• Özel Batman Şifa Bakım Merkezi’nde yaşanan işkence, cinsel saldırı, kötü muamele ve usulsüzlüklere ilişkin 8 klasör ve 5 bini aşkın sayfadan oluşan soruşturma dosyası, dehşeti gözler önüne seriyor.
  • Fotoğraflarda, hastanın üzerine kaynar su dökülerek yaralandığı, hastalara dışkı yedirilip lağım suyu içirildiği, hastaların vücutları morarıp şişene kadar eziyet edildiği ve vücutlarında sigara söndürüldüğü görülüyor.

 

MIHEME PORGEBOL/ÊLIH

Özel Batman Şifa Bakım Merkezi’ne yönelik soruşturmada gizlilik kararı kalkmış olsa da yayın yasağı sürüyor. Gizlilik kararının kalkmasının ardından ulaşılan bilgi ve belgeler, bakım merkezindeki ağır hak ihlallerinin boyutlarını açığa çıkarırken, kamu kurumlarının ihmal ve denetim zaafiyetlerini de gözler önüne seriyor. 8 klasör ve 5 bini aşkın sayfadan oluşan dosyada fotoğraflar, yazışmalar, dijital incelemeler, şüpheli ve sanık ifadeleri ile savcılık makamının konuya dair tespit ve kanaatlerine yer veriliyor.

Dosyaya göre; kurumda yaşananlar ilk olarak Ekim 2025'te eski çalışan D.Ç.’nin Batman Merkez Jandarma Komutanlığına yaptığı ihbarla dışarıya taşınıyor. D.E., jandarmaya verdiği bilgilerde bakım merkezinde eziyet, dayak, tehdit, hakaret ve işkence yaşandığını, bir engellinin elleri ve ayakları bağlanmış şekilde çarşafa sarıldığını, engellinin uzun süre böyle bekletildiğini, en sonunda kangren olduğunu, bir süre hastanede yattıktan sonra yaşamını yitirdiğini ve bakım merkezinin olayın üstünü kapattığını anlatıyor. Jandarma harekete geçmediği için bu ihbardan hiçbir sonuç alınamıyor.

5 ay sonra yeniden

Bundan 5 ay sonra, 19 Mart 2026’da yine Batman Merkez Jandarma Komutanlığına ihbarda bulunan G.M. ve E.Ç.’nin ifadeleri soruşturmanın başlamasını sağlıyor. Yaklaşık iki yıl boyunca bakım merkezinde çalıştıktan sonra haksız yere işten çıkarıldığını söyleyen G.M., verdiği ifadesinde bakım merkezindeki şiddet, psikolojik baskı, besinden mahrum bırakma ve cinsel saldırı iddialarına yoğunlaşıyor. G.M.’nin anlattıklarına göre; bakım merkezinde çalışanların çoğunluğu akraba olduğu için yaşananlar örtbas ediliyordu. Bakım merkezi yetkilileri suçları örtmek için önce istişare, ardından birlikte hareket ediyordu. G.M.’nin aktarımlarında, denetim zamanları dışında hastalara lağım suyu verildiği, personelin hastaları cinsel istismara maruz bıraktığı ve merkezde sürekli olarak şiddet yaşandığı belirtiliyor.

İstismar değil, tecavüz

Bir diğer tanık olan E.Ç. de ihbarında söz konusu bakım merkezinde bir yıl çalıştığını, hastaların çarşaflarla bağlandığını, kameraların görmediği alanlarda hastalara açık şiddet uygulandığını ve bunlar kaydedilmesin diye merkezde telefon ve kayıt cihazı kullanımına izin verilmediğini aktarıyor. G.M.’nin anlattığı cinsel istismarın, aslında tecavüz olduğunu belirten E.Ç., zihinsel engelli hastaların “ikna edilerek” cinsel birlikteliğe zorlandığını anlatıyor. E.Ç., ifadesinde bu yaşananların açığa çıkmaması için kamera kayıtlarının silindiğini de ekliyor. E.Ç., ayrıca hastalara makarna verildiği halde gider kalemlerine kırmızı et yazıldığını, hastalara tütün sarılıp verilmesine rağmen gelir-gider çizelgesine marka sigara isimleri yazılarak haksız kazanç elde edildiğini belirtiyor.

