Kürt halkına yönelik saldırılar durmuyor. Saldırılar siyasi, silahlı, psikolojik olarak çok boyutlu sürüyor. En fazla da psikolojik özel savaş ekseninde saldırılar sürüyor.
Tüm bastırmalara, kısıtlamalara ve zor uygulamalara rağmen Kürt halkı direniş ruhunu pratikleştirdi ve sömürgeci devletlerin tüm baskılarına rağmen harekete geçti. Dört parça Kürdistan’da Kürt halkı direnişte. Bugün dünyada bir siyahi ve siyah dostları direnişte, bir de Kürtler ve Kürt dostları. Anlaşılıyor ki, Kürtler de Ortadoğu’nun siyahileri olarak görülüyor.
Psikolojik özel savaşın yeni kararlar aldığı açıktır. Çökmekte olan bir AKP-MHP rejimi, Türkiye devletinin büyük bir çağ dönümünde olduğunu gösteriyor. Libya’daki enerji kaynaklarının bir nefes yaratsa da Türkiye’yi kurtarmaya yetmeyeceği kesindir. Buna karşılık Türkiye devletinin Suriye eksenli olarak Ortadoğu’da çeteleştirdiği kesimlerin tamamını Kürtlerin üzerine sürme temelinde Suriye’den çekmeye razı edilmesi, ABD eksenli Ortadoğu dizaynının Kürtlerin statüsüzlüğü üzerinden inşa edildiğini gösteriyor.
En son yapılan Mexmûr, Şengal ve Medya Savunma Alanlarına yapılan hava saldırılarının sonuç almadığı da açıkça görüldü. 300-400 kişilik kalan PKK güçlerine yönelik 30-40 uçağın gece boyunca saldırı yapması Türk devletinin çaresizliğinden başka birşeyi göstermez. Anlaşılan odur ki her on gerilla için bir uçak kalkmıştır. Bu matematik hesabı da tutmadığına göre söylenen yanlışlarda bir hesap hatası vardır.
Kürt halkı zaten bu hesapları iyi bilmektedir. Güney Kürdistan ve Irak Kürt bölgelerine yapılan saldırılar karşısında tüm dünya yarım ağız tutum almıştır. Bu tutumlar pratik bir adım olarak somutlaşmamaktadır. Ancak yarım ağız da olsa Başûrê Kurdistan hükümeti böyle bir tutum almamıştır. PKK’nin ve Apocu Kürtlerin yokluğunda kendi varlığını gören AKP-MHP gibi Güney hükümeti de kendi bekasını PKK’nin tasfiyesinde görmektedir. Oysa gerçek tam tersidir. Mexmûrlu değerli anaların söylediği çok güzel bir söz vardır: “Ger em taştî bin, hun firavîn in.” PKK demek Kürt demektir, özgür Kürtlük demektir. PKK’nin aldığı en küçük darbe, büyük düşüşler olarak tüm Kürtlerin üzerine yıkılmaktadır.
Türkiye’de siyaset bitmiştir. Kürt düşmanı özel savaş iktidarının uygulamaları vardır. HDP dışındaki tüm siyasi partiler buna göre konumlandırılmaktadır. Yine tüm basın kurumları da buna göre konumlandırılmaktadır. Bu ezgiye göre herkes oynatılmaktadır. Bundan dolayı düşmanlıkta, vahşette sınır tanınmamaktadır. Tüm bu adaletsizlikler dünyanın öbür ucunda “adalet yoksa barış ta yok” sözleriyle sloganlaşmaktadır. Tabi ki bu Kürtler için de geçerlidir. Kürtler için adalet yoktur, öyleyse barış da olmayacaktır. Öyle demagoji anlamında dahi barıştan söz etmek abes olmaktan da öte bir durumdur. Kürtler her gün katledilmekte, işkencelerden geçirilmekte, Kürtlerin dili kesilmekte, ezgileri hançerlenmektedir. Böyle bir düşmanlık varken barıştan, çözümden söz etmek zaten kimsenin aklına gelmemektedir. Psikolojik özel savaşın bir boyutu da Kürtlere savaştan başka bir seçenek bırakmayan tarzıyla Kürtleri her an savunma halinde tutma amaçlıdır. Ancak bunun karşısında Kürt halkı saldırılar karşısında bir savunma psikolojisinden ziyade özsavunma anlayışıyla heryerde direniş içindedir. Yürüyüşler, eylemlerle sadece Kürtlerin değil tüm ortadoğunun özgürlüğü için direnişini büyütmektedir.
