Obama bugün ABD’ye gidecek olan Erdoğan’la görüşmeyecek. 

Türk Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Washington'da yapılacak Nükleer Güvenlik Zirvesi'ne katılmak üzere bugün ABD'ye gidiyor. Erdoğan'ın beş gün sürmesi beklenen ABD ziyareti, iki ülke arasındaki ilişkilerin giderek kötüleştiği bir döneme denk geliyor. 


İki ülke ilişkileri gergin

ABD ile Türkiye arasında uzun zamandır Suriye ve Kürt politikaları nedeniyle gerilim yaşanıyor. Obama yönetimi, Erdoğan'dan ülkesinin sınırlarını DAİŞ'e kapatmasını isterken, Türkiye'nin aksi yöndeki çabasına rağmen YPG'ye ise desteğin süreceğini ifade ediyor. Obama ayrıca Rojava'da uçuşa yasak bölge oluşturulması için ısrar eden Erdoğan ile Türk hükümetinin bu yöndeki önerilerini de reddediyor. 


ABD Minbic için bastırıyor

The Times gazetesi de dünkü haberinde Türkiye ile ABD arasındaki en büyük anlaşmazlığın Rojavalı Kürtlerle ilişkiler olduğunu belirtirken, Brüksel saldırıları sonrası ise DAİŞ kontrolündeki Suriye'nin Minbic kentine açılan yolların kapatılması için Ankara'ya yapılan taleplerin yenilendiğini bildirdi. 

Habere göre ABD, Minbic'e açılan yola YPG'nin omurgasını oluşturduğu Suriye Demokratik Güçleri'nin  yerleştirilmesini istedi. Habere göre ABD'nin hedefi, Minbic'i çevreleyen yaklaşık 96 km uzunluğundaki yolu kapatarak, DAİŞ'li teröristlerin Türkiye üzerinden Avrupa'ya geçişi önlemek.


ABD Kürtlerle savaştan rahatsız

ABD ayrıca Erdoğan'ın İmralı'da kurulan çözüm masasını devirerek Kürtlere yönelik topyekün savaş başlatmasından, Kürt kentlerindeki operasyonlarda ordunun devreye konularak tank ve topların kullanılmasından da oldukça rahatsız. ABD yönetimi, çözüm masasına geri dönülmesi konusunda Türk devletine çağrı yapıyor. Erdoğan ile güdümündeki AKP'nin akademisyenler ile gazeteciler başta olmak üzere muhalifleri susturma girişimleri de ABD'de endişeye neden oluyor. Mart başında Obama'nın Erdoğan'ı "beceriksiz" ve '"otoriter" olarak nitelendirdiği ortaya çıkmıştı. Beyaz Saray da bu açıklamaları yalanlamamıştı. 


Türkiye görüşme için aylarca çalıştı

Bu derin görüş ayrılıkları ve kaygılar nedeniyle de Obama bir süredir Erdoğan'la görüşmüyor. İki lider en son 2013 yılında Erdoğan'ın Washington'a yaptığı resmi ziyarette baş başa görüşmüştü. 

Erdoğan'ın Perşembe günü Washington’da başlayacak Nükleer Güvenlik Zirvesi’nde Obama ikili bir görüşme yapmayı umduğu biliniyor. Hatta Türk yetkililerin Beyaz Saray'dan randevu alabilmek için aylarca çalıştığı belirtiliyor. Cumhurbaşkanlığı sözcüsü İbrahim Kalın da dün gazetecilere, Erdoğan'ın Obama ile görüşmesi için çalışmaların devam ettiğini söyledi. 


Obama görüşmeyecek

Ancak alınan bilgiye göre Obama, Erdoğan'a baş başa görüşme için yine randevu vermedi. Bu bilgi Wall Street Journal (WSJ) gazetesi tarafından "Obama, Erdoğan'ın baş başa görüşme teklifini reddetti" sözleriyle duyuruldu. Obama, Erdoğan'ın Maryland'deki Türk fonlarıyla inşa edilen camiinin Cumartesi günkü açılışına katılma ricasını da kabul etmedi. 


Soğuk karşılanacak

Öyle görünüyor ki Erdoğan'ı Washington'da soğuk bir karşılama bekliyor. Obama ile Erdoğan'ın zirve sırasında ancak ayak üstü kısa bir görüşme yapabileceği belirtiliyor. Beyaz Saray'ın Başkan Yardımcısı Joe Biden'ın Erdoğan ile görüşmesini planladığı ifade ediliyor. Biden, Türk devletinin DAİŞ ile kirli ilişkilerini basın önünde de eleştiren bir siyasetçi. 


Erdoğan ülkesini ihtiraslarına kurban ediyor

WSJ'ye konuşan düşünce kuruluşu Amerikan İlerleme Merkezi'nden Max Hoffman ise Obama yönetiminin tavrını şöyle yorumladı: "Beyaz Saray, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın iyi karşılanmış görünmesini istemiyor. Mayıs 2013'teki Gezi Parkı protestoları ve süregelen baskılar Erdoğan'ın otoriterleşmesi ve siyasi muhalefeti susturmasına yönelik uzun süredir devam eden endişeleri kristalize etti. Gazetelerin ve TV kanallarının kapanması sürdü ve Washington'da bugünkü görüş birliği, Erdoğan'ın Türk demokrasisini kendi kişisel ihtirasları için yozlaştırdığı yönünde."


Vakıftan da Erdoğan’a ret

Öte yandan dünyanın önde gelen düşünce kuruluşlarından Carnegie Vakfı da Erdoğan'dan gelen konuşma talebini reddetti. Erdoğan’ın kaygı uyandıran Suriye politikası ile anti demokratik tutumunun buna neden olduğu öğrenildi. 