Şebeke şeması çıkarıldı

Bu ifadelerin ardından 20 Mart 2026'da soruşturma başlatan savcılığın yaptığı araştırma ve incelemelerin sonunda bir şebeke şeması çıkarıldı. Savcılık ve jandarmanın ortak çalışması üzerine öne sürülen şemaya göre kurum müdürü olduğu belirtilen E.O. adlı kadının etrafında şekillenen yapı, en az 72 kişiden oluşuyor. Bunların yanında 11 sağlık personeli, 32 engelli ve bakım elemanı, 2 eczacı ve 29 diğer şahsın da bu şema içerisinde yer aldığı belirtildi. Böylece savcılık 140’tan fazla kişi hakkında inceleme başlattı.

Aile Müdürlüğünden de

Şebeke ilişkilerini kullanarak denetim öncesi haber alma mekanizması için ayrı, renkli reçeteli ilaçların usulsüz reçetelendirilmesi için ayrı kişilerin görevlendirildiği ifade ediliyor. Şemada, Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğünden 3 kişinin de ismi yer alıyor ve bunlardan biri Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdür Yardımcısı Yusuf Gayretli.

Avukatlar, söz konusu şemada yer alan herkesin suçlu olduğu anlamına gelmediğinin altını çiziyor. Şemanın jandarma ve savcılık tarafından tüm ihtimaller göz önünde bulundurularak hazırlandığı ve bazı kişilerin yaşananlardan habersiz ve masum olabileceğine dikkat çekiliyor.

İşkence görüntüleri

Soruşturma dosyasından erişilen bilgi ve belgelere göre merkezdeki işkence ve eziyetin sınırının olmadığı görülüyor. Örneğin Ş.K. isimli hastanın üzerine kaynar su dökülerek yaralandığı, hastalara dışkı yedirilip lağım suyu içirildiği, hastaların vücutları morarıp şişene kadar eziyet edildiği, vücutlarında sigara söndürüldüğü, kimi hastaların vücutlarının çeşitli yerlerinde derin ve geniş kesik/yara izleri olduğu fotoğraflarda açık bir şekilde görülüyor. Ayrıca yaşlı erkek hastaların cinsel uzuvlarında kesikler ve dikiş izleri olduğu, uzuvlarında ağır yaralanmalar bulunduğu da görülüyor.

Vahşet yazışmaları

Öte yandan personelin bu eziyetleri kaydederek birbirine gönderdiği, WhatsApp grubunda bu konuları konuşarak üstünü örtme girişimlerinde bulunduğu görülüyor. Şahısların, çırılçıplak soyulmuş yaşlı hastalar karşısında sigara içtiği ve bunları kayda aldığı da dosyada yer alan deliller arasında.

İki kurum personeli arasında geçtiği belirlenen yazışmalarda bir kişinin diğerine “Hepsi dövüyordur / Uzanıyorum aşkım / Bn bile dövmüşümdür” dediği, karşıdaki kişinin ise “Eve geçince video istiyorum aşkımmm bak attıklarını izledim ama yarım yamalak” dediği de soruşturma dosyasında yer alan bilgiler arasında.

Kimi yazışmalarda da şu ifadelere yer veriliyor:

* “Arkadaşlar hastanın bileğinde sigara söndürmek nedir, bu nasıl bir caniliktir”

* “Arkadaşlar hiçbir vardiyada hiçbir hastaya iş yaptırılmayacak. Hastalar zorla veya bir şey karşılığında personelin kendilerine iş yaptırdığından şikayetçi, lütfen”

* “Arkadaşlar hastalara yeteri kadar su verilmiyor.”

* [İşkence izlerini gösteren bir fotoğrafın üzerine] “Yasin’in boyun ve karnı bu şekilde iletilen bir bilgi yok, hiçbir vardiya kabul etmeyecek muhtemelen.”

