• Asrın Hukuk Bürosu avukatları, bugüne kadar Öcalan ile görüşme yapabilmek için toplam bin 876 kez başvuruda bulundu. Başvurulardan bin 434’ü reddedildi

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan, İmralı’ya götürülmeden önce devreye konulan “özel” uygulamalar, 23 yıllık süreçte giderek ağırlaştırılırken, bu uygulamalara ve tecride uluslararası kurumların sessiz kalması tepki topluyor. 23 yıllık süre boyunca saç kazıtma, zehirlenme, zorla oda değiştirme, iletişim araçlarından mahrum bırakma, avukatları ve ailesiyle görüştürülmeme gibi çeşitli uygulamalara maruz kalan Öcalan’dan, ağırlaştırılan tecrit nedeniyle son 11 aydır hiçbir haber alınamıyor.
Öcalan’a yönelik uygulamalar, Türkiye’ye getirilmesiyle başladı. Tecrit, kendisini ilk olarak yayınların kısıtlanması ve sürekli izleme olarak gösterdi. Hücresinde kamera sistemiyle gözetim altında tutulan, mazgal kapısından saat başı kontrol edilen Öcalan, 10 dakikalık telefonla konuşma hakkını kullanamadığı gibi gazete ve dergilerden “kendisi ve Kürt siyasetiyle ilgili yazı ve resimler kesildikten sonra” sınırlı bir şekilde yararlanabildi. Görevlilere, Öcalan’la konuşma yasağı getirildi. Havalandırma hakkı bile hem sınırlı hem de cezaevi yönetiminin takdirine bırakıldı. İlk avukat görüşmesi 25 Şubat 1999’da yapıldı, görüşmelere dayanarak disiplin soruşturmaları ve hücre cezaları devreye sokuldu. Avukat görüşmelerine, cezaevi yetkilisi sokulmaya başlandı, sürekli olarak kayıt altına alındı. Öcalan’a 29 Haziran 1999’da Ankara 2 No’lu Devlet Güvenlik Mahkemesi tarafından oybirliğiyle idam cezası verildi. Karar Yargıtay 9. Ceza Dairesi tarafından da onandı. DSP-ANAP-MHP koalisyonu döneminde idam cezası, 162 ret oyuna karşılık, 256 oy ile Avrupa Birliği (AB) uyum yasaları çerçevesinde kaldırıldı. Avrupa İşkencenin Önlenmesi Komitesi (CPT), İmralı Cezaevi’nde ilk incelemelerini 27 Şubat-3 Mart 1999 tarihleri arasında gerçekleştirdi. 49 maddelik raporda, Öcalan’ın gözaltı sürecinde yaşananlar dâhil, birçok konuda yaşadıklarına ilişkin dönemin hükümetine tavsiyelerde bulunuldu. Raporda öne çıkan tavsiyelerden birisi, “Öcalan’ın yüksek güvenlikli rejim altında, ıssız bir mekânda ve tek başına tutulmasının zihin sağlığı üzerindeki potansiyel olumsuz etkiler yaratacağı, bu olumsuzlukların giderilmesi için ek tedbirlerin alınması gerektiği” önerisi oldu. Ne bu öneri ne de CPT’nin yaptığı diğer ziyaretlerde dile getirdiği öneriler dikkate alındı.
 
Sağlık koşulları
İmralı’daki tecrit, izolasyon ve rutubetli iklim koşulları, insan sağlığı üzerinde büyük tahribatlara olanak vermesi nedeniyle Öcalan’ın rahatsızlıkları da arttı. Mart 2007’de Öcalan’ın avukatları, saç telleri üzerinden yaptıkları inceleme sonucunda müvekkillerinin zehirlendiğini açıkladı. Öcalan, tutulduğu odanın bir yıl önce boyandığını ve zehirlenmenin duvar boyalarından kaynaklanmış olabileceğine işaret etti. Öcalan bir yandan giderek çeşitlenen sağlık sorunları ile boğuşurken, 20 gün de tecrit içerisinde tecride maruz kaldı.
 
