
Güney Afrika'da yayın yapan Sunday World gazetesinde, "Öcalan ve Kürtleri bırakın" başlığıyla ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton'a açık mektup yayımlandı. Kürt İnsan Hakları Eylem Grubu Başkanı Yargıç Essa Moosa ve Başkan Yardımcısı Papaz Matthew Esau imzasıyla çıkan çağrıda, "Öcalan'ın özgürlüğü Ortadoğu'da demokrasi ve barış için çığır anlamına gelir" denildi.
4 günlük resmi ziyareti için dün Güney Afrika'ya giden ABD Dış İşleri Bakanı Hillary Clinton'a hitaben, Sunday World gazetesinde açık mektup yayımlandı. Dün Güney Afrika eski Cumhurbaşkanı Nelson Mandela ile görüşen Clinton'a açık mektup, Mandela'nın eski avukatı Essa Moosa ve Papaz Mathew Esau tarafından kaleme alındı. Açık mektupta, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın 1999 yılında, Güney Afrika yolundayken CIA tarafından kaçırılıp Türkiye'ye teslim edildiği hatırlatıldıktan sonra, şu cümlelere yer verildi: "Öcalan, o günden bu yana vahşi koşullar altında tecrit edilmektedir. Gayri meşru esaretinin ilk 11 yılında, İmralı adasındaki tek tutsak olup, bini aşkın asker tarafından gözetleniyordu. 12 aydan beri dış dünyayla bütün bağlantıları kesilmiş durumda. Bu, Evrensel İnsan Hakları Beyannamesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi gibi uluslararası insan hakları belgelerinin açık ihlali anlamına gelmektedir."
Onlar terörist değil
Kürtlerin Türkiye'de temel haklar için verdiği mücadelenin ABD tarafından ya görmezden gelindiği ya da bastırıldığı kaydedilen mektupta, 'KCK' adı altında yürütülen siyasi soykırım operasyonlarında tutuklanan aktivist, siyasetçi, gazeteci ve avukatın durumuna dikkat çekiliyor. ABD'nin "terörist" diye damgaladığı PKK ve Öcalan ile 2008-2011 yılları arasında görüşmelerin gerçekleştirildiği belirtilen mektupta, şu belirlemeler yapılıyor: "Biz onları terörist olarak değil, uluslararası hukuk kapsamında özgürlük savaşçıları olarak görüyoruz. Öcalan, müzakereler ve yol haritasında Türkiye'deki Kürt sorununun barışçı siyasi çözümü için çok sayıda makul ve akla uygun öneriler geliştirdi. Türk hükümeti, Kürt sorunu konusundaki başmüzakereci rolünü dolaylı olarak tanımıştı. Ama diyoruz ki, tıpkı Nelson Mandela gibi Öcalan da esaret altında müzakereler yürütemez."
Özgürlük talebi desteklenmeli
ABD'nin, Öcalan'a yönelik uygulamalarda suç ortağı olmaması gerektiği ifade edilen mektupta, şu çağrı yapıldı: "ABD bugün, 1999 yılındaki trajik hayatı düzeltmeli ve Kürtlerin siyasi ve insan hakları için taleplerini desteklemeli. Özellikle de Öcalan'ın özgürlüğünü isteyen Kürt halkının bu talebini desteklemeli. Onun katkıları, Kürt sorununun barışçı, siyasi çözümü için belirleyici olacaktır. Öcalan'ın özgürlüğü ayrıca Ortadoğu'da demokrasi ve barış için çığır anlamına gelecektir."
Mandela'ya esaret yıllarında ve müzakere sürecinde avukatlık yapan Cape Town Yargıcı Essa Moosa ve Güney Afrika'daki Hakikatleri Araştırma Komisyonu Başkanı Başpiskopos Desmond Tutu'ya geçmişte asistanlık yapmış olan Papaz Matthew Esau'nun açık mektubu, Uluslararası Öcalan'a Özgürlük Kürdistan'a Barış İnisiyatifi tarafından da desteklendi. Konuyla ilgili görüştüğümüz Almanya merkezli İnisiyatif'in sözcülerinden Reimar Heider, bu tarz girişimleri desteklediklerini belirtti. Heider, "'Öcalan'a özgürlük', Kürt halkının en önemli taleplerinden biridir ve her yerde siyasetçilerin dikkatine sunulmalıdır" dedi.
ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton, Perşembe günü sabahına kadar Güney Afrika'nın Johannesburg, Pretoria ve Cape Town kentlerinde bir dizi temasta bulunacak. Dün Nelson Mandela ile görüşen Clinton'a, iş çevrelerinden oluşan bir heyet de eşlik ediyor. Clinton, Suriye'deki gelişmeleri konuşmak için ise cumartesi günü Türkiye'ye gidecek. Türkiye'deki görüşmelerinde Kürt sorunu ve PKK'nin de gündeme gelmesi bekleniyor.
MERAL ÇİÇEK / HABER MERKEZİ