O akşam Ayvan’da yaşananlar

- Ayvan köyündeki evinin yakınında katledilen 64 yaşındaki Şerali Dereli’nin oğlu ve yeğeni, o akşam yaşananları anlattı; binbaşının, hakaret ve tehditler ve “Türk’ün gücünü göreceksiniz” narası eşliğinde cinayete imza attığını söyledi.
MUJDAT CAN/MAZLUM ENGİNDENİZ - MA/HAKKARİ
Colemêrg’in (Hakkari) Gever (Yüksekova) ilçesine bağlı Esendere Beldesi’nin Avyan (Duranlar) köyünde operasyona çıkan Türk askerlerince 29 Ekim’de evine birkaç metre mesafede katledilen Şerali Dereli’nin kan izleri hala duruyor.
Aynı gün köyde olan Dereli’nin yeğeni Ercan Dereli, saat 18.30 sıralarında gelen silah sesleri üzerine olay yerine doğru gitmek istediklerinde, jandarmanın “dur” ihtarında bulunduğunu belirtti. Neler olduğunu öğrenmeye çalışırken 20 dakika sonra takviye ekip ve ambulansın geldiğini kaydeden yeğen Dereli, “Ambulansı görünce telaşlandık. Ekiplere doğru yürüdük. Ekipler üzerimize silah doğrultu. Niye ambulans geldi diye soru sorduk. Kendisini ilçe Jandarma Komutanı olarak tanıtan binbaşı silahı bize doğrultu ‘sizi öldürürüm’ dedi. Hayırdır, ne oldu, diye sorduk. ‘Benim askerimi vurdunuz, bu köyü yakacağız, başınıza yıkacağım. Bundan sonra devletin ne olduğunu size göstereceğim’ gibi tehditlerde bulundu” dedi.
Cenazeyi uzaklaştırmışlar
Binbaşıya ısrarla silah seslerini sorduklarını vurgulayan Dereli, “Komutan sonrasında ‘ Teröristsiniz, benim askerimi vuran benim vatandaşım değildir’ diye hakaretlerde bulundu. Asker olsaydı askeri ambulansa yaralı götürülürdü. Üzerinden 1 saat geçti ama hiçbir yaralı gelmedi. Çevre köyleri de aradık, onlar yardıma geldiler. Tekrar kalabalık şekilde binbaşının yanına giderek amcamı vurdunuz, dedik. O esnada amcama sesleniyoruz herhangi bir ses gelmiyor. Yukarı gitmeye çalıştık, silah dipçiğiyle engellediler. Barikatı aşarak olay yerine çıktık. Bir saatlik süre içinde amcamı evinin yakınında vurdukları için telaşa kapılarak, amcamı yukarı doğru götürmeye başlamışlar” şeklinde konuştu.
Gidenlere de saldırdılar
“Vurdukları anda belki yaralıydı. Ambulansta gelmişti. Resmen katlettiler” diye devam eden yeğen Dereli, cenazenin olduğu yere ulaştıklarında operasyona çıkan askerlerce durdurulduklarını ifade etti. Dereli, şöyle devam etti: “Kırma kolunu çekip ‘dur’ dediler. Biraz daha yaklaşırsanız vururuz, dediler. Yukarı doğru 40 ya da 50 adet kirpi geldi. Amcamın cenazesine doğru ilerlediğimizde önce havaya ateş açtılar, biraz daha yaklaştığımızda ayaklarımıza doğru ateş ettiler. Gaz spreylerinden sonra kendimizden geçtik. Cenazeye yaklaştığımızda amcam yerdeydi.”
Binbaşı: Olan oldu
Cenazeyi teşhis ettikten sonra binbaşıya “askerimi vurdunuz demiştin, hani yaralı askerin” diye sorduğunu dile getiren Dereli, “Komutan bize, ‘olan oldu, kimse öleni geri getiremez. Kalp krizinden de ölmüş olabilirdi.’ Amcamı vurdukları yerden 100-200 metre yukarıya götürdüler. Yetişmeseydik biraz daha yukarıya götüreceklerdi. Bu adam dağda vurulmuş, gerçekten de kaçakçılık yaptığı imajını vereceklerdi. Kendilerini kurtarmak için amcamın cenazesini taşımışlardı” dedi.