Fiziksel işkence
Öcalan’a Temmuz 2008’de bu kez de fiziki yönelimde bulunuldu. Saçları kendi istediği dışında kazıtılarak fiziksel işkence uygulanan Öcalan, Ekim 2008’de “tabutluk” olarak nitelendirdiği hücresinde arama yapılmak bahanesiyle yere yatırıldı ve hücresi arandı. Bununla da yetinmeyen cezaevi yönetimi, Öcalan’ın odasını değiştirerek daha da küçülttü. Bu da tecrit içinde tecridi derinleştirdi.
 
Görüşme başvuruları
Bu uygulamalar sürerken, aile ve avukat görüşme başvuruları, çeşitli gerekçelerle reddedildi veya hiçbir yanıt verilmedi. Öcalan’ın Türkiye’ye teslim edildiği yıl olan 1999’da 62 kez avukat görüşü gerçekleşti. 2000’den 2016’ya kadar yapılan başvuruların dörte üçüne “hava muhalefeti”, “koster bozuk”, “gemi bozuk”, “bayram tatili”, “geminin onarıma alınması”, “resmi tatil”, “gemi onarımda”, “gemi arızası” gibi gerekçelerle olumsuz yanıt verildi. 15 Temmuz 2016’da gerçekleşen devlet içi çatışmadan sonra bu kez avukatların İmralı’ya gitmesine, 3 ve 6 aylık sürelerle alınan mahkeme kararları gerekçe gösterilerek engel olundu. 15 Temmuz’dan sonra “koşullar oluştuğunda”, “Savcılığın talebi işleme koymaması” ve “mahkeme kararı” gerekçeleri de eklendi. 2017’de 100, 2018’de ise 102 başvurunu tamamı “mahkeme kararı” gerekçesiyle reddedildi. 2019’da yapılan 104 başvurudan sadece 5’i olumlu karşılandı, 67 başvuruya ise hiçbir yanıt verilmedi. 2020’de toplam 89 başvurunun 60’ına olumlu ya da olumsuz dönüş yapılmadı, 29’u ise “mahkeme kararı” gerekçesiyle reddedildi. 
Avukatları, 2021’de Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı’na toplamda 171 görüşme başvurusunda bulundu. 12 Mart’a kadar yapılan 20 başvuru “mahkeme kararı” gerekçesiyle reddedildi. 12 Mart’a kadar avukatlar, haftada iki kez görüşme başvurusunda bulunurken, bu tarihte Öcalan’ın sağlık durumuna ilişkin ssosyal medyadaki paylaşımlardan sonra hafta içi her gün başvuru yapmaya başladı. 12 Mart’tan sonra avukatların yaptığı 151 başvuruya ne olumlu ne de olumsuz yanıt verildi. Ocak 2022’de 8, Şubat’ta ise üç başvuru yapıldı. Yapılan 11 başvuruya da herhangi bir yanıt verilmedi. Asrın Hukuk Bürosu avukatları, 1999’dan bugüne kadar müvekkilleri Öcalan’la görüşme yapabilmek için toplam bin 876 kez başvuruda bulundu. Başvurulardan 442’si kabul edilirken, bin 434’ü ise reddedildi.
 
Öcalan 23 yıldır direniyor
Türkiye bugüne kadar ulusal ve uluslararası sözleşmelerden doğan yükümlülükleri yerine getirmedi. Öcalan’ın tüm hakları gasp edildi. Öcalan, 23 yıllık süre boyunca saç kazıtma, zehirlenme, zorla oda değiştirme, iletişim araçlarından mahrum bırakma, avukatları ve ailesiyle görüştürülmeme gibi çeşitli hak ihlallerine maruz kalırken, bu süreç zarfında üzerindeki tecrit ve işkence sistemi de derinleştirildi. Öcalan ise bütün bu uygulamalar karşısında mücadele etmeye, direnmeye ve siyasi dayatmaları reddetmeye devam ediyor. MA/İSTANBUL