• Öcalan’ın avukatlarından Faik Özgür Erol, salgın tehdidine rağmen başvurularına yanıt verilmediğini söyledi.

Asrın Hukuk Bürosu avukatlarından Faik Özgür Erol, Öcalan ve İmralı’daki tutsaklardan haber alamadıklarını, salgın karşısında tedbir alınıp alınmadığını bilmediklerini ifade etti.

Kürt sorununu çözme iddiasıyla 2013’te başlatılan “diyalog süresi" kapsamında oluşturulan İmralı Heyeti’nin 5 Nisan 2015’te Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’la yaptığı son görüşmenin üzerinden 5 yıl geçti. Öcalan’la görüşmelerin kesildiği o tarihten bu yana Kürt sorununa dair çözümsüzlük hali derinleşti, siyasi iktidar daha fazla otoriterleşti, halklar ve muhalefet üzerindeki baskılar arttı ve daha önce görülmemiş düzeyde insan hakları ihlalleri yaşandı.

Avukatları ile 27 Temmuz 2011’den itibaren görüştürülmemeye başlanan Öcalan, cezaevlerinde başlatılan açlık grevleri sonuncunda 8 yıl sonra ilk kez 2 Mayıs 2019’da avukatlarıyla görüşebildi. Bunu yenilenen İstanbul seçimleri sürecine denk gelen dönem içerisinde 22 Mayıs, 12 Haziran, 18 Haziran ve 7 Ağustos olmak üzere dört görüşme daha izledi. Sonrasında İmralı’nın yolu avukatlarına yeniden kapatıldı.

 Öcalan, son olarak İmralı Adası’nda çıkan bir yangın sonrası 3 Mart'ta kardeşi Mehmet Öcalan ile görüştürüldü. Öcalan, verdiği mesajında hala 2013’teki Amed Newrozu’nda açıkladığı çözüm noktasında olduğunu ifade etti. Öcalan’ın müdafiliğini yürüten Asrın Hukuk Bürosu avukatlarından Faik Özgür Erol, MA’dan Berivan Altan ile söyleşisinde, Öcalan’ın ağır sorunlar karşısında bir arada yaşama ve barışçıl çözüm iradesi yönünde yapıcı olduğunu ve bu yapıcılığını sadece toplumun belli bir kesimini değil, devleti ve toplumsal kesimleri birlikte kapsayan bir yönde yaptığını vurguladı.

Yanıt alamazsak da ısrarcıyız

İmralı’da salgına dönük tüm tedbirlerin eksiksiz olarak alındığından emin olmak istediklerini belirten Erol, mevcut tecrit hali bu yönde bir denetimi, gözlemi engellediği için bir dizi talep ve bilgi içeren başvurularda bulunduklarını söyledi. Özellikle adada test kitlerinin bulundurularak hem müvekkillerin hem de onlarla temasta bulunan görevlilerin düzenli olarak teste tabi tutulmaları, erken tanı ve tedavi için önemine işaret eden Erol, “Tıbbi koruyucu malzemelere (eldiven, maske, dezenfektan gibi), temizlik ve hijyen maddelerine, havalandırma ve güneş ışığından yararlanma şartlarına erişimlerinin eksiksiz gerçekleştiğinden emin olmak istiyoruz. Yine salgın vesilesiyle Adalet Bakanlığı’nca cezaevlerine dair alınan tedbirler, düzenlenen yönetmelikler var. Bu tedbirlerin İmralı’da uygulanıp uygulanmadığına dair bilgi sahibi olmak isteriz” dedi.

Cezaevlerinde ziyaretçi kabullerinde kısıtlamalar olsa da bu süreler telefonla görüşme haklarının artırılmasıyla telafi edilmeye çalışıldığını hatırlatan Erol, şöyle devam etti: “Ancak bizler biliyoruz ki Sayın Öcalan ve üç arkadaşına da İmralı’da hiç telefon hakkı kullandırılmadı. Diğerleri, geldikleri cezaevlerinde (2015’te İmralı’ya getirildiler) düzenli olarak telefon hakkını kullanıyorlardı. İmralı’ya geldikleri anda bu hak birdenbire ortadan kalktı. Bir cezaevinden diğerine mi, yoksa bir hukuk sisteminden diğerine mi nakledilmişlerdi? Dolayısıyla bu dönemde diğer cezaevlerinde uygulanan ek süreli telefonla görüşme hakkının ve diğer görüntülü ve sesli cihazlarla görüşebilme olanaklarının İmralı’da da uygulanması gerekmektedir. Şu ana dek taleplerimize herhangi bir yanıt almadık, ancak bu taleplerin sürdürülmesinde ve karşılanmasında son derece ısrarlıyız.”

İSTANBUL