• Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevi’nde bulunan tutsak Kıymet Ilgaz’a Rêber Apo'nun hakkında yasak kararı bulunmayan kitabı gerekçe gösterilerek, bir yıl hapis cezası verildi. 

 

Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevi’nde tutulan Kıymet Ilgaz’a, Rêber Apo'nun kitabı gerekçesiyle bir yıl hapis cezası verildi.

Kıymet Ilgaz’ın kaldığı B-3 koğuşunun ortak alanında Abdullah Öcalan’ın “Demokratik Uygarlık Manifestosu 2 - Kapitalist Uygarlık” adlı kitabı bulundu. Bunun üzerine Kıymet Ilgaz hakkında adli soruşturma başlatıldı. Yapılan incelemeler sonrasında kitap hakkında toplatılma kararı bulunmadığının ortaya çıkması ve suç teşkil etmediğinin anlaşılması üzerine 5 Temmuz 2024’te takipsizlik kararı verildi. Buna rağmen Kıymet Ilgaz hakkında, “Cezaevine yasak eşya koymak” iddiasıyla soruşturma başlatıldı. Hazırlanan iddianame, Bakırköy 31. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. Yargılama sırasında İstanbul Emniyet Müdürlüğü mahkemeye söz konusu soruşturmayla ilgili değerlendirmelerini sundu. Emniyet, kitap hakkında toplatılma kararının bulunmadığını, kitabın bu nedenle suç teşkil etmediğini belirtmesine rağmen kitabın “Örgütsel eğitim” için kullanıldığını ileri sürdü. Emniyet, buna dair somut bir delil ise sunmadı.

Mahkeme, daha önce takipsizlik kararı verilmesine ve Emniyet'in hiçbir somut delil sunmamasına rağmen Kıymet Ilgaz’a, “Cezaevine yasak eşya” sokmak iddiasıyla bir yıl hapis cezası verdi. 

AYM’ye başvurdu

Kıymet Ilgaz ve avukatları, cezayı istinafa taşıdı. İstinaf mahkemesi de itiraza rağmen kararı onadı. Bunun üzerine Kıymet Ilgaz, bireysel başvuru kapsamında Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) taşıdı. AYM, henüz herhangi bir karar vermedi. 

İHİK'e de başvuru

Kıymet Ilgaz, söz konusu durumu Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Bedlîs Milletvekili Semra Çağlar’a ulaştırdı. Semra Çağlar, konuya dair Meclis İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu’na (İHİK) başvuruda bulundu. Verilen cezaya tepki gösterilen başvuruda, cezaevinde sıkı güvenlik aramaları olduğu, bu nedenle tutsak Kıymet Ilgaz’ın bu kitabı cezaevi onayı olmadan cezaevine sokmasının mümkün olmadığına vurgu yapıldı. Başvuruda, cezaevlerinde kitap ve yayınlara ilişkin uygulamaların insan hakları standartları açısından incelenmesi, söz konusu durumun ifade ve düşünce özgürlüğünü kısıtlayıp kısıtlamadığının belirlenmesi istendi. ANKARA

***

İşkenceye değil, haberine ceza

Bir ev baskınında işkence yapan Kızıltepe Jandarma Komando Tabur Komutanı Kamil Aksoy'a değil, hakkında yapılan suç duyurusunu haberleştiren gazeteciler Öznur Değer ile Osman Akın'a dava açıldı, ceza talep edildi.

JİNNEWS Haber Müdürü Öznur Değer ile Yeni Yaşam Gazetesi eski Yazı İşleri Müdürü Osman Akın hakkında 16 Temmuz 2024'te Mêrdîn'in Nisêbîn (Nusaybin) ilçesine bağlı kırsal Marînê Mahallesi'nde bir eve yapılan baskında yaşanan işkenceye ilişkin yaptığı haber nedeniyle açılan davanın ikinci duruşması, Mardin 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görüldü. Kızıltepe Jandarma Komando Tabur Komutanı Kamil Aksoy'un suç duyurusu üzerine "Terörle mücadelede görev almış kişileri hedef gösterme" iddiasıyla açılan davanın duruşmasına gazeteciler Öznur Değer ve Osman Akın katılmazken, avukatlar hazır bulundu. Duruşmada mütaalasını sunan mahkeme savcısı, aynı suçlamayla ceza talebinde bulundu.  

Duruşma, mütalaaya karşı savunmaların alınması için 16 Haziran'a ertelendi.

***

Tahliye engeline suç duyurusu

Sincan Kadın Kapalı Cezaevi'ndeki tutsaklar, “gerçek dışı”  nedenlerle tahliyelerinin engellendiği gerekçesiyle İdare ve Gözlem Kurulu üyeleri hakkında suç duyurusunda bulundu.

