Öcalan önderliğindeki Kürt Özgürlük Hareketi’nin 1993’ten beri ısrarla sürdürdüğü Barış ve Demokratik Siyasi Çözüm paradigması, Bingöl saldırısı, Şam’da Öcalan’a suikast girişimi, Çekiç Harekatı, Uluslararası komplo, 1999’da geri çekilen gerillalara kurulan pusular, Pişmanlık Yasası, Zap operasyonu, Amed saldırıları, Silvan provokasyonu, Oslo görüşmelerinin sızdırılması, Paris Suikastı, Kobanê kuşatması ve Cizre’deki çocuk katliamları gibi birçok karşıt girişimi ve yol kazasını atlatarak Dolmabahçe Mutabakatı ve Öcalan’ın net Newroz mesajıyla ete kemiğe bürünmeye başladı.  

Henüz her şey bitti diyemiyoruz çünkü, bu sürecin aktörlerinden biri olan Erdoğan’da son zamanlarda klasik devlet anlayışının yeniden nüksetmeye başladığının görülmesi hepimize temkinli olmak gerektiğini salık veriyor.  

Öcalan’la birlikte başlattıkları bu çözüm sürecinde Erdoğan’ın gelinen aşamada sürecin önünü tıkayan bir çizgiye savrulması ne sadece seçim hesaplarıyla ne Erdoğan’ın artık gün yüzüne çıkmış zihniyet dünyasıyla ne de 17-25 Aralık soruşturmalarının olası sonuçlarının Erdoğan’ı geleneksel devletçi çizgiye mahkum ve mecbur ettiği görüşü ile açıklanabilir.

Bunların hepsinin ayrı ayrı etkisi olabilir ancak kanımca Türkiye’nin varlık-yokluk meselesi olan çözüm sürecindeki bu savruluş, devlet katındaki büyük ve derin bir bölünmeye işaret ediyor. Devletin parçalı iradesini toparlayamadığı gibi yarılmanın da derinleştiği ve keskinleştiğini gösteriyor. 

Umarım böyle değildir ve umarım bu savruluşun iddia edildiği gibi kişisel, psikolojik nedenleri vardır. Aksi durumda hepimizi zor günlerin beklediğini söyleyebilirim. Müneccim olmaya gerek yok. Erdoğan’ın bu tavrı ürkütüyor ve halklarımızı zor günlerin beklediğinin haberini veriyor. 

Daha 2013 Newroz mesajında dile getirilen Türk-Kürt ittifakının o gün de eşit yurttaşlık temelinde gerçekleşeceği biliniyordu. Bunu da en iyi Erdoğan’ın kendisi biliyordu. Süreç bu amaç için başlatıldı. Her ayrıntının İmralı’da konuşulmadığını, bu meselelerde asgari müştereklerde buluşulmadığını kim iddia edebilir?

Bu gerçek ortada duruyorken Erdoğan şimdi kalkmış Dolmabahçe fotoğrafına tahammülsüzlük gösteriyor. İzleme Heyeti’ne karşı çıkıyor. Ana dilde eğitimi reddediyor.

Ve böylece halklarımızı çözüm sürecinin ruhuna ters bir savruluşla karşı karşıya bırakıyor. 

Bir şeyi belirtmekte daha yarar var: Erdoğan’ın çözüm sürecini başlatan güçlü lider olduğu yanılsamasını da bir yere not etmeliyiz.  

Erdoğan buraya kendiliğinden gelmedi, Öcalan’ın İmralı koşullarında sabırla, emekle, bin bir özveriyle ördüğü politikalar ve asıl devletin geleceğin büyük Türkiye vizyonunun Türk-Kürt ittifakından geçtiğini görmesi ve bu noktada Erdoğan’ı kerhen de olsa ikna etmesiyle geldi.  

Şimdi öyle görünüyor ki asıl devlet, devletin geri kalanını barış, çözüm ve ittifak projesine henüz ikna etmiş değil. Burada büyük bir çatlak olduğu anlaşılıyor. Erdoğan bize bunun mesajını veriyor.

Cumhurbaşkanının İmralı’nın meşruiyetinin artıyor olmasını ‘tehlikeli’ bulması, tehlikenin boyutunu gösteriyor. Ne de olsa Öcalan’a karşı klasik devlet refleksinin bu olduğu biliniyor.  

Kaldı ki Erdoğan’ın kendisi de şimdiye kadar bunun tersi bir politika izliyor, Öcalan’ın güçlenen meşruiyetinden ‘mutmain’ görünüyordu. Ne oldu, ne değişti de Cumhurbaşkanı şimdi bunun ‘tehlikeli’ olduğunu söylüyor? 

Özcesi; görkemli Newroz kutlamalarına, Öcalan’ın kalıcı barış yolunda yaptığı açılımlara rağmen Erdoğan’da somutlaşan tavır ciddi sorunlarla karşı karşıya kalınacağını gösteriyor. 

Dolayısıyla bunun aşılması için Kürt Siyasi Hareketi’nin arkasına aldığı güçlü halk desteğiyle barışı ve çözümü sonuna kadar zorlaması, ittifaklarını bu temelde kurması, seçime de bütün gücüyle ve bütün hücreleriyle asılması gerekiyor. 

Şimdi demokratik siyaseti güçlü bir zafer bekliyor. Halklarımızın ortak çıkarı bunu gerektiriyor. Tersi durumdaysa kriz kaçınılmaz görünüyor.  

Herkesin hesabını kitabını buna göre yapması, adımlarını bu gelişmelere uygun olarak atması, kısır çekişmeleri, küçük işleri bir kenara bırakması, iyimser ama bir o kadar da temkinli olması gerekiyor...