* [Ekranda, silindiği belli olan birkaç fotoğrafın üzerine] “Arkadaşlar zihinsel hastaların vücutları kızarmış ve kolları morarmış halde, lütfen hastaları bir yerden başka bir yere götürürken kollarını sıkmayalım.”

Buzdağının görünen yüzü

8 klasör ve 5 bini aşkın sayfadan oluşan soruşturma dosyasının çok küçük bir kısmında yer alan bu deliller, olayın boyutlarını ortaya koyarken; jandarmanın ilk ihbardan sonra aylarca tepkisiz kalması, şebeke şeması içerisinde Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdür Yardımcısı Yusuf Gayretli dahil devlet personellerinin bulunması, tutuklananlar arasında 4 kamu denetçisinin olması ve dijital medyada bakım merkezi ile devlet idarecilerinin ortak paylaşımları da dosyanın dikkat çeken diğer başlıkları arasında yer alıyor.

***

İHD: Neden beklendi?

Konuyla ilgili görüştüğümüz İnsan Hakları Derneği (İHD) Êlih Şubesi Eşbaşkanı Ahmet Şiray, dosyanın yalnızca bakım merkezi çalışanlarıyla sınırlı ele alınamayacağını belirterek, ciddi bir kamu ihmali olduğunu kaydetti.

Dosyada yer alan bazı tutanak ve ihbar belgelerini incelediklerini söyleyen Şiray, ihbarların tarihine dikkat çekti: “Gördüğümüz belgelerden biri Ekim 2025, diğeri de Mart 2026 tarihli. Bu belgeler doğrudan bakım merkezinde kalan kişilere yönelik kötü muamele ve eziyet iddialarını içeriyor. Dosyada yer aldığı belirtilen görüntülerde ise aynı anda birden fazla suç unsurunun bulunduğu görülüyor. Bazı görüntülerin bizzat uygulamayı yapan kişiler tarafından çekilip paylaşıldığı iddia ediliyor. Bu nedenle dosya çok boyutlu bir soruşturma niteliği taşıyor.”

Ciddi bir kamu ihlali

Şiray, soruşturmanın başlangıcı ile operasyon tarihi arasındaki süreye de dikkat çekerek, “Burada asıl tartışılması gereken konulardan biri devlet kurumlarının ne zaman ve nasıl harekete geçtiğidir. Bu tür iddialar sıradan iddialar değildir. İşkence, eziyet, cinsel saldırı ve yaşam hakkı ihlali gibi suçlamalar söz konusuysa soruşturmanın derhal yürütülmesi gerekir. Ancak görünen o ki Mart ayında yapılan ihbarlarla operasyon arasında aylar geçmiş. İddialar doğruysa bu süreçte yaşananlar aynı zamanda ciddi bir kamu ihmali tartışmasını da beraberinde getirir” dedi.

Mekanizma sorgulanmalı

Dosyada adı geçen kamu denetçilerine ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Şiray, şunları söyledi: “Bir kurum yıllardır faaliyet yürütüyor ve bugün bu kadar ağır iddialarla gündeme geliyorsa yalnızca çalışanların değil, denetim mekanizmasının da sorgulanması gerekir. Denetim görevini yerine getirmeyenler ya da ihlalleri görmezden gelenler varsa onların sorumluluğu da araştırılmalıdır. Bu nedenle soruşturma yalnızca bireysel suçlar üzerinden değil, denetim sistemi ve kamu kurumlarının olası ihmalleri açısından da ele alınmalıdır.”

Şiray, dosyanın tamamının incelenebilmesi için mağdur yakınlarının, bakım merkezinde kalan kişilerin ve tanıkların dinlenmesi gerektiğini belirterek, şunları ekledi: “Şu an görünen tablo münferit birkaç olayın ötesine geçen, çok yönlü bir hak ihlalleri dosyasıyla karşı karşıya olabileceğimizi gösteriyor.”