Hasta tutsak Pınar Tikit, Fatma Aslan ve 7. kez tahliyesi engellenen 34 yıllık tutsak Nedime Yaklav, Kurul üyelerinin “gerçek dışı” beyanlarla tahliyeleri ertelediği gerekçesiyle Meclis Başkanlığı'na ve Meclis İnsan Hakları Komisyonu'na (İHİK) başvurdu. Tutsaklar, ayrıca Kurul üyeleri hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulundu. Dilekçelerinde psikolog ile görüşmek için defalarca başvuruda bulunmalarına rağmen görüşme taleplerinin kabul edilmemesine karşı kendileri hakkında "Psikolog görüşmelerine katılmadı" şeklinde değerlendirme yapıldığına dikkat çeken tutsaklar, yapılan değerlendirmelerin gerçek dışı verilere dayandığını belirtti. 

Tutsakların her hafta farklı bir Kurul üyesi hakkında suç duyurusunda bulunmaya devam edecekleri bilgisine ulaşıldı. 

***

Tutsak ölümle tehdit edildi

Van F Tipi Cezaevi'nde tutsaklarla görüşen ÖHD'li Cevat Yılmaz, Selahattin Temel'in Kürtçe konuştuğu için şiddete maruz kaldığını, bir başka tutsağın ise ölümle tehdit edildiğini söyledi.

Wan'da bulunan F Tipi ve T Tipi kapalı cezaevlerinde birçok hak ihlali yaşanıyor. İhlallere dair tutsaklarla görüşme gerçekleştiren Özgürlük için Hukukçular Derneği (ÖHD) Wan Şubesi Cezaevi Komisyonu üyesi avukat Cevat Yılmaz, tutsak Selahattin Temel'in ailesiyle Kürtçe konuştuğu gerekçesiyle gardiyanlar tarafından darp edildiğini aktardı. Yılmaz, şunları söyledi: "Van F Tipi Kapalı Cezaevi'nde tutuklu bulunan Selahattin Temel, ailesiyle yaptığı açık görüş alanında kötü muameleye maruz kaldı. Gardiyanlar, açık görüşte Kürtçe konuşamayacağına dair uyarmış. Bu durum tutsak ve gardiyanlar arasında tartışmaya neden olmuş. Gardiyanlar bu durumu bahane ederek, görüş sonrası tutsakları ince aramaya tabi tutmak istemiş. Ailelerin olmadığı bir noktada tutsağa fiziki bir güç kullanılmış. Tutsakla yaptığımız görüşmede; kafasına, omuzuna, göğsüne ve birçok bölgeye yumruklarla vurulduğunu ve birden fazla kişinin şiddetine maruz kaldığını aktardı. Bu uygulamalar halen de devam etmekte."

Yılmaz, başka bir tutsağın cezaevi ikinci müdürü tarafından "Seni öldürürüz, parçalarını öyle bir yere gömeriz ki kimse seni bulamaz. Akılı ol, ayağını denk al" şeklinde tehditlere maruz kaldığını paylaştı. Cezaevi yönetiminin söz konusu tehdidi inkar ettiğini belirten Yılmaz, "Cezaevi müdürü böylesi bir şeyin olmadığını savundu. Kurum ikinci müdürünün tutsağa böylesi bir tehditte bulunmadığını, aksine müdürün çok naif ve anlayışlı biri olduğunu söyledi. Bizler cezaevi yönetimi tarafından anlayışlı bir yaklaşım görmedik. Tutsak haklarının ihlal edilmemesine yönelik uyarılarımızı yaptık" diye konuştu. 

Verem hastalığına yakalanan tutsaklar hakkında da bilgi aldıklarını söyleyen Yılmaz, kelepçeli muayene dayatmasını kabul etmeyen tutsakların tedavi edilmediğini ifade etti. Yılmaz, "Sırf kelepçeli muayene dayatması olduğu için tutsaklar sağlık hakkına erişemiyor" dedi. 

***

32 yıl sonra cezaevinden çıktı

Abdullah Altuntaş, tutulduğu Kocaeli Cezaevi’nden 32 yıl sonra tahliye oldu. Tutukluluk süresi boyunca pek çok cezaevinde tutulan Altuntaş’ı cezaevi önünde ailesi ve yakınları ile Marmara Tutuklu ve Hükümlü Aileleri ile Yardımlaşma Derneği (MATUHAYDER) yöneticileri çiçeklerle karşıladı. Karşılama esnasında Altuntaş, özgürlüğün simgesi olan güvercin uçurdu.