Birçok usulsüzlüğün yaşandığı Nusaybin Davası’nda mahkeme süreci boyunca hiçbir sanık dinlenmedi. Sanıklar dinlenmeden mütalaa okundu. Avukat Aslıhan Bulur, dosyada delil olarak gösterilen mühimmatların da savcılık kararıyla imha edildiğini kaydetti. Mahkeme heyeti, dünkü duruşmada tutsaklara ceza yağdırdı. Cezaları protesto ederek slogan atan tutsaklar mahkeme salonunda askerlerce darp edildi.

Mardin’in Nusaybin ilçesinde ilan edilen sokağa çıkma yasağı sırasında mahsur kaldıkları mahallelerden 26 Mayıs 2016’da tahliye edildikten sonra tutuklanan 53 kişi hakkında açılan davanın duruşmaları görülmeye devam ediyor. Şubat ayında görülen duruşmadan sonra dosyaları tefrik edilen tutsakların duruşmalarında mahkeme heyeti mütalaa istemişti. Mütalaa kararının ardından bu ay içerisinde Mardin 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmalara tutsaklar ve avukatlar savunma veremediklerini kaydederek katılmadı. Mardin 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde dün sabah saatlerinde görülen duruşma kimlik tespiti ve dava tutanaklarının okunmasıyla başladı. 17 çocuk tutsak arasında yer alan Simanur Pamuk'a 30 yıl hapis cezası verdi. Kendisine verilen cezaya tepki göstererek slogan atan Simanur, asker ve jandarma tarafından darp edilerek salondan çıkarıldı.

Simanur’un ardından görülen duruşmada müebbet ile yargılanan Şeyhmus Koç'a ise ağırlaştırılmış müebbet ve 80 yıl hapis cezası verildi. Verilen cezadan sonra slogan atan Şeyhmus da aynı şekilde darp edilerek mahkeme salonundan çıkarıldı. Duruma tepki gösteren aile üyeleri ise tutsaklar ile birlikte slogan atarak mahkeme heyetini protesto etti.

Yargılananlar arasında bulunan başka bir çocuk olan Nurcan Aslan da “Devletin Güvenliğine Karşı Suçlar”dan 16 yıl 8 ay, “İnsan öldürme”den 8 yıl, “Kamu malına zarar” verme iddiasından da 1 yıl olmak üzere toplamda 25 yıl 8 ay hapis cezasına çarptırıldı.

Avukat Bulut anlattı

İki yıllı aşkın süredir devam eden davada müvekkili olan Tufan İlbaş'ın bir kere bile savunma vermediğini söyleyen Av. Aslıhan Bulut, istenen cezalara gerekçe ve delil olarak gösterilen yasaklı alandan çıkarılan mühimmatların savcılık kararıyla çıkarıldığı gün imha edildiğini dile getirdi.

Savunma yapmadı

 Jinnews’e konuşan Av. Bulut, kendi müvekkili Tufan İlbaş dışında dosyada yargılanan onlarca tutsağın henüz savunma vermediğini ifade etti. Müvekkilinin duruşmaya tutuklu bulunduğu Tekirdağ Cezaevi’nden Mardin'e getirildiğini ve 25 saatlik yol sonrası direk mahkemeye çıkarıldığını kaydeden Aslıhan Bulut, "Mahkemede çok yorgun ve uykusuz olduğunu beyan ettiği halde müvekkilim savunma vermeye zorlandı. Zar zor dosya gerekçeleri ile mahkemeyi erteledik. Bu şekilde zorluk yaşayan onlarca tutsak var. Çoğu tutsak SEGBİS'le bile mahkemeye çıkarılmıyor. Getirildiklerinde de mahkemede çok ciddi bir baskı altında kalıyorlar. Müvekkilim henüz mahkeme karşısında savunmasını veremedi. Tam savunmasını vermeye çıktığı esnada dosya tefrik edildi. Birçok kişi savunma vermediği halde haklarında mütalaa verildi" dedi.

Kendi iddianamesini çürüttü

 Mahkemenin iki yıldır yaptığı yargılama ile kendi iddianamesini çürüttüğünü ve yeniden bir iddianame hazırlanması gerektiğini dile getiren Av. Bulut, dosyanın tefrik edilmeden önce 17’si çocuk 53’ü yetişkin toplamdan 70 kişinin yargılandığını hatırlattı. Kendi müvekkili dışında tüm yargılananların var olan soruşturma dosyasının ayrıldığını aktaran Av. Bulut, “Mahkeme tutsakların savunma vermesini engelliyor. Bu engellemeyi de son alınan mütalaa kararında görüyoruz. Savunma veremediği için tutsağın susma hakkını kullandığı ifade edilerek ceza istendi. Dosya iştirak idaresiyle ilk başta açıldı. Bu idare ile birlikte bir suç işlendiği anlamına geliyor ama şimdi tek tek ayırarak öldürülen her kişiyi sizden biri öldürdü, denildi. Her tutsak bir ya da birden fazla ama kim olduğu bilinmeyen birini öldürmüş. Bununla da mahkeme kendi iddianamesini çürütmüş oluyor" şeklinde konuştu.

