İngiltere Gündemi


ABD Başkanı Barack Obama, başkan olarak İngiltere’ye son resmi ziyaretini gerçekleştirdi. Avrupa liderleriyle buluşup DAİŞ’e karşı ortak mücadele geliştirmeyi tartışmak için geldiği Avrupa kıtasına gelmesi en çok İngiltere Başbakanı David Cameron’ın işine yaradı. Cameron, sıkıca savunduğu AB’de kalınması için Obama’dan daha güçlü ve etkili bir destek gücü bulamazdı. Aslında Obama’nın İngiltere ziyaretinin tek bir amacı vardı. O da Haziran ayında gerçekleşecek referandumunda AB'de kalma oyu kullanmaları nezdinden İngilizleri ikna etmek. İngilizlere sadece canlı yayında seslenmedi, Daily Telegraph gazetesinde bir makalesini yayınlatarak da vermek istediği mesajı vurguladı. 

Obama’nın İngiltere’nin AB’de kalmasını istediğini biliyorduk ammavelakin bunu bu kadar çok istediğini bilmiyorduk. Obama, "İngiltere AB’den çıkarsa ekonomik açıdan zayıflar. Ticari anlaşmalarının dışında kalır" dedi. Yine "Avrupa’da binlerce Amerikalı asker gömülü" dedi. "Ortak düşmanımız Rusya" dedi. "Ortadoğu’daki radikal İslam karşıtlığında biriz" dedi. Dedi de dedi. İkinci Dünya Savaşı'nda sırf İngiltere’ye mühimmat yardımı yaptı diye Japonya’nın saldırısına uğrayarak savaşa girmek zorunda kaldığını ima bile etti. Obama’nın mesajının alt metni şuydu. Biz sizi İkinci Dünya Savaşında destekledik, sizin de bize AB’de kalma borcunuz var. Aslında kalması gerektiğini söylemedi. Resmen tehdit etti. "Kalmasanız bizimle bir ticari anlaşma yapmanız bile 10 senenizi alır" dedi. 

Ne alaka? Kendisinin yer almadığı bir oluşumda İngilizlerin kalmasını niye bu kadar istiyor? 

Sıkı bir AB karşıtı olan Londra Büyükşehir Belediye Başkanı Boris Johnson’un da söylediği gibi, Obama kolaysa İngilizleri değil de Amerikalıları AB’ye katılım için ikna etsin. Obama’nın yanısıra Kasım’daki başkanlık seçimlerinin en favori adayı görülen Hillary Clinton da İngilizlerin AB’de kalması gerektiğini savundu. 

Şahsi olarak İngiltere’nin daha da sağa kaymasını engellemek için AB’de kalmasını istesem de ABD’nin bu fikri bu kadar savunmasının masum olmadığını düşünüyorum. Obama’nın İngiltere’ye dair "Avrupa Birliği", "NATO bütünlüğü", "ortak çıkarlar" ve "müttefiklik" gibi argümanları aslında hep aynı amaca hizmet ediyor. 1939 yılına kadar dünya karasal alanının dörtte birini, dünya nüfusunun ise beşte birini kontrol eden İngiltere ile ortaklık ABD için ebetteki önemli. İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra iktidarı elinde tutan ABD ile birlik içerisinde olmak elbette ki İngiltere için de önemlidir. Hatta hayati. 

İngiltere ve ABD ilişkisi, eskiden "sahip-köle" ilişkisindeyken şimdilerde "abi-kardeş" ilişkisine dönmüş durumda. Asla ayrılamazlar. Yani kısacası İngiltere ve Amerika arasındaki ortak düşmana karşı bir ittifak ilişkisidir. Bu düşman bugün Rusya, Esad ve DAİŞ’dir. 

Ancak yarın Erdoğan olması durumunda -ki en büyük temennimizdir bu- işte o zaman iki ülke Türkiye’de olan biteni gerçekten görmeye başlayacaklar. Erdoğan, "ortak düşman" ilan edilene dek at gözlüğünü takmaya devam.