Uyarı dolu bir mektupla karşılanacak

Öte yandan Erdoğan’ı ABD'de bir de uyarı dolu bir mektup bekliyor. Alınan bilgiye göre mektubu ABD’nin önde gelen uzmanları, eski yetkilileri ve Morton Abramowitz ile Eric Edelman gibi eski büyükelçileri imzaladı. Söz konusu mektubun Erdoğan’ın bugün başkent Washington'a ayak basmasıyla yayımlanacağı öğrenildi. Dün içeriği basına sızan mektupta Erdoğan'a basın özgürlüğü başta olmak üzere, her türlü muhalefete karşı izlediği baskıcı tutumu bırakması ve Kürtlerle savaşmaya son vererek, çözüm sürecine geri dönmesi çağrısı yapılıyor. 


Başkanlık sistemine tepki

Mektupta Erdoğan'ın başkanlık hayali uğruna ülkeyi felakete süreklemesine de tepki gösterilerek, "Medya ve ifade özgürlüğü erozyona uğrarken sizin anayasayı değiştirme suretiyle başkanlık sistemini getirerek kişisel gücünüzü genişletme çabanızı seyrettik. Bütün muhalif partiler ve Türklerin çoğu başkanlık sistemine karşı. Partinizin üyeleri dahi itirazlarını ve gücün bir merkezde fazlaca toplanmasından doğabilecek itirazlarını dile getirdiler. Ülkeyi bölecekse başkanlık sistemini arkasından gitmeye değer mi?" diye soruluyor. 


HDP'ye destek

4 ana paragraftan oluşan mektupta HDP'ye de özel bir bölüm ayrıldı. HDP Eşbakanları Selahattin Demirtaş ile Figen Yüksekdağ'ın dokunulmazlıklarının kaldırılmasını isteyen Erdoğan'a mektupta şöyle sesleniliyor: "HDP üyelerinin dokunulmazlıklarını kaldırmak, onların PKK’ye bağlı olduğunu iddia ederek onları anayasal suç işlemekle cezalandırmak istemektesiniz. Anayasanız ‘demokratik, seküler ve hukukun üstünlüğü ile yönetilen bir sosyal devlet’ olduğunu söylüyor. HDP nasıl anayasayı ihlal etmiş olabilir?"


Masaya neden dönmüyorsunuz?

Erdoğan'a "Müzakere masasına neden geri dönmüyorsunuz?" sorusunun da yöneltildiği mektubun tonu oldukça sert. Ayrıca konuk bir devlet başkanının Washington ziyaretinde bu tür protestolarla karşılanması ise sık görünen bir durum değil. 


  HABER MERKEZİ





Sarraf-Erdoğan ortaklığı 


Erdoğan'ın Washington ziyaretinin yakından izlenmesine etki eden bir diğer faktör ise 17 Aralık yolsuzluk ve rüşvet operasyonunun kilit ismi Rıza Sarraf’ın halihazırda ABD’de tutuklu olması görülüyor.  

Türkiye'de üç yıl önce dönemin AKP'li bakanları Muharrem Güler, Zafer Çağlayan, Erdoğan Bayraktar, Egemen Bağış ile Halkbank Genel Müdürü Süleyman Aslan ve çok sayıda işadamına yönelik yolsuzluk ve rüşvet soruşturmasının kilit isimlerinden İranlı işadamı Rıza Sarraf şu anda ABD'de dolandırıcılık, kara para aklama, İran'a yönelik ambargoyu delmek suçlamalarıyla tutuklu. 


Sözcüsü: Takip ediyoruz

Her ne kadar Türk Cumhurbaşkanı'nın sözcüsü İbrahim Kalın dün yaptığı basın toplantısında Sarraf’ın ABD’de tutuklanması için yorum yapmaktan kaçınarak "Amerika'da bir yargıçın verdiği karardır, yürüyen bir süreçtir. Şu anda bizim onunla ilgili farklı bir şey söylememiz uygun olmaz. Biz de hukuki süreci takip ediyoruz, bize intikal eden bir durum yok" dese de AKP ile Erdoğan'ın süreci çok yakından izlediği sır değil. 


Soruşturma Erdoğan'a uzanır mı?

Zira soruşturmanın Sarraf'ın Türkiye'deki ortaklarına da sıçrayabileceğini belirtiliyor. Süreci yakından izleyenler bu davanın genelde Türkiye-ABD, özelde de Obama-Erdoğan arasındaki ilişkilerde yeni gerilimlere neden olacağı görüşünde. 


Sarraf konuşacak mı?

Zira Sarraf'ın Amerika'ya anlaşmak için gittiği yönündeki iddialar pek yabana atılır cinsten değil. Hukukçular ve uzmanlar Sarraf'ın avukatlarının müvekkileri hakkında ABD'de yakalama kararı olduğunu bilmemesinin mümkün olmadığına dikkat çekerek, "Rıza Sarraf ya İran'a gidip ölüme mahkum olacaktı, ya İran'dan suikast ekipleri Türkiye'ye gelip onu bulacaktı. Üçüncü şansı da ABD ile anlaşma yapıp 3-5 yıl yatıp geri kalan zamanlarda da mülteci statüsünde ABD'de yaşamasıydı" diyor. 


Gözler Miami'deki davada

Üç yıl önce AKP tarafından Türkiye'deki yolsuzluk soruşturmasından kurtarılan Sarraf'ın, yolsuzluk yaptıkları sızan tapelerle belgelenen Erdoğan ile eski bakanlar hakkında konuşup konuşmayacağı ise merak konusu. Bu nedenle ABD'deki dava Türkiye'deki basın ve muhalif partiler ile halk tarafından da yakından izleniyor. CHP davayı izlemek için Miami'ye heyet gönderecek.