İşkence dosyası dondu 

Gözaltı sonrası yaşanan işkenceye karşı açılan dosyada da hiçbir gelişme olmadığını belirten Av. Bulut, "Bunların haricinde bir işkence dosyası var. Bu işkence dosyasında herhangi bir karar verilmediği için üst mahkemelere gidemiyoruz. En son görüşmede savcı ‘siz çok ısrar ederseniz ben dosyaya takipsizlik kararı veririm’ gibi bir cümle kullanmıştı. Biz de ‘Verirseniz bir üst mahkemeye başvururuz en azından bir gelişme olur’ dedik. Bunu bile yapmıyorlar. Dosyada savcıyla görüştüğümde kimlerin olduğunu tespit edemediğini söylemişti. O dosyada da olumlu bir karar çıkacağını düşünmüyoruz" dedi.

Dosyada usulsüzlükle dolu

 500 sayfalık bir iddianamenin henüz tek bir tutsağa dahi gönderilmediğini söyleyen Bulut, ortak delilleri olan tutanak dosyalarının da mahkeme tarafından ayrı ayrı incelenmediğini dile getirdi. Dosyada usule aykırı çok fazla şeyin yaşandığına dikkat çeken Av. Bulut, şunları ifade etti: "Mesela ben kendi müvekkilimin suçunun yer aldığı dosyayı kendi dosyamda değil başka bir müvekkilin dosyasında bulabiliyorum. Aslında mahkemenin burada dosyaları tam anlamıyla incelemediği ortaya çıkıyor. İncelemiş olsa farkına varmış ve dosyaları düzenlemiş olurdu. Dosyalar bu kadar ayrıyken, iddianamede burada her müvekkil yönünde bir sayfa. Burada da sadece deliller yazılmış ve delillerin içeriğinde yanlışlıklar var. Mesela benim müvekkilim hakkında 6 kişi teşhiste bulunduğu halde bir sayfalık kağıtta ‘99 kişi teşhiste bulunmuş’ deniliyor. Bu da usule aykırı bir durumdur."

'Deliller' imha edildi

 Avukat Aslıhan Bulut, dosyada delil olarak gösterilen ve yasaklı bölgeden çıkarılan mühimmatların savcılık kararıyla imha edildiğini söyledi. Kendilerinin de bu kararı yeni gördüklerini ve mahkemenin bile bundan haberi olmadığını kaydeden Av. Bulut, sözlerini şöyle sürdürdü: "Dosyadaki deliller zaten bilinen teşhisler olduğu için çok fazla eklenecek bir delil de yok. Diğer kişilere emniyet ulaşamadığı için teşhis tutanaklarını hazırlayamamışlar. Önceden tutanaklar hazırlanıp zorla imzalatılmış. Soruşturma en başından beri düzensiz bir şekilde yapılmış. Teşhislerle deliller oluşturulmaya çalışılmış. Ayrıca dosyada farklı bir ayrıntı var. Dönemin savcısı tarafından gömülü halde bulunan silah ve mühimmatlar imha edilmiş. Şimdi bu silahlarla parmak izi incelemesi yapılması gerekiyordu ama bulunan tüm silahlar ve teçhizatlar bulunduğu yerde ‘İnceleme sırasında patlayabilir’ denilerek imha edilmiş ve birçok kişinin hatta mahkemenin bile bundan haberi yok. Benim müvekkilimin kimin hayatına kasten öldürmeye teşebbüs ettiği belirtilmezken bunun açığa çıkarılabileceği delillerin olduğu silahlar da imha edildi. Savcılık bu soruşturma aşamasında o silahları imha etmekle bile adil yargılamanın önüne geçti. ‘Adli emanete infilak etmeye beyanen’ imha edildiği söyleniyor. Ama daha önce benzeri dosya çok yapıldı. Bu zorunlu bir incelemedir. Bu aykırılıktan dolayı suç duyurusunda bulunulması gerekiyor. Mahkeme bunu dikkate bile almıyor."

Hemen bitirilmek isteniyor

 Nusaybin Davası’nda kişiler ayrı ayrı TCK’nın 302’nci maddesinden ve öldürülen her devlet personeli için müebbet hapis cezasıyla yargılanıyor. Av. Bulut, bu istenen cezalara karşı söylenen 19 ayrı suçun hiçbiri için dosyada somut bir delil olmadığının altını çizerek, şunları ekledi: "O süreçte ilçeden çıkarılan patlayıcı maddeler de savcılık tarafından imha edildiği için kime ait olduğunu da bilmiyoruz. Bunlar da tespitli değil. Ama benim müvekkilim ve diğer bütün sanıklar bu maddeleri bulundurmak suçundan yargılanıyor. Toplanmasını istediğimiz birçok delil var. Ama mahkeme bunların hiçbirini toplamıyor. Savcı dosyada henüz savunması alınmayan kişilerin bile mütalaasını önceden hazırladığı için kopyala-yapıştır yapıp bize göndermişti. En somut şekilde anladığımız kadarıyla mahkemeyi en kısa şekilde bitirmek istiyorlar."