Hakikat susturulmuş mazlumun isyanıdır. Bu anlamda Öcalan’ın Kürt halkı ve mazlum insanlıkla ilişkisi hakikatin kendisidir. Bu hakikat ilişkisi siyasi önderlikle sınırlı değildir. Duyguda, düşüncede, söylemde, eylemde, yaşamı teşkil eden tüm süreçlerde bir kenetlenme, özdeşleşme, bir olma halidir. O sebepledir Kürt halkının “Be Serok Jiyan Nabe” demesi.
Öcalan, kadim Anadolu, Mezopotamya ve Ortadoğu uygarlığının dirilişi, güncel ihtiyaçlar ışığında yeniden yaşam bulmasıdır. Üç coğrafya dünya insanlığının tarihi, toplumsal, kültürel, inançsal eşiği ve kavşağıdır. Öcalan, bu kavşakta yaşanmış hakikatlerden yola çıkarak, dünyayı, doğayı, tarihi, yaşamsal değerleri, toplumları ve insanı yorumlayan, yerellikten evrenselliğe, evrensellikten yerelliğe ulaşan sarmal bir felsefedir. Bu anlamda “Kapitalist Modernite”nin küresel kuşatmasına karşı, Anadolu, Mezopotamya ve Ortadoğu kavşağından çıkan küresel “Demokratik Modernite” hareketidir. Kimi siyasi çevreler ısrarla ve inatla gerçeği görmezden gelseler de Öcalan’ın kendi deyimiyle “Yüz yıllara miras kalacak bir insanlık hareketi” yaratılmıştır.
Tutsak edenler neyi amaçladı? 15 yıldır neler oldu? Bir yana, gelinen süreçte Öcalan’ın özgürlüğü O'nu tutsak eden hatta yok etmek isteyenlerin de insanlaşmasına ve özgürleşmesine olanak sunacak kadar etkili ve değerlidir. Zira tutsak edenler O'nun mücadele gücünün yarattığı erdemlere saygıyı çoktan kabul ettiler. Lakin saygıyı itiraf edecek olgunlukta değiller! Uluslararası güçler, devlet, hükümet, muhalefet, istihbarat… Herkes Öcalan’ın tutsak edilmesinin veya özgürlüğe kavuşmasının yaratacağı etkiyi biliyor! Ama 30 yıllık kirli savaşla yarattıkları ırkçılık batağının naçarlığından kurtulamıyorlar.
Öcalan, binlerce yıllık erkek egemen zihniyetle esir edilmiş kadının özgürlüğüdür. Evladını yitiren gerilla annesinin acıya direnme gücüdür. 30 yıldır kar, kış, soğuk, sıcak demeden toprağı döşek, geceyi yorgan, taşı yastık yapıp dağları mesken tutan canların özgür yarınlara duyduğu hasrettir. Öcalan, “Faili meçhul” katliamlarda yetim kalan yoksul Kürt çocuğunun gözyaşı, canilerin katliamından Şengal Dağı'na sığınan Êzîdî çocuğun yürek çırpınışıdır. Öcalan, akla hayale gelmez yöntemlerle zulmedilen, ırkçı yöntemlerle birbirine yabancılaştırılan Anadolu, Mezopotamya ve Ortadoğu halklarının özgür, eşit yaşamda kucaklaşma özlemidir. Öcalan, Mazlum Doğan’ın zindanı aydınlatan kibritindeki ışık, Kemal Pir’in “Yaşamı uğruna ölecek kadar sevmesindeki” kutsal erdem, Beritanların hoyrat zulmüne inat dipsiz uçurumlarda kanatlanıp uçmasıdır. Öcalan, Mem û Zin’in sevdası, Ahmedê Xani’nin ilmi, Feqiye Teyran’ın duygusudur. Öcalan, Baba Taher Hemedani’nin hikmeti, Şex Adi’nin himmeti, hak ve hakikat âşıklarının lezzetidir.
Victor Hugo der ki; “Diyalog insanı geliştirir ama dehanın okulu yalnızlıktır!” Onu tutsaklığa, yalnızlığa, tecride ve giderek unutulmaya mahkum etmek isteyenler hakikati ve toplumsal, inançsal, kültürel, siyasi, örgütsel ilişkiyi tüketeceklerini sandılar. Öcalan ile Hak, hakikat, toplum ve örgüt arasındaki ilişki canlıdır, yaşamın kendisidir! Mademki, “Çözüm sürecindeyiz” çözüm yaşama, insana, eşitliğe ve barışa saygı duymak, özgürlüğü tanımaktır. Ey devlet erkânı Öcalan’ın özgürlüğünü tanıyın! Siz de insanlaşacak, özgürleşeceksiniz… Öcalan’a özgürlük…
Öcalan’a özgürlük…
15 yıllık tutsaklık, tecrit, kuşatma, hakaret, saldırı, aşağılama, sıradanlaştırma, silme, yok etme çabası ve duygusu, düşüncesi, üretimi tutsak edilememiş bir insan! 15 yıllık tutsaklık bir bireyin tutsaklığı değildir. Öcalan şahsında tutsak edilen sadece Kürt halkının barış, demokrasi, özgürlük, eşitlik istemi de değil, Türkiye ve Ortadoğu halklarının özgürlük mücadelesidir. Öcalan birey olmaktan çıkmış tarihi, toplumsal, kültürel, inançsal, siyasi, insani olan ne varsa özdeş olmuştur. Dolayısıyla Öcalan’ın özgürlüğü bireyin özgürlüğü değildir. Kadim insanlık tarihinden günümüze, günümüzden geleceğe uzanan hakikat arayışının özgürlüğüdür. Hakikatin özgürlüğünü anlatmaya siyasetin dili yetmez! Hakikat siyaseti aşan felsefi bir durum olup özgün ve derin bir anlam taşır.