Görev yaptığı süre zarfında Kürtleri yakından tanıyan polis şefi Willy Schaffner “Türk güvenlik güçlerinin saldırılarına karşı kendilerini savunan insanları terörist olarak tanımlamak gerçeğe uymaz” dedi. Schaffner, Öcalan için ise “Kürtlerin 70 yaşındaki lideri halen insanlık dışı koşullar altında tutuluyor” ifadesini kullandı.
ALİ ÖZŞERİK / ZÜRİH
İsviçre’nin Zürih kentinde yaşayan Kürdistanlılar ve sol çevreler onu iyi tanır. Uzun yıllar Kürtlerle ilgili polis timinin şefliğini yaptı. Kürtlerin hemen her etkinliğine tanık oldu. Kürtlerin düzenlediği eylemlerini takip etti ve timine emirler vererek, eylemlere polisin yaklaşımını belirledi. Polis Şefi Willy Schaffner’den bahsediyoruz. O şimdi emekli… Polislik yıllarına dair bir kitap da yazdı. İsviçre basını kitaba büyük ilgi gösterdi. Biz de emekli polis şefi ile Kürtlere bakışını, PKK ve Öcalan’ı nasıl değerlendirdiğini sorduk. Polis şefi yanıtlarında, Avrupa’nın PKK’yi ‘terör örgütleri listesi’ne alması ve tutmaktaki ısrarının ne denli saçma ve gereksiz olduğunu da ortaya koydu.
Kürtleri ne kadar tanıyorsunuz?
Dünya genelinde 30 milyon Kürt yaşıyor ve kendilerine ait bir devletleri yok. Bu denli büyük ve barışçıl bir halkın ulusal bir devletinin olmaması aslında düşünülemez ama bu bir gerçeklik. Bu durumu daha da ağırlaştıran ise; Türk devletinin Türkiye’deki 15 milyon Kürt’ün bırakın bağımsız bir devlet kurma isteğini kabul etmeyi, onların özerklik taleplerini bile kesin olarak reddetmesidir. Türk güvenlik güçlerinin Kürt bölgesindeki kalıcılaşmış insan hakları ihlalleri, sürekli baskı ve vahşeti gündemin bir parçası olmuştur.
Mevcut durumda Erdoğan yönetiminin tavrını nasıl buluyorsunuz?
Cumhurbaşkanı Erdoğan yönetiminin Kürt halkına karşı duruşu ve insan onurunu hiçe sayan yöntemi kesinlikle “skandal” olarak tanımlanabilir, dünyanın geri kalan kısmı ise bu durumu tepkisizce takip ediyor. Yüzölçümü olarak İsviçre’den biraz daha büyük olan Kuzey Irak Kürdistan Otonom Bölgesi’nin (Güney Kürdistan Federe Yönetimi) Kürt ulusal devletine uygun mudur, sorusu bir hipotezdir/varsayımsaldır. Şu anki muğlak ve karmaşık durumda ise bu oldukça zor görünüyor. Farklı örgütlerde yer alan ülkedaşlar ya da kişiler arasındaki dil, mezhep ve kültürel farklılık çok büyük.
Kürtler, Türkiye’de sürekli hararetli ve belirgin bir şekilde uluslararası garantiye alınmış özerklik hakkını talep etmeli, etmek zorunda olmalı. Küçük bir umut ışığı, Kürtler, Ortadoğu’nun büyük istikrarsız yapısından dolayı günümüzde uluslararası müzakere olanağına birkaç yıl öncesine göre daha fazla avantaja sahipler. Buna rağmen alt hedefin bir kısmına ulaşmak, zorlu bir yolda gerçekleşecek; özellikle Kürtlerin olumlu gördüğü devletlerin desteğinin zayıf kalması, bu desteğinin yetersiz veya tamamen kaldırılması tehlikesini taşıyor. Dolayısıyla Kürtler bu ülkelerde kendi başlarına bırakılmamalıdır.
İsviçre’deki Kürtleri vurguladığınız gerçeklik içinde ülkelerini sahiplenmelerini, düzenledikleri eylem ve etkinlikleri nasıl değerlendiriyorsunuz?
Benim uzun süreli Zürih polis teşkilatındaki iş hayatımda -özellikle 1990’dan 2014 yılına kadar- burada yaşayan Kürtlerle ilgili çalışmalarım oldu. Bu çalışmalarda Kürtlerin hızlı bir şekilde ülkelerinde yaşanan insan hakları ihlalleri, baskılara karşı ve tema olarak bağımsız bir devlet istemi ve Abdullah Öcalan’a özgürlük için harekete geçtiklerini gördüm.
Gösteri öncesi yaptığımız toplantılarda ve gösteri sırasında onlara eşlik ederken, zamanla çok sayıda politik olarak aktif Kürt ile tanıştım ve protestolarının nedenlerini öğrendim. Gösteri ve yürüyüş için başvuranların isteklerini yerine getirmek benim için sürekli önemli olmuştur. Bu düşünce ve çalışma tarzı benim emekliliğime kadar devam etti. Kürtler tarafından düzenlenen organizasyonlar; politik konuşmalar, müzik ve folklor oyunları eşliğinde, sürekli barışçıl ve rahatsızlık vermeyen bir şekilde icra edildi. Düzenleyen kişiler bizimle sürekli ilişki içinde oldu. Katılımcıların toplantı ve gösteri kültürü, en güzel anılarım arasında yer edindi.
