
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın avukatlarının tutuklanmasını „savunma hakkına saldırı“ olarak değerlendiren 400 avukat, Öcalan’ın avukatlığını üstlendiğini açıkladı.
Hukukçular Ali Saydı, Kemal Aytaç, Ercan Kanar, Mahmut Daşçı, Bahri Belen ve Abdülbaki Boğa, 400 avukat adına Cezayir Restaurant’ta basın toplantısı düzenledi. Basın metnini okuyan Avukat Kanar, Öcalan’ın avukatlarının tutuklanmasının „savunma hakkına/makamına verilen bir gözdağı“ olduğunu belirtti. „Hak arama özgürlüğünün ve savunmanın temsilcisi avukatlara, müvekkillerinin siyasi kimliği nedeniyle tehdit ve engelleme niteliği taşıyan bu siyasi gözaltı ve tutuklamaları, savunma mesleği ve hukuk adına endişe verici siyasi bir süreç olarak görmekteyiz“ diyen Kanar şöyle konuştu: Hak arama ve savunma hakkı hiçbir olağanüstü nedenlerle ve olağanüstü dönemde dahi engellenemez. Üstelik Türkiye’nin acil ihtiyacı olan barış arayışlarının yaşamsal olduğu bir dönemde bu hukuka aykırı, siyasi operasyon barışa olduğu kadar hukuk ve adalete de ağır bir darbedir. Abdullah Öcalan’ın avukatlığını yapmaları sebebiyle tutuklanan avukatların savunma görevi bizim de görevimizdir. 400 avukat savunmaya yönelik bu operasyonun hukuka aykırı olduğunu ve sonuç alıcı bir siyasi tutum olduğunu göstermek için Abdullah Öcalan’ın avukatlığını üstlenmeye hazır olduğumuzu, siyasi iktidar ve kamuoyuna açıklamayı sorumluluğumuz olarak görmekteyiz.“
‘Vahim bir durum’
Avukat Bahri Belen, avukatların tutuklanarak görevlerini yapmalarının engellenmesinin yargıya müdahale anlamına geldiğini belirterek, „Yargıya müdahale o toplumda kişi güvenliğini ve özgürlüğünün ihlalidir. Bir toplumda bir yurttaşın kişi güvenliğinin güvencesi hukuk devletidir“ diye konuştu. Av. Abdülbaki Boğa, adaletin savunma ayağı ve avukatlar olmadan gerçekleşmeyeceğini belirtti. Hükümetin „KCK“ adı altında yürüttüğü operasyonlara son vermesini isteyen Boğa, „Halkı ya da Sayın Öcalan’ı savunmasız bırakmak bu ülkedeki hiçbir sorunu çözmez“ dedi. Av. Ali Saydı ise tutuklanan 36 avukattan büyük bir kısmının İstanbul Barosu üyesi olduğuna işaret ederek, „Savunmanın örgütü olan İstanbul Barosu, bu sürece kayıtsız kaldı ve insanların savunmasız kalmasına göz yumar oldu. Bu durum vahimdir“ değerlendirmesinde bulundu.
İSTANBUL