Türk devletinin psikolojik özel savaş sözlerinden biri de gerilla sayısını vermek üzerine kurulmuştur. Gerilla sayısını vererek bu sorun çözülmeyecektir. Kürtler dağlarda, şehirlerde, ovalarda her yerdedir. Bugün Kürtler PKK somutunda direnirken sadece dağ başlarında direnmiyor. Güney Kürdistan halkının yaptığı eylemler, yürüyüşler, ihaneti kınama sloganları, PKK’yi sahiplenme sloganları bunu gösteriyor. PKK halklaşmıştır. PKK heryerdedir. Türkiye’nin her yerinde intikam eylemleri yükselmektedir. Ve bu eylemler daha da büyüyecek, artacak ve tüm faşist Türk devletini saracaktır. Onurlu Kürtlerin 2015-2016 yılını unutmadığı açıktır. Onurlu Kürt gençlerinin o direnişleri ve şahadetleri unutmadığı açıktır. Yine sosyalist devrimci Türkiyeli gençliğin Kürt gençliğiyle birlikte direnişe geçtiği bilinmektedir. Bunların giderek büyüyeceği ve AKP-MHP iktidarını devirmekten de öte, faşist Türkiye cumhuriyeti uygulamalarını bitireceği kesindir.
15 Haziran’da yapılan kapsamlı saldırılar aslında Kürtlerin topyekün direnişe geçmesi karşısında Türk sömürgeciliğinin savunma durumunda olduğunu gösteriyor. Bir yıldır ambargo altında olan Mexmûr Mülteci Kampının gösterdiği direniş onurlu direniştir. Mexmûr halkı tüm Kürdistan’ın onurudur. Dünyanın hiçbir yerinde görülmeyecek bir direniş Mexmûr’da vardır. Öyle ki, saldırı esnasında dünyanın neresinde olsa insanlar saldırı yerinden kaçar, bu doğal bir reflekstir. Oysa Mexmûr halkı, hızla araçlarına binerek saldırı yapılan yere koşmuştur. Ölümden korkmayan, ölümle alay eden bir halktır Mexmûr halkı. Bu direniş selamlanmaktan, layık olunma sözleri verilmekten başka birşey gerektirmez. Gücünü Önder Apo’nun paradigmasında alan Mexmûr halkının direnişi kazanacak ve Mexmûrlu Kürtler özgür insanlık tarihinin yaratıcıları olarak tarihe yazılacaktır.
Yine Şengal halkının direnişi onurlu bir direniştir. Şengal halkı mülteci konumlardan koparak şengal’e dönmekte ve orada Önder Apo paradigması temelinde özerk yönetim inşasını gerçekleştirmektedir. Bunu engelleme ve Êzîdî halkını Başûr’un Irak’ın başka yerlerinde mülteci konumunda tutmak amaçlanmaktadır. Ancak buna rağmen saldırılardan sonra bile Êzîdîlerin Şengal’e dönme ısrarı görüldü. Bu onurlu bir duruştur. Êzîdî halkı kendi kültürel inanç değerleriyle yaşamayı tercih etmiştir. Bedeli ne olursa olsun bunu tercih etmektedir. Bu onurlu duruş Êzîdîlerin binlerce yıllık onurlu duruşunun bir devamıdır.
Aynı dönemde Bakur Kürdistan ve Türkiye’de de demokratik direniş vardır. HDP’nin başlattığı yürüyüşler halklara kurulan korona tecrit tuzağını boşa çıkarmıştır. faşist iktidarın yalan üzerine kurulu tuzağı çökmüş ve halkımız harekete geçmiştir. Bu yürüyüşün giderek şaha kalkacağı kesindir. Türk sömürgeciliği de bunu gördüğünden her yerde büyük saldırı geliştirmekte, tek bir kişi kalksa tek bir kişiye saldırmaktadır. Ancak herşeye rağmen Kürtler direnecek, sosyalist ve demokratik kesimler direnecek ve özgürlük kazanacaktır. Kürdistan halk insiyatifinin açıklaması da bunu göstermektedir. Kürtler özgür yaşamakta ısrarlıdır, bu ısrarı özgür Kürt’ün özgür Kürdistan inşasına kadar durmadan devam edecektir.