. Fransa özellikle nükleer enerji konusunda yapılan haberler konusunda hassas! Çünkü nükleer enerji konusu Fransa için stratejik öneme sahip bir konu. Geçmişte kendi enerji kaynaklarını oluşturma temelinde faaliyet yürüten Fransa’nın nükleer enerji devleri şimdi yapılan yeni anlaşmalarla dışa açılıyor.
Diğer ülkelerde yapılan nükleer tesislerin kurulmasında büyük bir rol oynayan Fransa geçtiğimiz Şubat ayında İngiltere ile ortak santraller kurma ve insansız uçaklar geliştirmek için işbirliğine gittiğini açıklamıştı. İngiltere Başbakanı David Cameron ve dönemin Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy konuya dair görüşme yapmış ve ardından Londra-Paris arasında anlaşmalar imzalanmıştı. İngiliz hükümeti çevrecilerin tepkilerine karşı yaptığı açıklamalarda İngiliz, 500 milyon Sterlin tutarındaki nükleer işbirliği planlarının İngiltere’de 1500 kişiye iş olanağı yaratacağını belirtmişti. Cameron „Sivil nükleer enerjiye eğilen iki büyük ülke olarak sanayideki ortaklığımızı geliştirip, nükleer güvenliği artırmak ve istihdam yaratmak üzere uzmanlığımızı birleştireceğiz“ demişti. Bu anlaşmanın ana gövdesini ise ortaklaşa casus uçak üretilmesi oluşturuyordu. Casus uçak projesinde Fransa’nın Dassault, İngiltere’nin BAE Systems şirketleri öncü rol oynuyor.
Yapılan açıklamalarda kullanılan „hakiki ve derin“ işbirliğinin temelini nükleer silahları kapsıyor. İngiltere hükümeti 2025 yılına dek 8 yeni nükleer santral yapılacağını belirtmişti. Fransız Areva şirketi nükleer reaktörlerin çekirdeğini temin edecek; Rolls-Royce da diğer teknik işleri üstlenecek.
Nükleer enerjiye yönelme girişimleri, Japonya’daki deprem ve tsunami sonucunda meydana gelen radyoaktif sızıntı dolayısıyla çevreci örgütler tarafından sürekli gündeme taşınıyor. Özellikle, nükleer enerjinin ne kadar güvenli olduğu tartışmaları yapılmasından en fazla rahatsız olan ülke Fransa. Greenpeace, Anti Nükleer Cephe gibi nükleer santral karşıtı gönüllü çevreci kuruluşlar da her fırsatta yaşanan felaketleri hatırlatırken Fransız yetkililerin hedefi haline geliyorlar.
Fransa’da birçok çevreci kurumun imzacısı olduğu Anti-Nükleer Cephe, “nükleer enerjinin zararları” temasını taşıyan halkı bilgilendirme kampanyaları yürüttü. Ama ne halkın ne de sivil toplum örgütlerinin nükleer enerjiye karşı bir tepkisi oluşmadı. Halk nükleer enerjinin zararlarının ne olabileceği konusunda bir fikre sahip değil. Anti-Nükleer Cephe konuya dair hazırladığı bilgilendirici broşürde şunları belirtiyor:
„Nükleer atık depolamasında problem çıkabilir, bu depolardan sızan radyasyon yeraltı sularına karışarak ve nükleer kirlilik yaratarak insanlığı tehdit edebilir. Nükleer atıkların tehlikesiz hale gelmesi onlarca ve yüzlerce yıl gerektirdiği için ayrıca zaman ilerledikçe nükleer atık stoğu da artarak riskin büyümesine neden olacaktır. Nükleer reaktörlerin inşaası sırasında bir hata olabilir ve sonra bu büyük bir nükleer kazaya meydan verebilir. Nükleer enerji ile zaman kaybediyoruz, bunun yerine enerji verimliliği ve yenilenebilir enerjiler konularında çalışalım. Nükleer enerji sadece elektrik üretiminde kullanılabilir. Nükleer enerji hiçbir şekilde ulaşım, ısınma ve sıcak su gibi ihtiyaçlarımıza karşılık veremiyor.“
Bunlara ek olarak yapılan diğer eleştiriler ise uzun inşaat süreleri, güvenlik sisteminin kurulma maliyetleri ve kapıtılma maliyetleri dikkate alındığında nükleer santrallerin toplam maliyetinin diğer enerji kaynaklarıyla rekabet edemeyeceğine yönünde. Riskler, santrallerde üstü örtülen yangınlar devam ederken Fransa sıfır sorun politikasını sürdürüyor. Çünkü ucunda büyük yatırımlar var…
Nükleer’de sıfır sorun politikası!