12 saat boyunca yerde kaldı
Daha sonra sivil bir aracın köye geldiğini anlatan Dereli, vurulan yaralı tayın araca bindirilerek veterinere götürüldüğünü belirtti. Dereli, tanıklıklarını şöyle sürdürdü: “Saatlerce yaralı olarak yerde yatan amcamı ambulans geldiği halde köyün içine getirip hastaneye göndermeyecek kadar vahşet ve kin yutmuşlar. Bizimle konuşmuyor ve bize ‘yanlış bilgi geldi, ben vurmadım’ diyor. Ovaiçi Komutanına soruyoruz, amcamı tanıyorsunuz neden vurdunuz, diye. O da ‘Ben vurmadım’ diyor peki bu adamı kim vurdu? Operasyona çıkan askerler vurdu, diyorlar. Kaç tane devletsiniz dedim, sen ayrı devlet misin? Buraya gelen binbaşı ayrı bir devlet mi? Hepiniz ayrı bir devlet misiniz? diye soruyoruz. Tamam, vurdunuz bari cenazemizi verin bize, dedik. Saat 05.00 gibi cenazemizi kaldırıp otopsi için hastaneye ancak götürebildik. Cenazemiz 12 saat boyunca yerde kaldı. Orada hiçbir şey yapamıyorduk, yaptığımız her hareketimizde üzerimize ateş açıyorlardı. Bunun üzerine cenaze yerde kalmasın bari üzerine bir şey örtün teklifinde bulunduk. Amcam vurulmuş üzeri açık bir şekilde apaçık orada ve çocukları bakıyor, isyan ediyordu. Biraz empati kurun, orada yerde yatan sizin de amcanız, babanız olabilirdi.”
37 yıl sonra aynı zulüm
Aynı köyde 1983’te askerlerce amcası Abdulhalit Dereli’nin katledilmesi sırasında olduğu gibi askerlerin köylüleri darp ettiğini hatırlatan yeğen Dereli, 37 yıl sonra yaşananların tekrarlandığını söyledi.
Türk’ün gücüymüş!
Köyde doğup büyüdüklerini dile getiren Şerali Dereli’nin oğlu Sultan Ali Dereli ise babasının her gün olduğu gibi olayın yaşandığı gün de atını sabah ahırdan çıkarıp otlama alanına götürdüğünü ve akşamüzeri getirmeye gittiğini kaydetti. Dereli, olay günü yaşananları şöyle anlattı: “Babam gittikten sonra saat daha 18.30 olmadan silah sesleri geldi. Annem, ablam, kuzenlerim, silah seslerini duyar duymaz evden çıktık ne olmuş, diye bakalım dedik. Evden çıkmamız ve askeriyenin evin önüne gelmesi bir oldu. Biz de ne oldu hayırdır, dedik, onlar da ‘siz ne arıyorsunuz burada, ne işiniz var’ dedi. Biz de bu köyde yaşadığımızı, silah sesleri geldiğini belirttik. Daha sonrasında ise bize evinize girin, dediler. Yukarıda bir olay olduğunu ve olayda bir askerin yaralandığını, gidip getireceklerini söylediler. Baktık ambulans geldi. Tabii biz de ambulansı görünce tedirgin olduk. Olayın olduğu yere gitmeye çalıştık. Yetkili bir binbaşı gelip ‘göreceksiniz Türk’ün gücünü, sizi yakacağım, yukarıda askerimi vurdunuz, burada neler gelip gittiğini ben biliyorum’ dedi. Babamın atı getirmeye gittiğini ve merak ettiğimiz belirttim. Babam orada olduğu için ben de sizinle gelmek istiyorum, babam korkmuş olabilir silah seslerinden dolayı. Babamı çağırayım gelsin, dedim. ‘Baban ne arıyor orada’ dedi ve biz böyle konuşmaya devam ettik. Önümüze askerler tarafından duvar örmüşlerdi. Diğer köylerdeki akrabalarımız geldi, bize yardım ettiler. Biz onların yardımıyla o engeli aşarak olayın olduğu yere doğru gittik.”
Sırf iftira atsınlar diye
Dereli, devamla şunları ifade etti: “Babam vurulmuş yerde uzanıyordu. Askerler tarafından babamın etrafı sarılmıştı, izin vermediler bakalım. Babam atın katledildiği yerde vurulmuştu. Babamı yukarıya götürmüşlerdi, sırf iftira atsınlar; işte kaçakçıdır, diye. Zaten iftira atmışlar da kaçakçıdır diye. Babamın katledildiği yerle evimiz arasında 40 metre mesafe var. Babamın söylenen hiçbir olayla alakası yok.”