Sizi, Kürtlerin Yunan Konsolosluk binasını işgali sırasında alıkonulmanızdan da tanıyoruz. Orada neler yaşandı, endişelendiniz mi?
Kürt lideri Abdullah Öcalan’ın 15 Şubat 1999 tarihinde Nairobi’de bulunan Yunan Konsolosluğu’ndan Türkiye’ye kaçırılması, Avrupa çapında büyük gösterilere neden oldu. Mühlebach caddesi 44 numaralı binada bulunan Yunan Konsolosluğu’nun işgali sonrası, ben arabulucu olarak işgalin sona ermesi çalışmaları içinde bulundum. Hedefimiz açık bir şekilde belirlenmişti: Olayın kan dökülmeden sonlandırılmasıydı. 36 saat süresinde konsoloslukta bulunmam benim için özel ve öğretici oldu. Katılımcılarla yaptığım uzun süreli konuşmalar bilgi değeri yüksek Kürt tarihini öğrenmeme aracılık etti. Hatırlamaya değer kilit bir olay olarak benim yaşamımda yer aldı. Bana misafir olarak iyi davrandılar. Bu olaydan sonra da benim Kürtlere karşı olumlu duruşum ve sempatim değişmedi. Geriye baktığım zaman, bugün de olsa aynısını yaparım. Çok sayıda ılımlı insanın ortak etkisi ile işgal barışçıl bir şekilde son buldu. Bugün bu durum beni gururlandırmaktadır.
İsviçre’deki Kürtlerin toplumsal yaşamdaki yerini nasıl değerlendiriyorsunuz. Uyumlu mu yoksa ayrıksı mı duruyorlar?
İsviçre’de yaklaşık 40 bin Kürt yaşamakta. Kürtler İsviçre’ye iyi uyum sağlamışlar, yaşamlarını sürdürmek için kendi işyerlerinde farklı alanlarda belirli bir pozisyonda, satış, hizmet, inşaat, bakım v.b alanlarında çalışmaktadırlar.
Bir çoğu halen Türkiye vatandaşı. Fakat onlar kendilerini yüreklerinde bütün yaşamları boyunca Kürt olarak hissetmektedir. Bir çoğu Türkiye’deki akrabalarının ve tanıdıklarının zor ve dayanılmaz durumundan endişe duyduğundan, dernekler ve gruplar içinde faaliyet gösteriyor. Onlar dünyanın Türkiye’deki Kürt sorununa dikkatini çekmek için çaba gösteriyor. Benim için Türkiye’deki muhalif güçleri uygun formlarda desteklemek kesinlikle anlaşılır ve meşrudur. İsviçre’de yaşayan Kürtler, İsviçre için gerçek bir zenginlik.
Birçok Avrupa ülkesi PKK’yi ‘terör örgütleri listesi’ne almış durumda? Sizce bu uygun bir karar mı?
Kürtler aktif olarak farklı yasal dernekler ve örgütlerde yer aldıkları için kesinlikle ‘terörist’ değildir. Onlar böyle bir ağa dahil değiller. Türk güvenlik güçlerinin saldırılarına karşı kendilerini savunan insanları terörist olarak tanımlamak gerçeğe uymaz.
Birçok Avrupa ülkesinin yönetimleri bu durumu ‘terörizm’ olarak değerlendirmiş ve askeri olarak aktif olan PKK’yi ‘terör listesi’ne almışlardır. İsviçre’de bu örgütün yasak olmaması mantıklıdır. Ayrıca İsviçre’de Türk kökenli insanların Kürt kökenli vatandaşlarla sorunsuz bir arada yaşamaları da güzel.
Öcalan hakkında ne düşünüyorsunuz?
Kürtlerin 70 yaşındaki lideri Öcalan halen insanlık dışı koşullar altında yüksek güvenlikli cezaevi İmralı’da bulunmaktadır. Kürt çevrelerinde onun statüsü halen gösterilerde duyulur ve hissedilir durumda. Bu durum özellikle yeni kuşaklar için daha da belirgin. Öcalan’ın sağlık nedeniyle serbest bırakılması gerekir; bunun için çok geç kalındı. Yaşamının üçüncü evresinde olan Öcalan, fikirleriyle daha iyi yaşam koşullarını hak ediyor. Türk hükümeti bu konuda artık bir adım atması gerekir. Türkiye’deki Kürt halkının daha iyi yaşam koşullarına sahip olması ve siyasal değişimi için mücadelerinde güç ve dayanıklık diliyorum.
Willy Schaffner kimdir?
Willy Schaffner, 1950’de Urnerland’da doğdu. KV çıraklığının ardından Zürih’te şehir polisine başvurdu ve kısa bir süre sonra eğitimine başladı. 1980 baharında, Zürih Şehir Polisinin siyasi departmanı olan KK III’e sertifikalı polis memuru olarak katıldı. Emekli olduğu 2014 yılına kadar Zürih Polis Siyasi Departmanında Kürtlerden sorumlu birimin sorumlusu olarak görevini sürdürdü.