Seçim sonuçları hepinizin malumu. İş hükümet kurmaya geldi ama ortaya saçılan kırmızı çizgiler yüzünden, yine AKP’li bir hükümete ve maazallah AKP- MHP koalisyonuna mecbur kalacağız gibi görünüyor.
Koalisyon arayışları ile birlikte hareketlenen kırmızı çizgiler tartışması ise oldukça düşündürücü. Denilebilir ki kırmızı çizgi derken ilkelerimizi, koşullarımızı kastediyoruz. Herkesin, her partinin, derneğin, oluşumun ilkeleri vardır, ittifak koşulları vardır falan filan..
Ancak bunca yıllık yaşamımdan şahidim ki, özellikle kamuoyuna dönük ise ve ısrar söz konusu ise, siyaset arenasında hiçbir söz, hiçbir söylem öylesine değil. Sadece niyet açıklaması da değil, topluma bir şeyi kabul ettirmenin, bir yönde düşünmesini sağlamanın bir aracı olarak işlev görüyor bu sözler, bu söylemler, bu nitelemeler.
Nitekim koalisyon tartışmaları sırasında da ilkelerden, koşullardan değil de kırmızı çizgilerden söz edilmesinin, bir nedeni, topluma verdiği bir mesaj var.
Özellikle çözüm sürecine yaklaşım konusunda CHP’nin bu güne kadar takındığı nazik ama olumsuz tutum, MHP’nin ise HDP hakkında halen Kürt düşmanı söylemlerinde, nefret dilinde ısrar etmesi, bu kırmızı çizgilerin T.C.Devletinin kırmızı çizgileri ile paralelliğini gösterdiği gibi, toplumda da bu ruh halini besliyor.
Nasıl maskelenmeye çalışılırsa çalışılsın, bu tutum net ve boşuna da değil. Zira, Türkiye’de uzun yıllar hep sadece devletin/sistemin kırmızı çizgilerinden söz edildi. O da genel olarak devletin tekçi, otoriter yapısını, özel olarak da Kürtlerin ve de Alevilerin yok sayılmasına, fiziki, sosyal ve kültürel varlıklarının yok edilmesine işaret etti. Devlet bu gayesine ulaşmasına engel oluşturacak her şeye, adını kırmızı çizgi koyduğu bir duvar ördü. Bu toplumun zihnine de, ruhuna da kazındı.
Bu yüzden, vatan haini dendiğinde kimse vatan topraklarını, doğal kaynakları parselleyip satanları, rüşvet karşılığı halkın alınterini geleceğini birilerine peşkeş çekenleri, halkın üzerine bomba yağdıranları, gencecik insanları askere diye ölüme götürenleri, anlamsız savaşlara sürükleyenleri, halkın rızkını silaha bombaya yatırıp onu açlığa mahkum edenleri anlamaz. Vatan haini dendiğinde sadece Kürtler ve devrimciler anlaşılır.
Yine bu kırmızı duvar nedeniyledir ki, devletin mecbur kaldığı çözüm süreci sağlıklı yürüyemiyor. Ve hükümet tarafından atılan adımlar bu nedenle bir takiyeden öte geçemiyor.
Tel Abyad’ın DAİŞ çetesinden alınması ve bölgede PYD hakimiyetinin sağlanması karşısında, takınılan tutum ortada. Utanmasalar DAİŞ’i tercih ederdik diyecekler.
Şimdi de, AKP’siz bir hükümet olacaksa HDP’de bu koalisyonda yer alacak ya, bu yüzden kırmızı çizgilerle tartıştırıyorlar meseleyi. Çünkü Kürtlerin yoğunluklu olduğu bir parti ile uzlaşı içinde olmak, pek çoğunun kanına dokunuyor bu gün olmuş. Gerisi hikaye.