Valiliğini yalanına tepki
Valiliğin yaptığı açıklamaya ilişkin de konuşan Dereli, sırf Geverli olduğu için 10 yıl tutuklanan babasının katledilmesi sonrası yapılan açıklamaya tepki gösterdi. Oğul Dereli, “Valilik yaptığı açıklamada babam için ‘daha önce bu kişinin uyuşturucu ile alakası’ var denildi. O zaman biz de diyoruz, binlerce uyuşturucu işi yapan insan var, hepsini katletsinler. İnsanları geçmişleriyle mi yargılayacaklar. Söylenen olay ise zaten babam suçsuzdur. Sırf Yüksekovalıdır diye üzerine suç atıldı ama babam yine de 10 yıl boyunca da cezaevinde kaldı. Valilik bırakmadı acımızı da yaşayamadık. Allah kabul etmesin” diye konuştu.
Babasının cenazesinin vurulduğu yerden 150 metre ileriye taşındığına dikkati çeken Dereli, şunları söyledi: “Köylüler ve arkadaşlarımız bize yardım etmeseydi, o engeli aşmasaydık babamı götürebilecekleri kadar uzağa götürmeye çalışıyorlardı. Ama götürdükleri yerde vurdukları yerde bizim tapulu arsamız zaten. Niyetleri oydu ki alıp uzağa götürerek ‘üzerinde bu malzemeler vardı’ demekti.”
Delil olması diye tay götürüldü
Aynı yerde vurulan tayın alelacele “hiçbir delil kalmasın” diye veterinere götürüldüğünü belirten Dereli, “Hiçbir delil bırakmadılar ne varsa toplayıp gittiler. Sabaha karşı 04.00’te veteriner getirerek kurşun yiyen tayı alıp götürdüler. Amaçları biz bu kişiyi öldürdük ama hiçbir delil ortada yok demektir” dedi.
Tüm deliller yok edildi
Dereli, şöyle sürdürdü: “Bırakmadılar cenazemizi dahi alalım. Sabahın 5’inde cenazemizi ancak alabildik. Akşam saat 18.00 de babamı vurdular, öldürdüler. Cenazeyi sabah verdiler. Şimdi de kalkıp raporda saat 22.18’de öldüğünü söylüyorlar. Bu asılsız bir şeydir. Burada babamın vurulması ve silah seslerinin duymamla olay yerine gitmem arasında sadece 40 dakika ancak var. Elimizden geldiğinden fazlasıyla babamın hakkını savunacağız. Biz işin peşini bırakmayacağız. Böyle kapatmalarına izin vermeyeceğiz.”
Bu zihniyeti tanıyoruz
Şerali Dereli’nin ailesine taziye ziyaretinde bulunan DTK Eşbaşkanı Berdan Öztürk, “Kürt halkı olarak biz de katliamlarını not alıyoruz ve tarihe not düşüyoruz. Hesabını soracağız” dedi.
DTK Eşbaşkanı Berdan Öztürk, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eşbaşkanı Keskin Bayındır, HDP milletvekilleri Murat Sarısaç, Sait Dede, Muazzez Orhan, DBP Van İl Eşbaşkanları, HDP Hakkari İl ve İlçe Eşbaşkanları, HDP PM üyeleri, Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) üyesi avukatlar, dün Dereli Ailesi’ni ziyaret etti.
Ziyarette konuşan DTK Eşbaşkanı Berdan Öztürk, ”Şerali’yi öldüren zihniyeti, 100 yıldır iyi tanıyoruz. Bizleri ya helikopterden atıyorlar ya Roboskî gibi havadan vuruyorlar ya da panzerlerle eziyorlar. Kürt halkı için hukuk ve adalet yoktur, diyorlar. Kürt halkı olarak biz de katliamlarını not alıyoruz ve tarihe not düşüyoruz. Bunların hesabını soracağız” dedi.
Konuşmaların ardından Şerali Dereli’nin oğlu Sultan Ali Dereli, olayın nasıl olduğunu heyete anlattı.







